Ana içeriğe geç

Salzburger Festspiele’de üçüncü neslin büyük çıkışı

Dünyaca ünlü “Salzburger Festspiele” (Salzburg Şenlik Oyunları) 2 Ağustos’ta perdelerini açıyor.

Salzburger Festspiele’de üçüncü neslin büyük çıkışı
Cumhuriyet
16

Dünyaca ünlü “Salzburger Festspiele” (Salzburg Şenlik Oyunları) 2 Ağustos’ta perdelerini açıyor. Festivalde bu yıl bir isim dikkat çekiyor: Ersan Mondtag. Asıl soyadı Aygün. Türk asıllı, Alman vatandaşı, 39 yaşında bir tiyatro ve opera yönetmeni. Festivalde olacağız.

Bu hikâyeyi neden anlatıyoruz?

Çünkü bu sadece bir opera gecesi değil. Sahnenin arkasında Berlin-Neukölln’deki 60 metrekarelik bir dairenin sesi var. Bir “Gastarbeiter”ın, yani bir misafir işçinin torununun sesi var. Daha doğrusu, yalnız bir ailenin değil; Avrupa’nın sanayisini sırtında taşıyan ama çoğu zaman görünmez kalan koca bir kuşağın sesi var.

Dedesi Hasan Aygün, Orta Anadolu’nun yoksul bir köyünden 1960’lı yıllarda Batı Berlin’e geldi. Berlin, onun için çıkışsız bir yoksulluktan kaçmanın belki de tek yoluydu. Fakat bu yol aynı zamanda ölümcül bir tuzağa dönüştü. Asbest içeren yapı malzemeleri üreten “Eternit” firmasında otuz yılı aşkın süre çalıştı. Almanya’da asbestin işlenmesi ancak 1993 yılında yasaklandı. Hasan Aygün ise emekliliğinin hemen ardından, yıllarca soluduğu toksik liflerin neden olduğu ağır akciğer hastalığı sonucu yaşamını yitirdi.

Torunu Ersan ise yıllar sonra dedesinin taşıdığı yükü başka bir sahneye taşıdı. Venedik Bienali’nde Almanya’yı temsil etti. Büst serisinin yüzey kaplamasında Türkiye’deki dedesine ait araziden getirilen toprağı kullandı. O toprak yalnızca bir malzeme değildi; Anadolu’dan koparılıp Berlin fabrikalarına taşınan bir yaşamın, bir emeğin, bir kırılmanın sembolüydü. Geç gelen bir tanınma -belki tam adalet değil- ama unutulmamaya karşı güçlü bir direnç.

Soyadı değişikliği de bu ruhun ürünü. “Aygün” silinmedi; sadece başka bir dile taşındı. Ay, Almancada “mond”; gün ise “tag”. Böylece Aygün, Mondtag oldu. Türkçe soyadı hâlâ orada; sadece başka bir dilde yaşamaya devam ediyor.

Bu yaz Ersan Mondtag, “Salzburger Festspiele” sahnesinde Richard Strauss’un “Ariadne auf Naxos” operasını yönetiyor. Şef kürsüsünde Manfred Honeck, orkestrada “Wiener Philharmoniker”; dünyanın tartışmasız en saygın müzik topluluklarından biri. İlk gösterim 2 Ağustos’ta. 28 Ağustos’a kadar altı kez sahnelenecek. Bu, Mondtag’ın Salzburg’daki ilk prodüksiyonu. Üstelik ilk gelişinde küçük bir işle değil, Strauss’un en katmanlı operalarından biriyle sahnede.

Burada bir parantez açmak gerekir. Salzburg ile Türkiye arasındaki bağ yalnızca Mondtag ile başlamıyor. “Salzburger Festspiele”nin fiziksel mimarlarından Clemens Holzmeister, aynı zamanda Atatürk’ün Ankara’sını inşa eden en önemli isimlerden biridir. O da bir bakıma misafir işçiye dönüşmüştü. Yalnız değildi. O yıllarda Ankara ve İstanbul’daki büyük inşaat projelerinde çalışan çok sayıda Avusturyalı mühendis, teknisyen ve işçi vardı. Bazı çevrelerde adeta Almanca konuşan küçük işçi kolonileri oluşmuştu.

Şimdi o köprünün üzerinde yeni bir figür duruyor: üçüncü nesil. Neukölln’deki 60 metrekarelik daireden Venedik Bienali’ne, oradan Salzburg’a ve yakında “Wiener Staatsoper” sahnesine -Wagner’in dev eseri “Ring”ini yönetmek üzere. Başta merhum Hasan Aygün olmak üzere, 1960’lı yıllarda yola çıkıp Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda ve Fransa’nın yanı sıra dünyanın dört bir yanına giden; alın teriyle ve onurlarıyla çalışan; kanserle, iş kazalarıyla, meslek hastalıklarıyla ve gurbet yalnızlığıyla yaşamlarını yitiren tüm birinci nesil sessiz dedelerimizin, ninelerimizin, annelerimizin ve babalarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Nur içinde yatsınlar.

Kaynağa Git

İlgili Haberler