Milli devletlerin aile yapısını ve tarihsel birikimlerini yok ederek toplumsal yapısını bozup bunların yerine, emperyalizmin çürümüş neoliberal kültürünü ihraç etmektedir. NATO üsleri aynı zamanda kültürel işgal karargâhlarıdır. Oralarda konuşlanan askerlerin getirdiği ‘kültür’, o toprakların gençlerine zehir olarak enjekte edilir. Alkol, uyuşturucu, ahlaksızlık ve bireysel çöküş, ‘modernleşme’ adı altında dayatılır. Yerel halkın değerleri ‘medeniyet’ maskesi altında aşağılanır; kendi kimliğini savunan herkes ‘otoriter’ ilan edilir.
NATO, ZİHİNLERİ İŞGAL EDİYOR
NATO, 2001 Afganistan işgalini başlatmasıyla birlikte kadın ve toplumsal cinsiyet politikalarına özel önem vermeye başladı. Afganistan’da erkek subayların kadınlarla iletişim kuramaması NATO için büyük bir istihbarat eksikliği yarattı. 2007 yılında Women Peace and Security (Kadın, Barış ve Güvenlik) resmi politika olarak kabul edildi. Sözde kadın hakları savunuculuğunun arkasındaki gerçek amaç; operasyonel etkiyi arttırmak, istihbarat sahasını genişletmek ve işgal planı yürüttüğü ülkelerde ideolojik hazırlık yapmaktır. Zamanla ‘Gender mainstreaming’ (Toplumsal Cinsiyet Ana-Akımlaşması) NATO politikası haline geldi.Bu politikanın uygulanması için üye devletlere ‘Kapsayıcılık ve Çeşitlilik’ programları zorunlu tutuldu. Kapsayıcılık ve çeşitlilik; NATO’nun toplumsal cinsiyet politikasının programlarıdır. Bu politika bugün stratejik konsept belgelerinde, siber güvenlik ve hibrit tehdit analizlerinde yer alıyor. NATO’nun her operasyonunda ‘Gender Advisor’ (toplumsal cinsiyet danışmanı) ve ‘Gender Focal Point’ (birim sorumlusu) görev alıyor. ‘Gender Advisor’ birimleri ilk olarak Afganistan’da görev aldı. Bu birimler yalnızca askeri operasyonları değil; yerel toplumların sosyolojik yapısını, kadın örgütlerini, gençlik hareketlerini ve sivil toplum kuruluşlarını da analiz etmektedir. Böylece güvenlik kavramı, askeri tehdidin ötesine geçerek toplumun kültürel dokusuna kadar genişlemektedir. BM, AB, Avrupa Konseyi ile çalışan ve buralardan fon alan her STK, NATO’nun istihbarat ağlarıdır. Hedef ülkelerin kitle örgütleriyle ilişki kurarak verilen raporlar doğrultusunda harekat ve istihbarat ağını genişletmektedir. Afganistan’da, Kosova’da işgal planlarının ve operasyonlarının olduğu yerlerde hatta bizim ülkemizde de Womens Network adı altında oluşumlar kurmaktadır. Ülkemizde İstanbul Sözleşmesinin gölge raporu aynı zamanda NATO’nun istihbarat raporudur. Hazırlayıcıları NATO’nun istihbarat aldığı dostlarıdır. Bugün de hala bu çalışmalarda yer alan çalıştaylarına, analiz hazırlayan, rapor sunan, danışma toplantılarına katılan kadın ve insan hakları dernekleri görevlerini devam ettiriyor.
NATO, dünyanın en büyük terör örgütüdür. Bu örgüt, sadece sınırları değil, zihinleri de işgal ediyor. Gittiği her yerde emperyalizmin kültürel kodlarını dayatıyor. NATO, sadece toprak işgal etmiyor; zihin işgal ediyor. Aile kutsallığı yok ediliyor, cinsiyet kavramı bulanıklaştırılıyor, milli değerler aşağılanıyor. Ankara Zirvesi’nde, Ukrayna’ya 70 milyar euroluk yardım taahhüt edilirken bu paranın bir kısmı da ‘kültürel dönüşüm’ programlarına aktarılacktır. ‘Savunma’ bütçelerinin içinde, yerel değerleri yıkmaya yönelik propaganda fonları gizlidir.
NATO’YA BAĞLILIK LGBT DAYATMASINA ÖZGÜRLÜK
NATO; üye devletlerden toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaştırılmasını, kapsayıclık ve çeşitliliğin uygulanmasını talep ediyor. Bugün MEB müfredatında toplumsal cinsiyet eşitliği ders olarak işleniyor. Kapsayıcılık, bir program olarak öğretmenlere öğretiliyor. Tüm bakanlıklar, çeşitlilik ve kapsayıcılık raporları hazırlıyor. NATO’ya siyasi ve ekonomik bağlılık, kültürel ve ideolojik yaptırımlara boyun eğdiriyor. NATO zirvesi öncesi açıklanan 12. Yargı paketinden, bu paketin taslağında var olan LGBT ile ilgili düzenlemelerin çıkarıldığını görüyoruz. NATO’ya sadakat LGBT propagandasını da emperyalizmin kültürel dayatmalarını yasaklatamıyor.