Ana içeriğe geç

Özel sektör borçlanma piyasasındaki görünüm

Özel sektör borçlanma piyasasındaki görünüm
Ekonomim.com
16

Reel sektör ihraçlarında ortalama vade 324 gün olurken ortalama ihraç büyüklüğü 353 milyon TL tutarında. İhraççı şirketlerde ilk sırayı enerji, ikinci sırayı otomotiv ve üçüncü sırayı da gıda şirketleri alıyor.

Özel sektör borçlanma araçları piyasası, son 12 yılda 10 misli, son 5 yılda ise 5 misli bir büyüme gerçekleştirmiştir. 2009 yılından bugüne kadar 458 farklı şirketin bu piyasa üzerinden borçlanma imkanını kullandığını görüyoruz.

Gelişmekte olan ülkelerin mevcut özel sektör borçlanma araçları stok/devlet iç borç rasyosunun %63 olduğunu, Türkiye’de ise aynı oranın %10 olduğunu görüyoruz. Benzer bir şekilde özel sektör borçlanma araçları stok/GSYİH oranının gelişmekte olan ülkelerde %26 iken Türkiye’de %1 olduğunu söyleyebilirim.

Özel sektör borçlanma piyasasındaki görünüm - Resim : 1

Borsa İstanbul (BİST) bünyesinde yoğun bir şekilde gerçekleşen halka arz furyasının içerisinden geçtiğimiz sıcak yaz günlerinde sizlere Ak Yatırım tarafından hazırlanan “Türk Lirası Özel Sektör Borçlanma Araçları Piyasası” raporu içeriğinden kısaca bahsetmek istiyorum.

2016-2026 arasında geçen 10 yıllık zaman zarfında, TL cinsi özel sektör borçlanma araçlarında ihraç tutarı, 2016 yılındaki 89 milyar TL’den2025 sonunda 957 milyar TL’ye doğru çok ciddi bir yükseliş kaydetmiştir. Borç stok miktarı da aynı yönde bir büyüme sergileyerek 2016 yılında 54 milyar TL’den 2025 yılı sonunda 668 milyar TL’ye çıkmıştır.

Böylece özel sektör borçlanma araçları (ÖSBA) piyasası son 12 yılda 10 misli, son 5 yılda ise 5 misli bir büyüme gerçekleştirmiştir. 2009 yılından bugüne kadar 458 farklı şirketin bu piyasa üzerinden borçlanma imkanını kullandığını görüyoruz. Bu şirketlerin 238’inin reel sektör firması, 175’inin banka dışı finans şirketi olduğunu 45’inin ise banka olduğunu görüyoruz.

Bu piyasa çok daha fazla gelişmeye açık

Piyasasının gelişmeye muhtaç olduğu ilk yıllarda, banka ve banka dışı finans kuruluşlarının ihraçlarının yoğun olarak gerçekleştiğini gördükten sonra son yıllarda reel sektör kesiminden gelmekte olan ihraçların banka ihraçlarını aştığını tecrübe ediyoruz.

Geçen 10 yıllık tecrübeye rağmen bu piyasanın çok daha fazla gelişmeye açık olduğunu söyleyebilirim. Gelişmekte olan ülkelerin mevcut ÖSBA Stok/Devlet İç Borç rasyosunun %63 olduğunu, Türkiye’de ise aynı oranın %10 olduğunu görmekteyiz. Benzer bir şekilde ÖSBA Stok/GSYİH oranının gelişmekte olan ülkelerde %26 iken Türkiye’de %1 olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda kalıcı bir şekilde tek hanelerde sürdürülebilir düşük enflasyon ortamına geçmesi durumunda bu piyasadaki gelişmenin çok daha hızlanarak devam edeceğini ifade edebilirim. O durumda bankacılık kesiminde reel sektöre yönelik TL ticari kredi payının düşüklüğü ÖSBA piyasasının gelişmesinin önündeki en önemli itici güç olacaktır.

Bankaların yapmakta oldukları ÖSBA ihraçlarının ortalama vadesi 172 gün şeklindedir. Ortalama ihraç büyüklüğü 1 milyar TL tutarında gerçekleşmiştir. Son 1 yıldır yapılan ihraçların büyük bir kesimi sabit getirili faiz ödemesi şeklinde olmaktadır.

Reel sektörün yapmakta olduğu ÖSBA ihraçların ise sabit ve değişken faizli payı hemen hemen yarı yarıya yakın bir şekilde ilerlemektedir. Reel sektör ihraçlarında ortalama vade 324 gün şeklinde olurken ortalama ihraç büyüklüğü 353 milyon TL tutarındadır. İhraççı şirketlerde ilk sırayı enerji ikinci sırayı otomotiv ve üçüncü sırayı da gıda şirketleri almaktadır.

