Ana içeriğe geç

Avrupa Birliği’nden hızlı ihracata ‘takograf’ engeli

Türkiye’nin ekspres lojistikteki en büyük gücü olan minivan araçlar, Avrupa’nın yeni nesil dijital takograf uygulaması nedeniyle büyük bir çıkmazın eşiğinde. Altyapı yetersizliği ve uluslararası yasal boşluklar sebebiyle Avrupa yollarında haksız ceza riskiyle karşılaşan nakliyeciler, acil diplomatik çözüm bekliyor.

Avrupa Birliği’nden hızlı ihracata ‘takograf’ engeli
Dünya Gazetesi
16

Aysel YÜCEL

Avrupa Birliği (AB) gene­linde 1 Temmuz’da yü­rürlüğe giren yeni dü­zenlemeler, ekspres lojistik sektöründe köklü bir değişime yol açtı. Azami yüklü ağırlığı 3,5 ton üzeri araçlar için uygulanan sürüş ve dinlenme sürelerini kapsayan takograf sistemi, ar­tık azami yüklü ağırlığı 2.5 üstü ile 3.5 ton olan minivan/panel­van tipi hafif ticari araçlar için de geçerli hale geliyor.

Bu kura­la göre sürücüler; 4,5 saatlik sü­rüşün ardından 45 dakika mola vermek, ikinci 4,5 saatlik sürüş­ten sonra ise en az 9 saat istira­hat etmek zorunda kalıyor. An­cak Türkiye’deki lojistik firma­ları, teknik altyapı eksiklikleri ve yasal gri alanlar nedeniyle bu kurallara uyum sağlamakta im­kânsızlık yaşıyor.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) AETR Sözleş­mesi ve Takograf Danışmanı Bilal Yeşil, sektördeki bilgi kir­liliğine ve yetkililerin gecikmiş reaksiyonuna dikkat çekti. Tür­kiye’nin taraf olduğu (AETR) Uluslararası Karayolu Taşıma­cılığı Yapan Araç Mürettebatı­nın Çalışmasıyla İlgili Avrupa sözleşmesi değişene kadar mev­cut kuralların geçerli olduğunu vurgulayan Bilal Yeşil, duru­mu şöyle özetledi: “AETR Söz­leşmesine göre, takograf tak­mak zorunda olan araçlar azami yüklü ağırlığı 3,5 ton üzeri olan araçlardır.

Dolayısıyla Türkiye’de tescil­li olan, azami yüklü ağırlığı 2.5 ton üzeri van ve kamyonetlerin takograf takma yükümlülüğü şu an bulunmuyor. Sözleşmeye göre bizim kullanabileceğimiz cihazlar 1. nesil takograflardır. Avrupa’nın şu an kullandığı 2. nesil dijital takografları biz ya­sal olarak kullanamayız. Kul­lanmak istesek bile, teknik ola­rak bu cihazları Türkiye’de tamir ve kalibrasyon yapma im­kânımız yoktur.”

Buna rağmen Avrupa’daki ba­zı polislerin yasal mevzuatı tam bilmemesi nedeniyle Türk mi­nivanlarına haksız cezalar kesi­lebildiğini belirten Yeşil, firma­ların sürücüleri önceden bilgi­lendirmesi ve kesilen cezalara karşı yargı yoluna başvurarak paralarını geri talep etmesi ge­rektiğini ifade etti.

48 saatlik teslimat 3,5 güne çıkar

İhracatçı için büyük bir en­gel teşkil eden bu durum, Av­rupa’ya 48 saatte ulaşan mini­vanların en büyük avantajı olan hızı ortadan kaldırıyor. Büyük araçlardaki gibi yataklı kabin­leri bulunmayan minivan sürü­cülerinin araç dışında konakla­mak zorunda kalması, sektöre ekstra masraf kapısı açıyor.

