Ana içeriğe geç

Çapa’da yemekhane işçileri Aydınlık’a anlattı: Haklarımızı istiyoruz bakanlıklar sesimizi duysun

Bir gecede işsiz bırakıldıklarını belirten Çapa yemekhane işçileri, kadrolu çalışma hakkı ile kıdem ve tazminat alacaklarının ödenmesini talep etti. Direnişlerinin 8. gününde de hastane içinde yürüyüş düzenleyen işçiler, taşeron sisteme karşı çıkarak bakanlıklara çağrıda bulundu

Çapa’da yemekhane işçileri Aydınlık’a anlattı: Haklarımızı istiyoruz bakanlıklar sesimizi duysun
Aydınlık
16

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ihale değişikliği sonrası 9 Temmuz’da işten çıkarılan yaklaşık 100 yemekhane işçisi, kadrolu ve güvenceli iş talep ediyor. Direnişlerinin 8. gününde Aydınlık’a konuşan işçiler, yıllardır çalıştıkları hastanede bir gecede işsiz bırakıldıklarını, kıdem tazminatları ve diğer alacaklarının ödenmediğini belirterek işlerine geri dönmek istediklerini söyledi. İşçiler, taşeron sistemine son verilmesi, haklarının ödenmesi için Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına seslendi.

‘BAKAN IŞIKHAN SESİMİZİ DUYSUN’

“10 yıldır burada çalışıyorum.” diyen Sevim Yıldırım, şöyle konuştu:

“Çapa Tıp Fakültesi yemekhane işçileriyiz. 10 Temmuz’dan beri eylem yapıyoruz. Kadrolu ve güvenceli iş istiyoruz. İhaleyi başka bir şirket kazandı. Şirket değişiyordu ama biz işimize devam ediyorduk. Bu sefer kendi elemanlarını almak istediler. Yemeğimizi yaptık, temizliğimizi yaptık, kendimizi bir gecede kapının önünde bulduk. Haklarımız ve tazminatlarımız yatırılmadı. Maaşlarımızda iyileştirme istiyoruz. Hastaneye bağlı çalışmak istiyoruz, taşeron olarak değil. Haklarımızı alana kadar eylemimizi sürdüreceğiz. Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da sesimizi duymasını istiyoruz.”

‘BİZİ TAŞERON FİRMALARIN ELİNE BIRAKMAYIN’

21 senedir hastanede kat garsonu olarak çalışan Canan Özyedarlar, “Taşerona çalışmak istemiyoruz. Ben işten çıkarıldığımızda izindeydim. Bir gecede kapının önüne konulduğumuzu arkadaşlarımdan öğrendim. Ben evliyim. Hepimizin geçindirmek zorunda olduğu aileleri var. Bekâr olan, tek başına çalışan kadın arkadaşlarımız da var. Kira veriyoruz, ev geçindiriyoruz. Hiçbirimiz zengin insanlar değiliz. Biz fazla bir şey istemiyoruz. Her koşulda işimizi yaptık. Hemşireleri de doktorları da kendi işimiz açısından mağdur etmedik. Ama biz mağdur olduk. Hiçbiri yanımızda durmadı. Bakanlıklarımız bu işe bir el atmalı, bizi taşeron firmaların eline bırakmayın.” dedi.

‘KADRO HAKKIMIZI İSTİYORUZ’

2 yıldır çalışan 28 yaşındaki Mehmet Dinç de şu ifadeleri kullandı:

“Bizi işten çıkarıp yeni gelen firmanın bünyesinde çalıştırmak istememeniz kabul edilebilir ama tazminatlara gelince, geçmişe dönük özlük haklarımızı isteyince karşımızda kapı duvar buluyoruz. Taşeron kadar ana işverenin de yükümlülüğü olduğunu biliyoruz. Yeni gelen firma, kendi avukatı aracılığıyla hastaneyi mahkemeye vermemizi söyleyerek işçinin gazını alıyor. Hastaneyle anlaşmalı hareket ediyorlar. Bu şekilde mahkemenin sonucunun ne olacağını hepimiz biliyoruz. Dava ertelenecek, bir, iki yıl, belki 5-6 sene sürecek. Beş sene sonra alacağım hakkın alım gücü kalacak mı? O zamana kadar nasıl geçineceğiz?

“İşimizi, özlük haklarımızı ve sendikal haklarımızı istiyoruz. En önemlisi kadro hakkı istiyoruz. 20-21 yıldır çalışan arkadaşlarımız var. Benim yaşım kadar emek vermiş insanlar kadroya alınmalıydı. Temizlik, kat ve güvenlik görevlileri birkaç sene önce taşerondan kadroya geçirildi. Yemekhane personeli neden kadroya alınamıyor?

“İhalelerin nasıl yapıldığı belli değil. Hastanenin diyetisyenleri saçımıza, sakalımıza, konuşmamıza, hatta dışarıdaki arkadaşlarımıza kadar karışırken; yemek malzemelerinden personeller şikâyetçiyken asıl yapmaları gereken görevi yerine getirmiyorlardı. Personelin şikâyetleri dikkate alınıp yemekler denetlenmeyecekse neden başımızdasınız? Çalışırken de birçok baskıya maruz kaldık. Haklarımızı istiyoruz.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler