Doğanın kaotik iklim aktörü El Niño, ısınan Pasifik Okyanusu'nda oluştu ve tarihi bir güç seviyesine ulaşmasının beklendiğini, meteorologlar 11 Haziran’da açıkladı.
Uzmanlar, doğal bir ısınma döngüsü olan El Niño’nun, hâlihazırda fosil yakıt kaynaklı kirlilik nedeniyle ısınan gezegeni daha da ısıtacağını ve dünyanın dört bir yanında aşırı hava olaylarını büyük ölçüde körüklemesinin muhtemel olduğunu söylüyor.
Meteorologlar, 1997’de başlayan ve sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar, hortumlar ve orman yangınlarının yol açtığı milyarlarca dolarlık hasarda payı bulunan rekor El Niño’ya rakip olacağını, hatta onu aşacağını öngörüyor.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), ekvator yakınlarındaki Pasifik’in ısınmasıyla ortaya çıkan ve dünya çapında hava düzenlerini etkileyen El Niño’nun varlığını resmen doğruladı. NOAA’nın açıklamasına göre, bu sonbaharın sonu ile kış başında El Niño’nun o kadar şiddetlenme olasılığı yüzde 63 ki, “1950’ye uzanan tarihsel kayıtlardaki en büyük El Niño olayları arasında yer alacak”.
Clark Üniversitesi’nden iklim bilimci Abby Frazier, El Niño’nun sıcak ve derin sularının, “yüzeye fazladan büyük miktarda ısı taşıyarak dünyanın pek çok yerinde çok sayıda aşırı hava olayını beslediğini” söylüyor.
“Özellikle Pasifik’te durum çok kısa sürede vahim bir hâl alabiliyor” diyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, El Niñoyu “acil bir iklim uyarısı” olarak nitelendirdi.
Guterres, yayımladığı video mesajında “El Niño koşulları, ısınan dünyamızdaki yangına adeta benzin dökecek” dedi.
El Niño’nun etkileri kazananlar ve kaybedenler yaratıyor
Bu hava olayının etkileri bölgeden bölgeye değişiyor. El Niño, Atlantik kasırga sezonundaki faaliyeti genellikle azaltıyor ancak tamamen ortadan kaldırmıyor; buna karşılık Pasifik’te fırtına etkinliğini artırıyor. Frazier’e göre bu yüzden ABD’nin doğu ve Körfez kıyıları biraz nefes alabilecek olsa da Hawaii ve diğer adalar daha büyük tehlike altında.
İklim bilimcilere göre kuraklığın pençesindeki Orta Doğu bu süreçten fayda görebilir. Diğer bazı yerler ise daha fazla riskle karşı karşıya. Onlarca yıl önce ilk El Niño’ların gözlemlendiği Güney Amerika’nın batı kesimlerinde, çoğu zaman çok şiddetli yağışlar ve seller ile birlikte olağanüstü sıcak yazlar yaşanıyor. Hindistan’ı daha yoğun sıcak hava dalgaları beklerken, Avustralya kuraklık, orman yangınları ve aşırı sıcak tehdidi altında.
Columbia Üniversitesi’nden iklim bilimci ve El Niño uzmanı Muhammad Azhar Ehsan, Kuzeydoğu Afrika’nın şiddetli kuraklıktan tehlikeli ölçüde yoğun yağışlara uzanan sert bir hava dalgalanması yaşama ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor.
NOAA İklim Tahmin Merkezi operasyon birimi şefi Jon Gottschalck, ABD’de El Niño’nun güney eyaletlerde daha şiddetli fırtınalara ve daha yoğun yağışlara yol açabildiğini, ancak genel olarak ülkenin tarım sektörüne de fayda sağlama eğiliminde olduğunu belirtiyor.
Yatırım araştırma şirketi Moby’de meteorolog ve araştırma direktörü olan Michael Ferrari, başta soya fasulyesi olmak üzere tahıl ve tohum üretimi için 18 büyük üretici eyalette koşulların elverişli göründüğünü, ancak süt ve besi hayvancılığı açısından tabloyun daha karmaşık olduğunu söylüyor.
Gottschalck, “aşırı” düzeyde kar kuraklığı yaşayan kuzey Kayalık Dağları ve güneybatı bölgelerinin yaz aylarında zaman zaman güçlü yağışlar alabileceğini de belirtiyor. ABD’deki en büyük etki ise çoğunlukla kış aylarında görülüyor; bu dönemde güney eyaletler daha yağışlı, Pasifik Kuzeybatısı ise daha sıcak ve kurak olabiliyor.
Ancak Stanford Üniversitesi’nden iklim ekonomisti Marshall Burke, genel olarak bu hava olgusunun yükselttiği sıcaklıkların ABD’nin ekonomik büyümesini frenleyebileceğini söylüyor. Birçok iklim bilimci, sonbahar ya da kış aylarında zirveye ulaşması beklenen bu El Niño’nun gecikmeli etkileri nedeniyle 2027’nin kayıtlara geçen en sıcak yıl olacağını tahmin ediyor.
Burke, “Sıcaklıklar normalin üzerine çıktığında ABD ekonomisinin daha yavaş büyüdüğüne dair oldukça net kanıtlarımız var” diyor.
El Niño’nun güçlü erken işaretleri
El Niño’nun yol açtığı aşırı hava olayları, ne zaman geliştiğine de bağlı.
Bilim insanlarına göre El Niño’lar genellikle yaz aylarında oluşuyor, sonbaharın sonu ile kış başında zirve yapıyor ve bir sonraki ilkbaharda yavaş yavaş sönümleniyor.
Ancak Ehsan’ın ekibi, son haftalardaki güçlü erken sinyallere dayanarak bu El Niño’nun zirve noktasına bir ya da iki ay daha erken ulaşacağını öngörüyor. Princeton Üniversitesi’nden iklim bilimci Gabriel Vecchi, bu ölçekteki büyük El Niño’ların ayrıca daha uzun sürme eğiliminde olduğunu söylüyor.
Vecchi, Pasifik’in yüzeyine doğru yükselen daha sıcak sular da dahil olmak üzere erken göstergelerin o kadar güçlü ve belirgin olduğunu, bu yüzden tahmincilerin tamamının aynı son derece güçlü El Niño’yu öngördüğünü belirtiyor ve yılın bu döneminde El Niño tahminlerinin çoğu zaman birbirinden çok farklılaştığını hatırlatıyor.
Frazier ve diğer uzmanlara göre, dünyanın kömür, petrol ve gaz yakılmasıyla ısınmaya devam etmesi, gelecekte El Niño’ların daha güçlü olacağı anlamına geliyor. Ancak Frazier, bu El Niño’nun o eğilimin bir parçası olup olmadığını söylemek için henüz çok erken olduğunu vurguluyor.
Resmen oluştuğu ilan edilmeden önce bile bu El Niño’ya, “süper”den “Godzilla”ya uzanan lakaplar takılmıştı.
Columbia Üniversitesi’nden Ehsan, “Korkmalarını istemek yerine insanlardan hazırlıklı olmalarını isteyebiliriz” diyor.