Ana içeriğe geç

Avrupa Orta Asya'ya yatırımlarda önceliklerini belirledi

Taşkent Uluslararası Yatırım Forumu’nda Avrupalı yetkililer ve finans kurumları, yatırımlar için düzenleyici istikrarı, proje hazırlığını ve sınır ötesi bağlantıyı temel şartlar olarak öne çıkardı.

Avrupa Orta Asya'ya yatırımlarda önceliklerini belirledi
Euronews Türkçe
16

Avrupa kurumları, kalkınma bankaları ve finans kuruluşlarına göre Orta Asya’nın yatırım çekme kapasitesi yalnızca ekonomik büyüme ve doğal kaynaklara değil, öngörülebilir düzenlemelere, finansmana erişime ve daha verimli ulaşım bağlantılarına da bağlı olacak. Bu değerlendirmeler, Taşkent Uluslararası Yatırım Forumu’na katılan temsilciler tarafından dile getirildi.

Bölgenin maden zenginliği ve stratejik konumu dikkat çekerken, forum sırasında Euronews’e konuşan Avrupalı yetkililer, yatırım çekmek açısından düzenleyici ve kurumsal unsurların en az doğal kaynaklar kadar önemli olduğunun altını defalarca çizdi.

Avrupa’nın Orta Asya ile angajmanı giderek üç öncelik etrafında şekilleniyor: kurallar, finansman ve bağlantısallık.

Avrupa neden yakından ilgileniyor

Avrupa Birliği için Orta Asya’nın artan önemi, hem bölgenin ekonomik dönüşümünü hem de küresel tedarik zincirlerindeki yükselen rolünü yansıtıyor.

“Orta Asya özellikle kritik madenler söz konusu olduğunda önemli bir aktör hâline geldi” dedi OECD Orta Asya Birimi Başkanı Gregory Lecomte.

Bölge hâlihazırda büyük bir uranyum üreticisi ve bakır ile antimon gibi, ekonomiler elektrifikasyona yöneldikçe ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye çalıştıkça talebin artması beklenen malzemelerin önemli bir tedarikçisi konumunda.

Çok sayıda yetkili, son yıllarda Orta Asya’da yaşanan en önemli gelişmelerden birinin bölgesel işbirliğinin artması olduğuna dikkat çekti.

“Bu kadar çok değişen biz değiliz, asıl Orta Asya değişti” dedi AB’nin Özbekistan Büyükelçisi Toivo Klaar.

Klaar, beş Orta Asya ülkesi arasındaki daha sıkı işbirliğine işaret ederek, güçlenen bölgesel bağların bölgeyi uluslararası ortaklar ve yatırımcılar için daha cazip hâle getirdiğini söyledi.

“Orta Asya, insanların daha çok bir şeylerin ortasında yer alan bir bölge olarak söz ettiği bir yerdi” diyen Klaar, “Ama şimdi kendi başına bir aktöre dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

Kaynaklardan önce kurallar

Avrupa kurumlarıyla yapılan görüşmelerde tekrar tekrar öne çıkan mesaj, yatırım için en önemli koşulun hâlâ hukuki öngörülebilirlik olduğu oldu.

“Yatırım çekmek ve ekonominizi geliştirmek istiyorsanız, iş dünyası için net bir hukuki çerçeveye ihtiyacınız var” dedi AB’nin Orta Asya Özel Temsilcisi Eduards Stiprais.

Yatırımcılar açısından sorun çoğu zaman yasaların varlığı değil, öngörülebilirliği.

“Şikâyetlerin büyük bölümü sık sık değişen mevzuata ilişkin” diyen Stiprais, “Hukuki öngörülebilirlik kilit bir mesele” değerlendirmesinde bulundu.

Şirketlerin yasaların tutarlı biçimde uygulanacağından emin olması gerektiğini vurgulayan Stiprais, bağımsız mahkemelerin ve güvenilir uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının önemine de dikkat çekti.

Bu kaygılar, bu yıl başında geçici olarak yürürlüğe giren Avrupa Birliği ile Özbekistan arasındaki Geliştirilmiş Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması’na da yansıyor.

Klaar’a göre anlaşma, ticaret, yatırım ve fikri mülkiyetin korunması alanlarında işbirliğini güçlendirirken, Özbekistan’da faaliyet gösteren Avrupa şirketlerini desteklemek üzere tasarlanmış mekanizmalar oluşturuyor.

