?Türk edebiyatının o hırçın ama bir o kadar da naif sesi, yıllardır Mülkiye çevresinde, bir masanın başında, derin bir sohbetin tam orta yerinde tanıdığım; omuz omuza hüzünleri ve umutları paylaştığım değerli şair, kıymetli insan Ahmet Telli’yi kaybetmenin tarifsiz üzüntüsünü yaşıyorum.
?Bir şairi sadece yazdığı mısralarla değil; bir demli çay eşliğinde kurduğu cümlelerle, o kendine has dik duruşuyla ve her daim muhalif kalan vicdanıyla tanımak bir ayrıcalıktı. O, sınıfta bir öğretmen, meydanda bir yoldaş, kağıdın başında ise hakikat arayıcısıydı. Zaman zaman benim de bulunduğum sohbetlerinde, dizelerini hayatın en sert kayalarına çarpmaktan hiç çekinmediğine bizzat şahit oldum. Ve "direndikçe anlam kazanır insan" diyordu.
?Ahmet Telli’nin şiiri, teslimiyete karşı bir başkaldırıydı. Mülkiyelilerdeki sohbetlerinde de o hep aynı kararlılıkla konuştu. Aşkı bir zayıflık değil, devrimci bir irade olarak kurguladı. Dizeleri, baskıya ve karanlığa karşı bir "dik duruş" manifestosu gibiydi.
?Hatırlıyorum, o meşhur "Dövüşe Dövüşe Yürünecek" çağrısını yaparken sadece kağıda dökmüyordu o kelimeleri; o, bu inancı hayatının merkezine koyuyordu:
?"Dövüşe dövüşe yürünecek
Bu kentlerden, bu yasaklı günlerden
Dövüşe dövüşe, ellerimizle tutacağız
Yarını, en umutlu sabahı..."
?O, sadece bir şair değil; öğretilmiş kabulleri yıkan bir vicdan öğretmeniydi.
"Hüznün İnceltildiği Yer" dediğinde, aslında bize acının bile bir estetiği ve bir direniş alanı olduğunu hatırlatıyordu. Yıllarca süren sohbetlerinin özeti, sanırım bu mısralarda gizliydi:
?"Çocuksun sen, beni de çocuk eyleyen
Bir gülüşünle baharı getiren
Ama bil ki bu ülkede
Hüzün bile devrimci bir eylemdir..."
Ahmet Telli, sistemin dişlileri arasında ezilmemeyi, onuruyla yaşamayı ve kalemini sadece hakikatin emrine vermeyi öğretti bizlere. Şimdi, o meşhur kahkahası ve derin iç çekişleri o masalardan eksik kalsa da, dizeleri ve paylaştığımız o kıymetli hatıralar, bir hak arayışının kılavuzu olmaya devam edecek.
?Bir şair ölmez; sadece yeni kuşakların yüreğinde yeniden yazılmak üzere, yarım kalan bir şiiri bırakır. O, devrimci kimliğini, o mağrur öğretmen duruşunu ve hüzünle yoğurduğu isyanını tüm dostlarına emanet etti.
?Sevgili dost, öğretmenim, şairim; dizelerin artık tarihin ve benim vicdanımın en güvenli yerinde saklı. Mülkiye'nin o her daim dost sohbetleri kokan bahçesinde hatıran yaşayacak. Çünkü sen zaten arkanda hiç sönmeyecek bir "isyan ateşi" bıraktın.
?Yolun ve sözün daim olsun.
Haber Kaynağı : 12punto