Ana içeriğe geç

Yeni Parti programı, yıllardır sorduğumuz soruların cevabı oldu

CHP Onur Kurulu Üyesi Buket Müftüoğlu, açıklanan YENİ Parti programı üzerinden neden CHP'de kalmayı seçtiğine dair bir yazı kaleme aldı. Müftüoğlu, 12punto için kaleme aldığı yazısında çarpıcı ifadeler kullandı.

Yeni Parti programı, yıllardır sorduğumuz soruların cevabı oldu
12 Punto
16

İşte Müftüoğlu'nun o yazısı:

Yeni Parti’nin programı açıklandı.

Böylece uzun zamandır tartışılan pek çok konu artık daha görünür, daha açık ve daha net bir hâle geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde “baba ocağında” kalma tercihim, biliyorum ki birçok arkadaşım tarafından şaşkınlıkla, kırgınlıkla ve hatta serzenişle karşılandı.

Bunun farkındayım.

Ancak ben bu yalnızlığa yabancı değilim.

Yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’ni kurucu ilkelerinden uzaklaştırdığını düşündüğüm siyasi tercihlerini eleştirirken de aynı sözleri duydum.

“Şimdi zamanı değil.”

“Oyları bölmeyin.”

“AKP’nin ekmeğine yağ sürmeyin.”

Bugün, o yıllarda dile getirdiğimiz eleştirilerin önemli bir bölümünün ne kadar haklı olduğu artık çok daha geniş kesimler tarafından görüldü.

Şimdi aynı kararlılıkla bir kez daha söylüyorum:

Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalma kararım kişilerle ilgili değildir.

Bu karar; Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu ilkelerine, Altı Ok’a, tam bağımsızlık anlayışına, ulusal egemenliğe ve üniter devlet yapısına bağlılığımın doğal sonucudur.

İnanıyorum ki bugün bu tercihimizi eleştirenler de yakın bir gelecekte neden “baba ocağında” kalmayı seçtiğimizi daha iyi anlayacaklardır.

Üstelik Yeni Parti’nin açıkladığı program, bu süreci beklediğimden çok daha hızlandırmıştır.

Çünkü yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi içinde “Yeni CHP” anlayışı olarak tartıştığımız siyasal yönelim, artık Yeni Parti programında açık ve bütünlüklü bir siyasi metin hâline gelmiştir.

Mutlak butlan tartışmalarının başladığı ilk günlerde kamuoyuyla bir değerlendirme yazısı paylaşmıştım.

O yazıda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğini belirleyecek temel ilkeler üzerinden beş kritik soru yöneltmiştim.

Bu soruları, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı için önce 38. Kurultay’da yarışan Sayın Özgür Özel’e ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na sormuştum.

Mutlak butlan tartışmalarının yaşandığı süreçte sorular yeniden güncellenerek kendilerine kamuoyu önünde açıkça yöneltilmişti.

Çünkü benim için mesele kişiler değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin hangi ilkeler doğrultusunda yoluna devam edeceğiydi.

Ne yazık ki her iki genel başkan da bu soruları hiçbir süreçte cevaplandırmadı.

Bugün ise yeni bir durumla karşı karşıyayız.

Yeni Parti’nin programı yayımlandı.

Bu nedenle, o gün sorduğum beş soruyu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyor ve değerlendirmemi bu sorular üzerinden sürdürüyorum.

Çünkü görüyorum ki o gün cevap alamadığım soruların önemli bir bölümünü, bugün Yeni Parti Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Özgür Özel’in açıkladığı parti programı fiilen cevaplamış bulunmaktadır.

Sorduğum beş soru şunlardı:

1. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın Türkiye’nin çekince koyduğu maddeleri hakkındaki görüşünüz nedir?

2. Anadilde eğitim konusundaki açık ve kesin tavrınız nedir?

3. Anayasa’daki vatandaşlık tanımının değiştirilmesine ve “eşit yurttaşlık” adı altında yeniden düzenlenmesine ilişkin yaklaşımınız nedir?

4. “Terörsüz Türkiye” sürecinde gündeme getirilen bir Kürt federasyonu ihtimali karşısındaki tutumunuz nedir?

5. Terör suçlarından hüküm giymiş kişilerin yeni yasal düzenlemeler kapsamında yeniden vatandaşlığa kabul edilmesine ilişkin görüşünüz nedir?

Yeni Parti programını dün okuduğumda, yukarıda size hatırlattığım ilkesel soruları birlikte değerlendirince aklımdan geçen ilk düşünce şu oldu:

Kemal Kılıçdaroğlu bu programı mutlaka kıskanmıştır.