Büyümeyi finanse etmek ve riski paylaşmak

Düzenlemeler yatırımı mümkün kılan zemini oluşturuyorsa, finansman projelerin hayata geçip geçmeyeceğini belirliyor.

Lecomte’a göre kritik madenler gibi stratejik sektörlerin gelişimi üç unsura bağlı: güçlü bir iş yapma ortamı, risk paylaşım mekanizmaları ve yüksek çevresel ve sosyal standartlar.

“Bu yatırımların kısa vadede gerçekleşmesi için riskin paylaşılması gerekiyor” dedi.

Siyasi risk teminatları, yatırımcıların maruziyetini azaltmak için kullanılan araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Almanya’nın AKA Bankası Genel Müdürü Marck Wengrzik, yeni pazarlara giren şirketlerin siyasi risklerini üstlenmeye yardımcı olan garanti araçlarına dikkat çekti.

Wengrzik, doğal kaynaklar, genç işgücü ve genişleyen yenilenebilir enerji kapasitesinin birleşiminin Orta Asya’yı yatırımcılar için giderek daha cazip hâle getirdiğini söyledi.

Ancak Avrupa Yatırım Bankası’na göre finansman, yalnızca mevcut sermaye miktarından ibaret değil.

AYB Başkan Yardımcısı Marek Mora, projelerin kalitesi ve hazırlık düzeyinin de aynı derecede önemli olduğunu belirterek, kalkınma kurumlarının destek verebilmesi için yatırımların teknik açıdan olgun ve finansal açıdan sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı.

Altyapının ötesinde bağlantısallık

Kurallar ve finansmanın yanında bağlantısallık, Avrupa’nın Orta Asya ile angajmanının üçüncü ayağı hâline geldi.

Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan ulaştırma koridorları, alternatif ticaret rotaları arayan hükümetler, kalkınma bankaları ve özel yatırımcıların artan ilgisini çekiyor.

“Demiryolları ve karayollarının geliştirilmesine bakmaya hazırız” diyen Mora, “ve Orta Asya’yı Avrupa’ya daha iyi bağlamak istiyoruz” diye ekledi.

Ancak hem OECD hem de Dünya Bankası, Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı’nın (TITR), bilinen adıyla Orta Koridor’un başarısını yalnızca altyapının belirlemeyeceği görüşünde.

Lecomte’a göre Hazar Denizi’ndeki kapasite kısıtları ve sınır kapılarındaki yetersiz koordinasyon, önemli darboğazlar olmaya devam ediyor.

Dünya Bankası Orta Asya Altyapı Baş Uzmanı Winnie Wang de benzer zorlukların altını çizerek, limanlar, demiryolları ve sınır altyapısına yatırım yapılmasının yanı sıra gümrük süreçlerinin ve belgeleme sistemlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

“Koridorun toplam gücünü en zayıf halkası belirler” dedi Wang.

Klaar, söz konusu güzergâhın ticareti her iki yönde de artırabileceğini, Orta Asya’dan daha fazla ihracatın Avrupa’ya ulaşmasını sağlarken bölgeye giren Avrupa malları için de yeni fırsatlar yaratabileceğini ifade etti.

Bölgesel entegrasyon Orta Asya’nın kendi içinde de ilerliyor. Stiprais, komşu ülkeler arasındaki daha yakın işbirliğinin halihazırda ekonomik bir gerçeğe dönüştüğünün kanıtı olarak Fergana Vadisi’ndeki artan sınır geçişlerine dikkat çekti.

Avrupalı yetkililer, daha derin ekonomik bağların Orta Asya’nın çok yönlü dış politikasıyla uyumlu olduğunun altını çiziyor. Stiprais’e göre, bölgenin genel uluslararası ortaklıklarını sınırlamaktan ziyade, Avrupa Birliği’nin başlıca kaygısı, Rusya’nın savunma sanayisini destekleyebilecek yaptırım kapsamındaki malların yeniden ihracının önlenmesi.

Avrupa Yatırım Bankası, bölgedeki finansman faaliyetlerini genişletirken Orta Asya’daki temsilciliğini Taşkent’te açıyor. Forum sırasında görüşülen yetkililer, proje hazırlığı, düzenleyici istikrar ve sınır ötesi koordinasyonu, bölgedeki yatırımcıların karşılaştığı başlıca zorluklar arasında gösterdi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler