Ana içeriğe geç

Sarılmak gerçekten özlemi azaltıyor mu" Bilim yanıtladı

Bazen insana 'Bir kere sarılsam her şey geçecek gibi' gelir. Peki, gerçekten öyle mi? Uzun süre hasret kaldığınız birine sarıldığınızda içinizde hissettiğiniz o ani rahatlama hissi sadece duygusal bir teselli değilmiş! Bilim insanları, sarılmanın özlem ve ayrılık acısı üzerindeki etkisini araştırdı ve ezber bozan sonuçlara ulaştı. Beyinde salgılanan o hormon, hasreti adeta bir ağrı kesici gibi dindiriyor. İşte bilimin "20 saniye" kuralı ve sarılmanın insan biyolojisindeki şaşırtıcı gücü...

Sarılmak gerçekten özlemi azaltıyor mu" Bilim yanıtladı
Akşam
16

Uzun süre görmediğimiz birine kavuştuğumuzda, kötü bir gün geçirdiğimizde ya da içimizi bir huzursuzluk kapladığında ilk refleksimiz karşımızdakine sıkıca sarılmaktır. O an, sanki dünyadaki tüm dertler bir anlığına durur, içimizdeki o derin boşluk hissi ve hasret azalır. Peki, bu sadece duygusal bir teselli mi, yoksa sarılmanın arkasında biyolojik bir mucize mi saklı? Bilim insanları bu sorunun peşine düştü ve sarılmanın özlem hissi üzerindeki etkilerini inceledi. İşte sarılmanın kimyası ve kalbimizdeki o boşluğu nasıl doldurduğuna dair bilimsel gerçekler...

SARILDIĞIMIZ AN BEYNİMİZDE NE OLUYOR?

Özlem, aslında beynimizin bir tür "yoksunluk" sinyali vermesidir. Değer verdiğimiz birinden uzak kaldığımızda beynimiz stres hormonu olan kortizol seviyesini artırır. Bu da içimizde bir huzursuzluk, kaygı ve fiziksel bir ağrıya benzer bir sızı yaratır.

Birine samimi bir şekilde sarıldığımız an ise vücudumuzda tam anlamıyla bir kimyasal devrim gerçekleşir:

Oksitosin (Aşk ve Bağlılık Hormonu) Patlaması: Biriyle ten teması kurup sarıldığımızda, beyin anında oksitosin salgılar. Bu hormon, insandaki güven, şefkat ve bağlılık duygularını tetikler. Oksitosin yükseldiğinde, özlemin yarattığı o yalnızlık ve güvensizlik hissi yerini hızla huzura bırakır.

Kortizolün Düşüşü: Sarılmak, sinir sistemini sakinleştirerek kortizol (stres) hormonunun seviyesini hızla aşağı çeker. Yani sarılmak, özlemin getirdiği stresi biyolojik olarak yok eder.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE DİYOR? (20 SANİYE KURALI)

Sarılmanın gücü üzerine yapılmış en popüler araştırmalardan biri, Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve binlerce kişinin sosyal ilişkilerini inceleyen çalışmadır.

Araştırma sonuçlarına göre; gün içinde sıkça sarılan kişilerin, kişilerarası çatışmalardan ve ayrılık acılarından çok daha az etkilendiği, kendilerini daha az yalnız hissettikleri ortaya çıktı.

Ancak işin sırrı "sürede" gizli. Nörobilimciler, sıradan ve kısa bir kucaklaşmanın bu etkiyi yaratmadığını söylüyor.

"20 Saniye Kuralı" olarak bilinen çalışmalara göre; bir sarılmanın vücutta tam anlamıyla oksitosin patlaması yaratması ve özlem hissini dindirebilmesi için en az 20 saniye sürmesi gerekiyor. 20 saniyelik kesintisiz bir sarılma, kalbi koruyor, tansiyonu dengeliyor ve beyne "Güvendesin, yalnız değilsin" mesajı gönderiyor.

ÖZLEMİ AZALTIYOR MU, YOKSA ARTIRIYOR MU?

Bilimsel olarak sarılmak, anlık olarak özlemin yarattığı negatif duygusal hasarı (anksiyete, hüzün, yalnızlık) bloke eder ve azaltır.

Vücuda adeta bir "duygusal ağrı kesici" enjekte eder. Ancak madalyonun diğer yüzünde şu var: Salgılanan yüksek oksitosin, o kişiye olan bağlılığınızı daha da güçlendirir. Yani sarılma anında hasretiniz diner ve huzur bulursunuz; fakat ayrılık saati geldiğinde bağlarınız daha da güçlendiği için gelecekteki özleminiz katlanabilir.

Yine de beynimiz, sarılmanın yarattığı o güven hissini hafızaya kaydeder ve bu güven duygusu uzun süre bizi psikolojik olarak ayakta tutar.

Eğer şu an birini çok özlüyorsanız ve yanınızdaysa, bilimin sesine kulak verin: Ona gidin ve en az 20 saniye boyunca hiç bırakmadan sarılın. Beyninizin ve kalbinizin nasıl rahatladığına inanamayacaksınız!

Kaynağa Git

İlgili Haberler