Ana içeriğe geç

Göç değil, hayal kırıklığı

Bir ülkede her üç kişiden biri işsizse öfke er ya da geç kendine bir hedef bulur.

Göç değil, hayal kırıklığı
Cumhuriyet
16

Bir ülkede her üç kişiden biri işsizse öfke er ya da geç kendine bir hedef bulur. Güney Afrika bugün tam da böyle bir eşikte duruyor.

Son haftalarda göçmen karşıtı gösteriler ve yabancılara 30 Haziran’a kadar ülkeyi terk etmelerine yönelik yapılan çağrılar gündemi meşgul ediyor. Beş Mozambiklinin yaşamını yitirmesi, yüzlerce göçmenin yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalması ve bazı Afrika ülkelerinin vatandaşlarını geri çağırmaya başlaması ülkede huzursuzluk yaratıyor. Ancak yaşananları yalnızca bir göç tartışması olarak okumak eksik olur. Çünkü meselenin merkezinde kontrol edilemeyen sınırlar değil, yıllardır çözülemeyen ekonomik sorunlar bulunuyor.

EKONOMİK HAYAL KIRIKLIĞI

Apartheid’ın sona ermesinin üzerinden otuz yılı aşkın süre geçti. O yıllarda özgürlüğün beraberinde ekonomik refahı da getireceğine inanan milyonlarca insan vardı. Yeni Güney Afrika’nın yalnızca siyasi değil, ekonomik olarak da daha adil bir ülke olacağı düşünülüyordu. Apartheid sonrasında göreve gelen ANC hükümeti, milyonlarca Güney Afrikalı için ekonomik dönüşümün de temsilcisiydi. Bugün ise işsizlik ve yavaş büyüme, bu beklentilerin tam olarak karşılanamadığı yönündeki eleştirileri artırıyor.

Ülke dünyanın en yüksek işsizlik oranlarından biriyle karşı karşıya. Resmi rakamlara göre işsizlik yüzde 33 seviyesinde. Gençler arasında bu oran yüzde 65’lere kadar çıkıyor. Düşük büyüme, yatırım eksikliği, eğitim sistemindeki sorunlar ve gelir eşitsizliği geniş kitlelerin günlük yaşamının bir parçası olmuş durumda.

Tam da bu ortamda son yılların en tartışmalı oluşumlarından biri olan “Operasyon Dudula” öne çıkıyor. Zulu dilinde “geri püskürtmek” anlamına gelen Dudula, yasadışı göçle mücadele ettiğini savunuyor. Destekçilerine göre hareket, devletin uygulayamadığı göç politikalarına karşı vatandaşların sesini temsil ediyor. Eleştirenlerine göre ise ekonomik sorunların sorumluluğunu yabancılara yükleyen tehlikeli bir yabancı düşmanlığına zemin hazırlıyor.

Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa yasadışı göçün kamu hizmetleri üzerinde baskı oluşturduğunu kabul etti. Hükümet, belgesiz göçmenlerin çalıştırılmasına yönelik yaptırımları artırmayı ve sınır kontrollerini güçlendirmeyi planlıyor.

PAN-AFRİKANİZMİN SINAVI

Hükümete göre mesele yalnızca Güney Afrika’nın değil, kıta genelinde ele alınması gereken daha geniş bir göç sorununun parçası. Güney Afrika, bölgenin en gelişmiş ekonomilerinden biri olduğu için Zimbabve, Mozambik, Malavi gibi komşu ülkelerden gelen göçün başlıca hedeflerinden biri olmaya devam ediyor. Buna karşın sokaktaki öfkenin giderek daha görünür hale gelmesi, tartışmanın göç politikalarının ötesine geçtiğini gösteriyor.

Yaşananların bir de kıtasal boyutu var. Apartheid yıllarında birçok Afrika ülkesi Güney Afrika’nın özgürlük mücadelesine destek vermiş, sürgündeki ANC yöneticilerine kapılarını açmıştı. Bu nedenle bugün yaşananlar bazı Afrikalılar tarafından yalnızca bir göç tartışması olarak değil, PanAfrikanizm fikrinin de sınandığı bir dönem olarak görülüyor. Ekonomik şartlar zorlaştığında dayanışma ne kadar güçlü kalabilir ki!

Güney Afrika’nın karşı karşıya olduğu asıl tartışılması gereken konu yalnızca göç değil; otuz yıl önce verilen ekonomik sözlerin neden hâlâ yerine getirilemediğidir. Apartheid sonrasında siyasi özgürlükler kazanıldı ancak ekonomik eşitsizlik büyük ölçüde yerinde kaldı. İşsizlik ve yoksulluk milyonlarca insanın yaşamını şekillendirmeye devam ediyor. Bugün Güney Afrika’nın gereksinimi olan şey, yeni bir günah keçisi değil, otuz yıl önce verilen ekonomik sözlerin nasıl yerine getirileceğine dair yeni yanıtlar. Aksi halde öfkenin yönü değişse de kaynağı değişmeyecek.

Kaynağa Git

İlgili Haberler