Çünkü sizler, onun yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi içinde üstü örtülü, parçalı ve çoğu zaman dolaylı biçimde hayata geçirmeye çalıştığı siyasal dönüşümü artık açıkça programınıza ve tüzüğünüze yazdınız.

Yıllarca CHP içinde tartışılarak, zamana yayılarak ve farklı kavramlarla anlatılan anlayış, bugün yeni partinizde hiçbir örtüye ihtiyaç duymadan açık bir siyasal tercih hâline gelmiştir.

Bu nedenle samimi bir önerim var:

Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yanınıza alın.

Çünkü ortaya koyduğunuz siyasal program ile onun yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi’nde inşa etmeye çalıştığı siyasal çizgi arasında önemli bir düşünsel süreklilik bulunduğu görülmektedir.

Üstelik yalnız gitmediniz.

Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu ilkeleriyle yaşanan tartışmaların baş aktörlerini de büyük ölçüde yanınızda götürdünüz.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun küresel bir kumpas ile CHP’nin başına getirilmesindeki en büyük aktör Sayın Önder Sav’ı…

Anayasa tartışmalarındaki yaklaşımı nedeniyle parti tabanında yoğun eleştirilerin odağında bulunan Sayın İbrahim Kaboğlu’nu…

Partinin terörle mücadele ve millî güvenlik politikalarına ilişkin söylemleri nedeniyle uzun yıllar tartışılan Sayın Sezgin Tanrıkulu’nu…

2017 referandumu sonrasında mühürsüz oylar karşısında CHP’nin izlediği siyasi tutum nedeniyle eleştirilen Sayın Bülent Tezcan’ı…

Parti örgütü üzerindeki etkisi ve izlediği siyaset nedeniyle uzun yıllardır tartışmaların merkezinde yer alan Sayın Veli Ağbaba’yı…

Farklı siyasi geleneklerden gelip CHP’nin kurumsal kimliğiyle bağdaştırılmayan siyaset tarzı nedeniyle sürekli tartışılan Sayın Mustafa Sarıgül’ü…

Ve bugün parti yönetiminde aynı siyasal anlayışı temsil eden, geçmişte Sayın Gürsel Tekin’in avukatı olması sıfatıyla kendisine siyasette yer edinmiş, oradan oraya savrulan Sayın Mahmut Tanal’ı…

İsimlerini de saymakla bitiremeyeceğim her devrin adamlarını…

Ekrem İmamoğlu başlığını ise özellikle açmıyorum.

Çünkü benim meselem kişiler değildir.

Tek söyleyeceğim şudur: Keşke tutuksuz yargılansaydı. Bu mağduriyet üzerinden Türk milletinin vicdanını, inancını ve mücadele azmini iki yıldır gereksiz yere oyalıyor.

Benim meselem, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu felsefesinden uzaklaşmasına yol açtığını düşündüğüm siyasal anlayıştır.

Madem ki artık bu anlayışı yeni bir parti çatısı altında açıkça savunmayı tercih ettiniz; o hâlde bu ayrılık, yıllardır yaşanan ideolojik ayrışmanın da doğal sonucudur.

Biz ise kendi yolumuza devam edeceğiz.

Dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu ilkelerine, Altı Ok’a, tam bağımsızlık anlayışına, ulusal egemenliğe ve üniter devlet yapısına sahip çıkmayı sürdüreceğiz.

Belki bugün daha azız.

Belki yıllardır bu coğrafyada küresel planların uygulanması için tehdit gördükleri en büyük güç, Cumhuriyet Halk Partisi ve bu partinin sağlam, kemikleşmiş seçmeniydi.

Türlü oyunlarla içeriden ve dışarıdan böldüler.

Belki bugün toplum mühendisliği ilk kez bu denli acımasızca, olguları bir kenara bırakıp algılarla insanları yönlendiriyor.

Halk, hipnoz olmuşçasına büyük kitle hareketleriyle hareket ediyor.

Ortalık toz duman…

İşimiz geçmişte olduğundan çok daha zor…

Ancak bizler biliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine bağlı örgütün öz evlatları, Türkiye’nin dört bir yanında aynı inançla varlığını ve ilkelerini sürdürmeye devam ediyor.

İlkeler etrafında yeniden buluşacağımız günler uzak değildir.

Hem bu sefer mücadele belki biraz daha kolay.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi de toplumsal öfkenin farkında.

Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinde kalan Y-CHP’lilere rağmen, bu kez Y-CHP’nin CHP’si rahat bırakılmış, ortada sadece CHP kalmış; “Yeni”si ise partiden kısmen ayrılmıştır.

Buket Müftüoğlu

CHP Onur Kurulu Üyesi

Haber Kaynağı : 12punto

Kaynağa Git

İlgili Haberler