Bu krizin kesin çözümünün diplo­matik girişimlerden geçtiğini savunan Bilal Yeşil, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Dışişle­ri Bakanlığı AB Genel Müdürlü­ğü’nün acilen konuyla ilgili ha­rekete geçmesi gerektiğini sa­vundu. İlgili bakanlıkların, AB Komisyonu ve Birleşmiş Mil­letler Avrupa Ekonomik Ko­misyonu (UNECE) nezdinde yazılı girişimde bulunarak üye ülkeleri bu hukuksuzluk ko­nusunda uyarması talep edili­yor. Krizin çözülememesi ha­linde ihracatın 48 saatlik tesli­mat süresi 3,5 güne çıkarken, ek konaklama maliyetleri lojistik operasyonlarına ağır bir yük ge­tirecek. Türkiye’deki tüm araç­lar için yeni nesil takograf tak­ma zorunluluğunun ise anlaş­malardaki müzakerelere bağlı olarak en erken 2028 yılında başlaması öngörülüyor.

Filodaki 5 bine yakın aracı etkiliyor

Türkiye’de lojistik şirketleri­nin filosunda 5 binin üzerinde minivan/panelvan araç oldu­ğu tahmin ediliyor. Artan ihra­cat hacmi ve yetersiz sınır ka­pısı kapasiteleri nedeniyle TIR kuyruklarında dört güne varan beklemeler yaşanması, ihra­catçıyı ve lojistik firmalarını al­ternatif çözüm arayışına itmiş­ti.

Geçiş belgesi kotalarından ve ağır gümrük prosedürlerin­den muaf olan minivan araçlar, sınır geçişlerini hızlandırarak Avrupa’ya varış süresini iki gü­ne kadar düşürüyor. Bin 200 ki­lograma kadar olan acil ihracat yükleri, bu hafif ticari araçlar sayesinde havayoluna kıyasla hem daha düşük maliyetle hem de kapıdan kapıya çok daha hız­lı bir şekilde teslim edilebiliyor.

Nakliye firmaları “B” planı ile çözüm bulmaya çalışıyor

Nakliye sektörü yaşanacak olumsuzluklara karşı harekete geçti. İşte sektörün görüşleri şöyle:

Eyüp Lojistik Express Minivan Direktörü Ersin Bartık: Yeni düzenlemeyle teslimat sürelerinin 3,5 güne uzaması ve ağır cezaların gündeme gelmesi üzerine, takograf zorunluluğuna girmeyen 2,5 ton altı araçlardan oluşan ‘Jet Taksi’ hizmetimizi devreye aldı. Bu sistemle Avrupa’ya 48 saatte ekspres teslimat garantisini sürdürüyoruz. Altyapısı yetersiz küçük firmalar piyasadan çekilmek zorunda kalacak. Bu süreç, ihracatçıların ambalaj alışkanlıklarını da mecburen değiştirecek ve ekstra büyük ölçüler yerine Euro palet sistemine geçiş hızlanacak.

Batu Logistics Genel Müdürü Efe Göktuna: Minivan ve lorry tipi araçların TIR’larla aynı sürüş kurallarına tabi olması, ‘tek sürücüyle hızlı teslimat’ modelini zorlaştırarak operasyonlarda maliyetleri artıracak. Acil yüklerde bu maliyet artışına rağmen ‘çift şoför’ sistemine geçileceğini öngörüyoruz. Yaşanan dönüşümle birlikte geleneksel ‘ekspres servis’ algısının yerini, daha planlı ve güvenli olan ‘Teslimat Süresi Garantili’ servisler alacak. Bu durumu, trafik kurallarının tüm araç tipleri için eşitlenmesi olarak değerlendirmek gerekiyor.

Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban: Takograf zorunluluğunu bir kısıtlama olarak değil; trafik emniyeti, sürücü güvenliği ve adil rekabet adına bir ‘hizalanma’ olarak görüyoruz. Kurduğumuz parsiyel taşımacılık altyapısıyla bu dönüşüme halihazırda hazırız. Araç doluluğunu beklemeden, tek bir palet yükü dahi planlanmış günlük sefer saatinde yola çıkarıyor ve ilgili ülkede 24 saat içinde teslimatını yapıyoruz. Böyle bir dönemde asıl odak noktası sadece araç bulmak değil, uçtan uca güvenli bir operasyon yönetebilmektir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler