Japonya, gıda endüstrisindeki dönüşümüyle dikkat çekiyor. Dünya Gazetesi'nde yayımlanan yazısında Ebru Köktürk Koralı, Tokyo ziyaretinden ve JFEX Summer 2026 fuarındaki izlenimlerinden yola çıkarak, Japonya'nın küresel gıda sektöründeki yükselen rolünü ve Tokyo'nun gastronomi dünyasındaki ayrıcalıklı konumunu değerlendirdi.
Koralı'nın aktardığına göre Japonya, yıllık 9,5 trilyon yen (yaklaşık 68 milyar dolar) seviyesindeki gıda ithalatıyla dünyanın en büyük dışa bağımlı gıda pazarlarından biri olmasına rağmen, aynı zamanda küresel gıda ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu yıl düzenlenen JFEX Summer 2026 fuarı yeni nesil gıda teknolojileri ve restoran çözümlerinin sergilendiği uluslararası bir vitrin niteliği taşıyor.
HAZIR GIDADA KALİTE ANLAYIŞI DEĞİŞİYOR
Koralı'nın yazısında öne çıkan başlıklardan biri de Japonya'nın işlenmiş gıdaya yaklaşımı. Fuarda sergilenen ürünlerin, "premium instant" yani nitelikli hazır gıda anlayışını temsil ettiğini belirten Koralı, özellikle dondurulmuş ve steril paketleme teknolojilerinin ulaştığı seviyeye dikkat çekiyor.
Şef dokunuşu hissi veren soslar, deniz ürünlü hazır bazlar ve geleneksel Japon çorbalarının çözüldükten veya ısıtıldıktan sonra tazeliğini, dokusunu ve aromasını büyük ölçüde koruduğunu aktaran Koralı, bu teknolojilerin restoran mutfaklarında hazırlık süreçlerini önemli ölçüde kısaltabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etmiş.
SAĞLIKLI VE FONKSİYONEL ÜRÜNLER ÖNE ÇIKIYOR
Yazıda, Japonya'nın yaşlanan nüfusunun gıda sektörünü doğrudan etkilediği de vurgulanıyor. Bağışıklığı destekleyen, sindirimi kolaylaştıran ve fermente içeriklerle zenginleştirilen fonksiyonel gıdaların pazarda hızla yaygınlaştığını belirten Koralı, katkı maddesi azaltılmış ve geleneksel fermantasyon tekniklerinin modern paketleme yöntemleriyle buluşturulduğu ürünlerin özellikle restoran sektörü açısından önemli fırsatlar sunduğunu aktarıyor.
TÜRK ŞARAPLARI İÇİN JAPONYA ÖNEMLİ BİR PAZAR OLABİLİR
Fuarda Moldova'nın güçlü bir şarap tanıtımı yaptığını belirten Koralı, Japonya'nın yıllık 15 milyar doların üzerinde büyüklüğe sahip bir şarap pazarı olduğuna dikkat çekiyor. Ülkede 250'nin üzerinde şarap ithalatçısının faaliyet gösterdiğini ve Fransız, İtalyan, Avustralya ile Kaliforniya şaraplarının restoranlarda yaygın olarak yer aldığını ifade eden Koralı, Türk şaraplarının ise pazarda neredeyse hiç görünmediğini belirtiyor.
GÜNEY KORE STANDINDAKİ "KÜNEFE" DİKKAT ÇEKTİ
Fuarda ilgi çeken ayrıntılardan biri de Güney Kore standında hazırlanan künefe benzeri tatlı oldu. Kadayıf ve rendelenmiş mozzarella ile hazırlanan ürünü Antakya Künefesi ile kıyaslayan Koralı, ortaya çıkan sonucu tebessümle karşıladığını ancak yerel ürünleri küresel pazarlara taşıma çabasını olumlu bulduğunu ifade etmiş.
TOKYO TAM ANLAMIYLA BİR GASTRONOMİ BAŞKENTİ
Koralı'nın değerlendirmesine göre Tokyo, dünyanın en güçlü gastronomi şehirlerinden biri. Kentte 160 binden fazla yeme içme işletmesi bulunduğunu belirten Koralı, bu sayının İstanbul'daki işletme sayısının yaklaşık sekiz katına ulaştığını aktarıyor.
Aynı zamanda dünyanın en fazla Michelin yıldızlı restoranına ev sahipliği yapan şehirlerden biri olan Tokyo'da, önerilen mekanların çoğunun apartman katlarında ya da küçük sokaklarda gizlendiğini belirten Koralı, ziyaretçilere çok fazla tavsiyeye bağlı kalmadan şehri keşfetmelerini öneriyor.
GOLDEN GAİ'DE ZAMAN DURUYOR
Tokyo'nun en dikkat çekici gastronomi ve gece hayatı bölgelerinden biri olan Golden Gai, Koralı'nın yazısında geniş yer buluyor. Shinjuku semtindeki bu tarihi bölgenin, II. Dünya Savaşı sonrası dönemin atmosferini koruyan altı dar sokaktan oluştuğunu belirten Koralı, burada 200'den fazla küçük izakaya ve barın faaliyet gösterdiğini anlatıyor.
Çoğu yalnızca birkaç kişilik olan bu mekanlarda işletmecilerin hem servis yaptığı hem de misafirlerle sohbet ettiği sıcak bir atmosfer bulunduğunu aktaran Koralı, her barın kendine özgü bir konsepti olduğunu; punk müzikten korku filmlerine, edebiyattan farklı temalara kadar birçok özgün mekanın Golden Gai'nin karakterini oluşturduğunu ifade ediyor.
Odatv.com