Mehmet Hanifi GÜLEL
Türkiye kuruyemişte, 2025 yılı verilerine göre, 4,4 milyar dolarlık iç pazar büyüklüğü ve 4,7 milyar dolarlık ihracat tutarı ile dünyanın önde gelen büyük pazarlarından biri konumunda. Kaju gibi bazı spesifik ürünler dışında hemen hemen bütün kuruyemiş ürünlerinin üretildiği bir ülke olarak dikkat çekiyor. