Kitabın adı: “Berber Yaşar- Kilis'ten Dünyaya Uzanan Bir Vefa Hikayesi.” Yazarı, Firuzan Gürbüz Gerhold.
Kitap, kamuoyunda "Berber Yaşar" olarak tanınan, gayri resmi güç ağlarının etkili ismi Yaşar Aktürk'ün hayat hikayesini anlatıyor…

Kilis'te simit ve gazete satarak, baba mesleğ berberlik yaparak başlayan çocukluktan; Halep, Beyrut, İstanbul, Zürih, Cenevre ve Monte Carlo'ya uzanan oldukça sıra dışı yaşam serüveni vat kitapta...
Yaşar Aktürk uzun yıllar boyunca sınır ticareti, iş dünyası ve yeraltı dünyasıyla ilgili haberlerde adı geçen tanınmış figür. Bu nedenle kitap, 1950'lerden günümüze uzanan sınır kentleri ekonomisinin, kaçakçılığın, döviz-altın gibi yeraltı rotasından küresel sermaye çevrelerine uzanan dönemin tanıklığını yapıyor…
ULUSLARARASI DÖVİZ-ALTIN AĞI
Kitapta anlatılan Kuzey Iraklı Mahmut Kasım Şekerci (Mahmoud Kassem Shakarchi) 1960'lar-1980'ler arasında Ortadoğu'nun çok önemli bir ticaret ağının lideri…
Kısaca hikayesi şöyle:
-Şekerci ailesi Irak'ın kuzeyinden gelen tanınmış bir tüccar ailesiydi.
-Mahmut Kasım Şekerci önce Beyrut'ta altın ve döviz ticareti yaptı. Lübnan iç savaşı başlayınca faaliyetlerini İsviçre'ye taşıdı.
1979'da Cenevre'de MKS SA (MKS Finance) şirketini kurdu. 1981'de ise, bugün dünya altın piyasasının en önemli rafinerilerinden biri olan PAMP (Produits Artistiques Metaux Precieux) kurdu. PAMP'ın bugün bastığı külçeler dünyanın hemen her yerinde satılıyor. İsviçre'nin dört büyük altın rafinerisinden biri kabul ediliyor.
Yani Mahmut Kasım Şekerci, yalnızca bir "dövizci" değil, Ortadoğu sermayesini Beyrut'tan İsviçre'ye taşıyan kuşağın önemli figürlerinden biri. Beyrut çökerken Ortadoğu sermayesinin bir bölümü Londra'ya, bir bölümü de Cenevre-Zürih hattına aktı.
Mahmut Kasım Şekerci tam da bu tarihsel geçişin sembol isimlerinden biriydi.
Şekerci ailesi ile Berber Yaşar, uluslararası döviz-altın ağlarında ortaktı, Berber Yaşar’ın hissesi yüzde 10 idi..
12 Eylül 1980 askeri darbesinde aranınca İsviçre’ye kaçan Berber Yaşar’ın hamisi Mahmut Şekerci oldu…
Gelelim kitabın en önemli sayfalarına…
DAVOS’TA GİZLİ TOPLANTI
Neoliberalizmin Türkiye’deki öncüsü Turgut Özal'ın temel hedefi Türkiye'yi yarı devletçi ekonomiden çıkarıp küresel sermaye ağlarına bağlamaktı: Döviz serbestisi, altın piyasasının liberalleşmesi, uluslararası finans çevreleriyle entegrasyon...
Kitapta “Turgut Özal, Berber Yaşar ve İsviçre Hattı” bölümünü özetleyeyim:
-Özal dövizin yalnızca bankaların kasalarında değil, Ortadoğu'dan Avrupa'ya uzanan görünmez ticaret ağlarında dolaştığını bilir. Körfez ülkelerinde biriken sermayenin, klasik diplomatik temaslardan çok, güvene dayalı ticari ilişkilerle hareket ettiğinin farkındadır. Bu nedenle gözünü, resmi protokollerin dışındaki ama fiilen çalışan kanallara çevirir. Bankaların henüz ulaşamadığı, fakat piyasanın çoktan kurduğu bu ağlar, onun için bir riskten çok, bir imkan anlamına gelir. Bu arayış, ister istemez devletle piyasa arasındaki gri alanı görünür kılar….
-İşte tam da bu bağlamda, Ortadoğu-İsviçre hattında altın ve döviz ticareti yürüten, bankaların bile üzerinde bir harekete hız ve güvenle çalışan bazı isimler Ankara'nın dikkatini çekmeye başlar. Bu isimler klasik iş insanı profilinin ötesinde; finansı, siyaseti ve coğrafyayı aynı anda okuyabilen figürlerdir. Özal'ın merakı da tam burada yoğunlaşır…
-Bu anlayış doğrultusunda Özal İsviçre'deki Muhammed Şekerci ile bağlantı kurmak ister. Ancak araya kimi soktuysa randevu alamaz. Bu sefer kendisine en yakın kişi olarak ortağı Berber Yaşar'ın adı geçer. ‘Şekerci'den bizim için randevu alamazsan bir daha Türkiye'yi unut,’ derler, Hal böyle olunca Berber Yaşar Şekerci'yi ikna etmek düşer..
-Berber Yaşar, Şekerci’ye gider, ‘Bak, bu insanlarla görüşmezsen beni memlekete sokmayacaklar. Ne yap et, bir ver.’ Muhammed Şekerci elbette kıramaz Berber Yaşar'ı... -Özal'ın ekibi bir hafta boyunca Şekerci'nin faaliyetlerini gözlemler. Bu arada eski Suudi Arabistan Petrol Bakanı Zeki Yamani'nin açtığı altın ve gümüş fabrikalarını gezerler. Sonunda Berber Yaşar da dahil üzere ekip önce Davos'ta gizlice bir araya gelir. Turgut Özal, Ahmet Özal, Bülent Şemiler, kardeşi, Semra Özal tercümanlar ve Muhammed Şekerci, siyaset ve iş dünyasından birkaç kişi bu toplantıda hazır bulunur..
- Özal, Şekerci’ye ‘Buradaki zenginlerin hepsini Türkiye'ye getir, kendilerine vatandaşlık vereyim. Burada yaptığın işi orada yap’ der. "No, Minister" diye Özal'ın teklifini reddeder Muhammed Sekerçi. ‘Benim, burada düzenim var. Sizin ülkenizin sağı solu belli olmaz. Bugün siz başbakansınız yarın sizden sonra gelen, 'Sen burada ne iş yapıyorsun’ dese ben ne diyeceğim?’
-Burada sözü Berber Yaşar devralır: ‘Size bir şey söyleyebilir miyim, başbakanım?’ Özal, ‘Sen burada ne yapıyorsun? Ne işin var senin burada evvela onu anlat’ der. ‘Efendim, ben ihracatçılara yardım ediyorum. İhracatçılar bankalarla olan bütün irtibatı benim aracılığımla kurar. Ben Şekerci'nin vasıtasıyla hepsine ulaşırım. 1968'den beri İstanbul'daydım, şimdi 1980'den sonra İsviçre tarafındayım…
- Özal, ‘Sen Türkiye’ye geri dön, ben senin cezanı kaldıracağım’ der. Bunun üzerine Yaşar Aktürk, ‘Benim sizden ricam var: Bu dövizi Türkiye'de serbest bırakın başbakanım. Bu dövizin hepsi buradaki bankalarda. Döviz ve altın ticareti dünyanın her tarafında serbest. Siz serbest bırakırsanız herkes altınını, dövizini Türkiye’deki bankalara geri getirir. Altın ister analarımızın yastık altında ister bankaların kasalarında durur, ama memleketimizde kalır.’
‘Doğru söylüyorsun’ der Özal…
-Bu görüşmeden hemen sonra 1985 Mayıs ayında döviz suçlarına ağır ceza kaldırılır, altın ve kıymetli taş kaçakçılarına af gelir. 1567 sayılı yasada yapılan değişiklikle, yasada var olan hapis cezaları 100.000 lira para cezasına çevrilir.
-Berber Yaşar da bu görüşmenin ardından hemen soluğu Türkiye'de alır ve kendisine kesilen 100.000 Türk lirası cezayı ödeyip legal hayatına böylece adımını atar….”
Özal ile Şekerci ve itibariyle Berber Yaşar’ın hangi konularda anlaştıkları, Türkiye’ye ne kadar altın-döviz getidikleri kitapta yazmıyor..
KİTAPTAKİ TANINMIŞ İSİMLER
Kitabın yazarı Firuzan Gürbüz Gerhold’un sayfalar boyu Berber Yaşar’ı sınırsız övgüsü kimi zaman insanı rahatsız ediyor. Gerçekçi bir kitap yerine reklam metni okuyorsunuz! Bu sebeple kimi bilgilere şüpheyle yaklaşıyorsunuz.
Yine de kitapta Türkiye’den hayli tanınmış ismin adının geçmesi merak unsurunu artırmıyor değil…
Kimdi bu isimler: Cavit Çağlar, Mehmet Ağar, Muammer Güler, Ali Şen, Celal Doğan, Mehmet Emin Karamehmet, “Oflu” İsmail Hacısüleymanoğlu, Hüsnü Çil, Hannan Özüberk, “Oflu” Osman Cevahiroğlu, İmam Çağdaş, Güner Özmen, İbrahim Tatlıses, Cem’i Demiroğlu, Eray Kapıcıoğlu, Hıdır Tepret, Selahattin Ayan, Arif Develi…
Kitapta Berber Yaşar’ın “Pazar Bank” adında banka kurmak için kimlerle yan yana geldiği de ayrıntılı yazılı:
TRT eski genel müdürü Doğan Kasaroğlu..
Merkez Bankası eski başkanı Osman Şıklar…
İstanbul eski valisi Namık Kemal Şentürk…
Eski milletvekili Memduh Yaşa…
Sonuçta kitap; bir araştırmacı gazeteci çalışmasından çok, anlatılanları tek taraflı veren reklam amaçlı çalışma.. Ancak yine de meraklılar içinde oldukça çok bilgi var...
Faik Alkan
Odatv.com