ÖSBA piyasasına alıcıların stok dağılımı yönünden göz attığımızda ilk sırayı %39 ile yatırım fonlarının aldığını görmekteyiz. Daha sonra bankalar, emeklilik yatırım fonları, hanehalkı ve sigorta şirketleri şeklinde bir dağılımın olduğunu görmekteyiz.

12 trilyon TL’ye yakın miktarda portföy yönetmekte olan portföy yönetimi şirketlerinin bu piyasada aktif olarak yer aldıklarını söyleyebilirim. Ancak bankacılık sistemi içerisinde 8,7 trilyon TL mevduatı bulunan gerçek bireysel yatırımcıların sadece 51 milyar TL tutarında stok ÖSBA portföyü taşımaları üzerinde iyice düşünmemiz gerekmektedir.

Bu kadar düşük bir oranda bir portföy payı bulunduran bireysel yatırımcıların çekindikleri en önemli riskler kredi ve likidite şeklinde olduğunu düşünüyorum. Özel sektör borçlanma piyasasındaki kredi riski konusuna 15 Ocak 2026 tarihli ekonomim gazetesi yazımda detaylı bir şekilde incelemiştim. Konuya ilgi duymakta olan okuyucuların o yazımı okumalarını tavsiye ederim.1

Bir kredi risk vakası

Nitelikli bireysel yatırımcıların bu piyasaya yeterince teveccüh göstermemesine yönelik bir sebebe örnek olarak yakın zamanda yaşanmış olan bir kredi risk vakası verilebilir.

BİST pazarında halka da açık bir firma olan Kontrolmatik Teknoloji (KONTR), 15 Mayıs 2026 tarihinde vadesi gelen iki farklı özel sektör borçlanma aracına (tahvil ve finansman bonosu) ait anapara/kupon ödemelerini finansal koşullar sebebiyle gerçekleştirememiştir. Şirket toplam 850 milyon TL'yi bulan ÖSBA piyasasındaki anapara ve kupon borç ödemelerini gerçekleştirememiştir.

Şirket, mayıs ayındaki tahvil ve finansman bonosu ödemelerini yapamamış ve Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından temerrüde düştüğü açıklanmıştır. Temerrüt durumunun ardından şirket, mevcut banka kredileri ve borçlarının yapılandırılması amacıyla Halkbank ve Vakıfbank'a başvuruda bulunmuştur. Borç yapılandırma görüşmeleri devam ederken, yaşanan finansal problem şirketin borç yükünün yönetilebilirliği hakkında çok ciddi soru işaretleri yaratmıştır.

Borsa İstanbul, şirketin borç geri ödeme sorunları ve yapılandırma süreci nedeniyle KONTR paylarını Yıldız Pazar statüsünden çıkarmıştır. Hisseler, 18 Haziran 2026 tarihi itibarıyla riskli şirketlerin takip edildiği Yakın İzleme Pazarı'na (Gözaltı Pazarı) dahil edilmiştir.

Geçmişte GÇS Metal, Bimeks, Aynes Gıda gibi şirketler de bu piyasada temerrüt riski ile karşı karşıya kalmışlardı. Dolayısı ile nitelikli yatırımcıların bu alanda yapacakları doğrudan tahvil yatırımlarında şirketlere yönelik olarak kredi analizlerini, kredi derecelendirme raporlarını ve risk değerlendirmelerini şahsen yapabilecek yetkinlikte olmaları büyük zaruriyet arz etmektedir.

Öncelikle ihracı olacak firmanın faaliyet gösterdiği sektörün yapısı, sektörel rekabeti, makroekonomik eğilimler ve şirketin bu sektördeki pazar payı analiz edilmelidir. Şirket yönetiminin kalitesi, stratejik vizyonu, risk yönetim politikaları, ortaklık yapısı ve şeffaflık seviyesi değerlendirilmelidir. Tüm bu veriler sonucunda şirketin finansal sağlığını özetleyen ve genellikle AAA ile D (veya türevleri) arasında değişen uluslararası veya yerel bir kredi notunu içeren kredi derecelendirme raporu incelenmelidir. (uygulamada reel sektör firmalarının çoğunluğuna ilişkin rapor bulunamayacaktır) Daha sonra şirketin finansal taahhütlerini yerine getirme kabiliyeti hakkında ileriye dönük senaryolar ve finansal görünümü değerlendirilmelidir.

Tüm bu kapsamlı çalışmaları nitelikli yatırımcıların gerçekleştirmesinin mümkün olamayacağı için bu alanda risk almak isteyen yatırımcıların özel sektör borçlanma araçları yatırım fonları üzerinden yatırım yapmaları en isabetli seçenek olacaktır.

[1] https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/ozel-sektor-borclanma-piyasasindaki-kredi-riski/868898

Kaynağa Git

İlgili Haberler