2026 Mayıs ayı ve Ocak-Mayıs dönemi merkezi yönetim bütçesi açıklandı.
Buna göre mayıs ayında 1 trilyon 86 milyar lira bütçe gelirine karşılık 1 trilyon 384 milyar lira bütçe gideri yapılmış ve ayın bütçe açığı 298 milyar lira olarak gerçekleşmiş.
Ocak-Mayıs döneminde ise 6 trilyon 278 milyar lira bütçe gelirine karşılık 7 trilyon 335 milyar lira bütçe gideri yapılmış ve 5 ayın bütçe açığı ise 1 trilyon 56 milyar lira olmuş.
Yılın tamamına ait bütçe geliri hedefi 16 trilyon 266 milyar lire ve bütçe gideri 18 trilyon 979 milyar lira öngörülmüş ve dolayısıyla 2 trilyon 713 milyar lira bütçe açığı hedeflenmiş.
Bu durumda bütçe açığının yüzde 39’u ilk 5 ayda gerçekleşmiş. Buradan yılsonu hedefinin içinde ve hatta altında kalınacağı anlaşılıyor. Zaten Hazine ve Maliye Bakanının temel hedefi de bu genel tabloyu tutturabilmek. Yani işin nitel yönünden çok nicel boyutunu yakalamak.
Bütçede öne çıkan göstergeler
Çok açık ve net olarak söylemek gerekirse bu bütçe bir hizmet bütçesi değil. Tipik bir transfer bütçesi. Transfer bütçesi olarak da başta cari transferler olmak üzere faiz harcamaları öne çıkıyor. Bu iki kalem 5 aylık toplam bütçe harcamalarının yüzde 53’ünden fazla. Buna verimlilikten uzak ve adeta transfer bütçesi veya gizli işsizlik ödeneği gibi personel giderlerini de eklediğinizde pay yaklaşık yüzde 82’ye çıkıyor.
Gerçekten de personel giderleri Mayıs ayında bir önceki yıla göre yüzde 48,1 artmış. Oysa enflasyon yüzde 31 civarında. Yani personel harcamaları enflasyondan neredeyse yüzde 60 daha fazla artmış. Bunu sakın personele ilave bir refah payı verildiği gibi düşünmeyelim. Personelin ne kadar düşük ücret aldığı ortada. Ancak personel sayısının sürekli artması nedeniyle bu kalemin arttığını unutmayalım. Yani kamu kesimi yaklaşık 5,5 milyon kamu personel sayısıyla sürekli artış sergiliyor. Bu artışlar memur, işçi, sözleşmeli, geçici ve KİT, BİT benzeri yapılar üzerinden çeşitli kadrolarla sürdürülüyor. Norm kadroların olmaması, verimliliğin akla dahil gelmemesi, sürekli olarak yeni yapılar oluşturulması nedeniyle personel ücretleri artıyor.
Faizler zaten bir başka utanç vesilesi…2000’li yıllara girişteki faizlerin bütçe içerisindeki payı ile aynı noktaya gelindi. Artık faiz giderlerinin bütçe giderleri içerisindeki payı yüzde 15’lere dayandı. Bir önceki yıl faiz giderleri 5 ayda yüzde 51 arttı. Malum bütçe ve maliye teorisinde faiz giderleri, karşılığında mal ve hizmet edinilmeyen tipik bir transfer harcaması niteliğinde. Dolayısıyla yerli ve yabancı birtakım çevrelere tarifsiz yüksek tutar ve oranlarda faiz aktarımları devam ediyor.
Gelelim transfer harcamaları kalemine...
Bu kalemde yüzlerce irili ufaklı alt başlıklar var. Bazılarının tutarı küçük ve fakat önemi büyük. Bazıları ise zaten vazgeçilmez!
Transfer bütçesi 2 trilyon 943 milyar lira. Bunun önemli bir kısmı yani 864 milyar lirası görevlendirme gideri olup bunun da aslan payı 600 milyar lira ile sosyal güvenlik kurumlarına ait.
Bu kalemde adı olan ve kendi olmayan ödenekler var!
Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu kalemde çok sayıda alt başlık var. Ama ödenekleri yok. Oysa bu ödemeler hem mahiyeti itibariyle ve hem de alıcısı itibariyle önemli.
Şöyle bir göz attığımızda şu kalemlerde ve alt başlıklarında ya ödenek yok ya da çok sembolik ödeneklerine rağmen fiili kullanımları yok. Örneğin;
- Tarım sigorta desteği yok
- Hayvancılık desteği için 5 ayda kullanılan sadece 9,3 milyar lira. Ödeneği de 17,8 milyar lira
- Bitkisel üretim desteği için 5 ayda kullanılan sadece 900 milyon lira
- Kırsal kalkınma desteği yok
- Fark ödemesi nitelikli tarım desteği yok
- Sosyal amaçlı transferler ödeneği 91 milyar lira ve 5 ayda kullanılan 18,5 milyar lira.
- Ekonomik amaçlı transfer ödeneği de 44 milyar lira ve kullanım 3 milyarı biraz aşkın.
Sonuç olarak; bütçede hizmet kalemleri yok. Transfer bütçesinde de her kalem yok. Yani ödenek de yok harcama da yok.