Ana içeriğe geç

“Egemen yapay zekâ anlayışına ihtiyacımız var”

AITR tarafından hazırlanan Yapay Zekâ - Hızlandırılmış Dönüşüm Çağında Yönetişim Etik ve Risk raporunun çıktıları üzerinde konuşan TBV Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı, “Bir ülkenin en ileri teknolojiye sahip olsa bile, kullanılan modelin kuralları başkası tarafından yazılıyorsa tam bir egemenlikten söz edilemez” dedi.

“Egemen yapay zekâ anlayışına ihtiyacımız var”
Dünya Gazetesi
16

Sevilay ÇOBAN

Türkiye’nin yapay zekâ alanında nasıl bir yol izlemesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Bilişim Vak­fı (TBV) Yönetim Kurulu Baş­kanı Faruk Eczacıbaşı, “Biz küresel modellerin pasif bi­rer tüketicisi mi olacağız, yok­sa şartları kendi kültürümüz ve çıkarlarımız doğrultusun­da biz mi yazacağız?” sorusu­nu yöneltti. Yakın dönemde açıklanan 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı’nı önem­li bir adım olarak değerlendi­ren Eczacıbaşı, TBN’nin ha­zırlık sürecine katkı sunduğu­nu ve bundan sonra da kamu ile iş birliği içinde çalışma­ya hazır olduklarını söyledi.

TBV ve İstanbul Teknik Üni­versitesi liderliğinde kurulan Yapay Zekâ Türkiye Platfor­mu (AITR) tarafından yapay zekânın Türkiye’deki gelişi­mi ve gelecek dönem hedef­lerini konu alan Yapay Zekâ - Hızlandırılmış Dönüşüm Ça­ğında Yönetişim Etik ve Risk raporu kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda, yapay zekânın iş dünyası, kamu ve toplum üze­rindeki etkileri kapsamlı şe­kilde değerlendirildi.

Bağımsızlığı etkileyen stratejik alan

AITR raporunun TBV’nin 30 yıldır savunduğu vizyonun bugüne uyarlanmış hâli oldu­ğuna işaret eden Eczacıbaşı, yapay zekânın yalnızca tekno­lojik bir gelişme değil, ülkele­rin rekabet gücünü ve bağım­sızlığını doğrudan etkileyen stratejik bir alan haline gel­diğini söyledi. Eczacıbaşı, bu süreçte “egemen yapay zekâ” anlayışının önemine dikkat çekerek, “Egemen yapay zekâ aynı zamanda kendi dilimiz­de düşünen modeller geliştir­mek, kendi verimizin kendi sınırlarımızda kalması, kendi değerlerimizi koruyabilmek ve vatandaşımızın mahremi­yetini güvence altına almak anlamına da geliyor. Bir ülke­nin en ileri teknolojiye sahip olsa bile, kullanılan modelin kuralları başkası tarafından yazılıyorsa tam bir egemen­likten söz edilemez; bu bir ‘öz­gürlük” meselesidir’ ifadele­rini kullandı.

Riskleri bugünden görmek zorundayız

AITR Eş Başkanı Prof. Dr. Altan Çakır, “Üretken yapay zekânın Türkiye ekonomisi­ne sağlayabileceği yıllık yüzde 5’e varan GSYİH katkısı, doğ­ru politika, doğru beceri ya­tırımı ve güçlü bir ekosistem koordinasyonu ile gerçek bir kalkınma fırsatına dönüşebi­lir” derken, AITR Eş Başka­nı Levent Kızıltan, “Şimdi ya­pay zekâ ile çok daha hızlı ve çok daha dönüştürücü bir dal­ga ile karşı karşıyayız ve fay­daları düşündüğümüz kadar yarın karşımıza çıkabilecek riskleri de düşünerek hareket etmek zorundayız” şeklinde konuştu.

Girişimlerin yurt dışında kendini göstermesi tesadüfe kalıyor

Türkiye’deki teknoloji girişimlerin global ile yarışına dair soruya yanıt veren AITR Eş Başkanı Levent Kızıltan, “Türkiye’de GSYF’lerin en büyükleri 20-30 milyon dolarlık fonlardan bahsediyoruz. Bunlar bizim gözümüzde büyük rakamlar olabilir ama girişimi alıp onu ölçeklendirip sonra da yurt dışında gösterebilecek noktaları getirmek için maalesef yeterli değiller.

Geçtiğimiz bir iki sene içerisinde sadece Avrupa’da ve ABD’deki 3 tane fon büyüklüğüne bakalım. Bunlardan bir tanesi NATO’nun Innovation Fund’u yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir fon. İkincisi Avrupa Birliği’nin European Deep Tech Innovation Fund’u. Bu da yaklaşık 1,5 milyon euroluk bir fon. Bir de en son İngiltere’nin açıkladığı 1,5 milyar poundluk bir yapay zekâ fonu var. Türkiye Kalkınma Fonu’nun sunumuna gitmiştim iki ay kadar önce.

Onların fonunun 50 milyon dolar olduğunu duydum. Şimdi bir ülkenin 1,7 trilyon dolar büyüklüğünden bahsedecektiniz ama ülkenin bu konuyla ilgili yatırım yapması gereken bir alanda sadece 50 milyon dolar girişimcilere atayabildiğini düşünecek olursanız burada çok geriden geliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de özel sektör ve kamunun fonlarının gelişebileceği finansmanı erişim ortamını istenen düzeyde olmadığı müddetçe girişimlerimizin de yurt dışında kendilerini gösterebilmeleri oldukça tesadüfe kalıyor” dedi.

Yön vermede önemli payımız olm

Türkiye’deki yapay zekâ girişimlerinin ihtiyaç duydukları yatırımlara ulaşmada yaşadığı sorunlar hakkında değerlendirme yapan Faruk Eczacıbaşı ise “Bütün bu endişelerinizde haklısınız. Ama bizim görevimiz bu sorunların çözümüne yol açacak yolları bulmak. Analiz etmeliyiz, doğru anlayışlar getirmeliyiz. Bizim yapmamız gereken kurumlara bu tetiklemeyi yapabilmek. ‘Bunu yaparsan böyle olur. Bunu yapmazsan şu şekilde olur’u söylemeliyiz. Bir düşünce kuruluşu olarak bir aksiyon oluşturma yapısında bizlerin görevi bu olur. Yani yön vermede önemli bir payımızın olması gerekiyor” diye konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler