Küresel ticaretin ana omurgasını oluşturan deniz taşımacılığında karbon regülasyonları ve düşük emisyon hedefleri, yeni bir yakıt dönüşümünü zoru--nlu kılıyor. Türkiye’de bu dönüşümün öncülüğünü üstlenen Arkas Bunker ve DB Tarımsal Enerji, İstanbul’da düzenlenen “Denizcilikte Biyoyakıt: Sürdürülebilirlik, Teknik Uyum, Uygulama Deneyimi ve Gelecek Perspektifi” seminerinde sektör paydaşlarını bir araya getirdi.
Toplantı kapsamında DÜNYA Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Arkas Bunker Genel Müdürü Seçkin Gül, biyoyakıtın denizcilik sektörü için sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ciddi bir ticari fırsat sunduğuna dikkat çekti.
Biyoyakıtın denizcilik sektöründeki önemli avantajlarından birinin mevcut gemilerde hiçbir donanımsal yatırım ve modifikasyon gerektirmeden doğrudan kullanılabilmesi olduğunu belirten Seçkin Gül, “Alternatif yakıtlar henüz ‘yeni doğmuş bebek’ aşamasındayken, biyoyakıtlar şu an sahada kanıtlanmış, oturmuş bir teknoloji sunuyor” dedi.
Kullanılan yakıtın karbon emisyonunu düşürmesinin Avrupa’daki sınırda karbon vergisi gibi regülasyonlara karşı devasa bir maliyet avantajı yarattığını vurgulayan Gül, şu çarpıcı rakamları paylaştı: “Bugün 1.000 tonluk bir kullanımda, geminin seyir yaptığı rotaya ve makinesine bağlı olarak armatöre 150 bin ila 400.000 dolara varan maliyet avantajı sağladığımız örnekler var.
‘Risk almayayım’ demenin maliyeti rakiplerinize karşı yüz binlerce dolar olabiliyor. Üstelik bu yakıtlar, atığın ilk toplandığı noktadan gemiye verilene kadar tüm ayak izinin sertifikalarla takip edilebildiği, son derece şeffaf ürünler. Uluslararası finans kuruluşları artık kredi sağlarken çevreci bir görüntü ve ölçülebilir sürdürülebilirlik raporları istiyor. Bu şeffaf takip sistemi, armatörlerin yeşil finansmana erişiminde kritik bir rol üstleniyor.”
15 bin tonluk ikmal yüzde 300 büyüme
Arkas Bunker olarak 2024 yılından bu yana biyoyakıt satışı yaptıklarını hatırlatan Seçkin Gül, “Bugüne kadar 32 farklı gemi tipine 60 seferde 15.000 tondan fazla biyoyakıt ikmali yaptık ve 14.500 ton emisyon azalttık. Satışlarımız her yıl yüzde 300 oranında büyüyor” diye konuştu.
Üretimin Torbalı’da, ikmalllerin ise genelde Marmara Denizi’nde yapıldığını belirten Gül, Hürmüz Boğazı’ndaki gibi jeopolitik krizlerin bu ürünün stratejik önemini artırdığına da işaret etti. Gül, “Kriz anlarında petrol fiyatları yüzde 100’e varan oranlarda artarken, biyoyakıt bileşenlerinin fiyatı sadece yüzde 10-20 arttı. Tamamen yerli üretim olan bu yakıtlar, dış şoklara karşı elimizin altında stratejik bir enerji kaynağı oluşturuyor” dedi.
Atıktan stratejik enerjiye dönüşüm
Seminerde konuşan DB Tarımsal Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı, biyoyakıtın sadece bir yakıt türü değil, atığı stratejik bir enerji kaynağına dönüştüren döngüsel bir ekonomi modeli olduğunu vurguladı. Borovalı, “Tamamı Türkiye’de toplanan kullanılmış bitkisel yağların, uluslararası standartlarda denizcilik yakıtına dönüştürülmesi hem çevresel hem ekonomik bir katma değer yaratıyor. Ürettiğimiz yakıt, yüzde 93,7’ye varan sera gazı emisyonu azaltım potansiyeliyle Avrupa’daki benzer ürünlerle rekabet edebilen güçlü bir çözüm sunuyor” açıklamasını yaptı.
Arkas Denizcilik Grubu Sürdürülebilirlik Direktörü Serra Tükel ise IMO’nun 2050 sıfır karbon hedeflerine işaret ederek, “Denizcilikte karbonsuzlaşmada tek bir yol yok, ancak önümüzdeki en hızlı, etkin ve somut çözümü biyoyakıtlarda görüyoruz” dedi.