Ana içeriğe geç

İnsan kaynaklı iklim krizi kıyı sel riskini artırıyor: Araştırma

Yeni araştırmalara göre, 1960’lardan bu yana deniz seviyelerinin yükselmesinin başlıca nedeni, insan kaynaklı küresel ısınma oldu.

İnsan kaynaklı iklim krizi kıyı sel riskini artırıyor: Araştırma
Euronews Türkçe
16

Kıyı bölgelerinde eskiden nadir görülen aşırı taşkınlar, insan kaynaklı iklim değişikliği deniz seviyelerini yükselttikçe çok daha yaygın hale geliyor; 10 Haziran’da yayımlanan yeni bir araştırmaya göre.

Uzmanlara göre bulgular, gezegen ısınırken taşkınlara ve kıyı altyapısına ilişkin planların yapılması açısından hayati önem taşıyor.

Bu büyük kıyı taşkınları, zaten yükselmekte olan deniz seviyelerine yüksek gelgitler ve fırtına kabarmaları eklendiğinde meydana geliyor. Bunların üzerine doğal iklim döngüleri ve diğer insan etkileri de biniyor.

Bilim insanlarına göre iklim değişikliği, Ian Kasırgası gibi, 2022’de ciddi su baskınlarına yol açan fırtınaları güçlendirdi. Taşkınlar, her yıl dünyadaki alçak kıyı bölgelerinde yaşayan yüz milyonlarca insanı tehdit ediyor. Aynı zamanda milyarlarca avroluk hasara neden oluyor ve can kaybına yol açabiliyor.

Kıyı şeridini herhangi bir yılda vurma olasılığı tarihsel olarak yüzde 1 olan taşkınlar, Nature Climate Change dergisinde çarşamba günü yayımlanan yeni bir çalışmaya göre artık ortalama olarak 12 kat daha olası hale geldi. Araştırma, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle bu tür olayların yaklaşık dört kat daha sık yaşandığını ortaya koyuyor.

'Bugün meydana gelen her kıyı taşkınında insanın parmağı var'

Araştırmacılar, kıyı taşkınlarına yol açan aşırı deniz seviyesi olaylarının ne sıklıkta meydana geldiğini, 100’den fazla noktadaki gelgit ölçerlerin uzun dönemli kayıtlarını ve iklim modellemesini kullanarak inceledi.

Çalışma, 1900 ile 2005 yılları arasındaki artışı ele aldı. 2005 sonrası döneme gidilmedi; çünkü o tarihten sonra insan kaynaklı iklim değişikliği etkilerini net biçimde ortaya koyabilecek yeterli model bulunmuyor. Araştırmacılar, kıyı aşırılıklarındaki değişimlere insan katkısı o tarihten bu yana yalnızca arttığı için, bulgularının bugünkü riski muhtemelen olduğundan düşük gösterdiğini belirtiyor.

Bilim insanları, meydana gelen değişikliklerin ne kadarının insan faaliyetlerinden, ne kadarının doğal etkenlerden ya da arazi yapısındaki değişimlerden kaynaklandığını inceledi. 20. yüzyılın başlarındaki deniz seviyesi değişimleri büyük ölçüde doğal etkenlerle açıklanabilse de, araştırmacılar 1960’lardan bu yana deniz seviyesindeki yükselişin başlıca nedeninin insan kaynaklı ısınma olduğunu ortaya koydu.

Çarşamba günü Science Advances dergisinde yayımlanan ayrı bir çalışma da, özellikle 2000-2018 döneminde büyük taşkınların yaşandığı günlerin yaklaşık yüzde 58’inde görülen aşırı deniz seviyelerinin iklim değişikliğinden kaynaklandığını göstererek bu görüşü destekliyor. Aynı çalışmaya göre iklim değişikliği, 1970’lerden bu yana denizin aşırı taşkın eşiklerini aştığı gün sayısını ortalama olarak neredeyse üç katına çıkardı.

Science Advances makalesinin eş yazarı ve Climate Central’ın baş bilim insanı Ben Strauss, “Bugün yaşanan her kıyı taşkınında, iklim değişikliği üzerinden insanın parmağı var” diyor. “Küresel ısınmanın yol açtığı o ilave deniz seviyesi artışı olmasaydı, bu olayların çoğu sel düzeyine ulaşmazdı.”

Fosil yakıtların yakılması deniz seviyesinin yükselmesinde 'belirleyici etken'

Çalışmanın başyazarı Sönke Dangendorf, Nature Climate Change’teki araştırmanın tek tek insan kaynaklı etkenleri ayrıntılı biçimde incelemediğini söylüyor ancak petrol, gaz ve kömür gibi fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkan sera gazlarının en belirleyici unsur olduğunun altını çiziyor.

Aynı zamanda Tulane Üniversitesi’nde doçent olan Dangendorf, “1970’lerden bu yana açık ara baskın etken bu ve elbette bu iyi bir haber değil” diyor. Tehdidin büyüdüğünü, toplumların buna hazırlanmak için daha fazlasını yapması gerektiğini vurguluyor.

Her iki çalışmada da yer almayan, emekli ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu okyanus bilimci Jeff Williams, araştırmanın planlamacıların artan tehditleri hesaba katması gerektiğini gösterdiğini söylüyor. Kıyı korumasını güçlendirmek için ne kadar paraya ihtiyaç duyulacağını ve bunun faturasını kimin ödeyeceğini de düşünmeleri gerektiğini belirtiyor.

Williams’a göre örneğin ABD’deki New Orleans’ı koruyan mevcut önlemler, “muhtemelen önümüzdeki birkaç on yılın ötesi için yeterli olmayacak”.

Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını giderek daha fazla kullanıyor. Geçen yıl temiz enerji üretimi, küresel elektrik talebindeki toplam artışı geride bıraktı ve yenilenebilirlerin payı, dünya elektrik karmasında ilk kez üçte birin üzerine çıktı.

Hatta Trump yönetiminin fosil yakıtları teşvik ettiği ABD’de bile, kömür santralleri gerilerken güneş enerjisi büyüyor. Bu nedenle bilim insanları, dünyanın artık ısınma açısından en kötü senaryo rotasında olmadığını, ancak en iyi senaryoya da ilerlemediğini söylüyor.

Tulane Üniversitesi’nden Dangendorf, “Deniz seviyesindeki görece küçük bir artışın bile kıyılarımız üzerinde oldukça büyük etkileri olabilir” diyor.

“İşin iyi tarafı, ne kadar emisyon yaptığımız üzerinde kontrol sahibi olmamız, öyle değil mi?” diye ekliyor. “Dolayısıyla bu gidişatı en azından belli ölçüde durdurabiliriz.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler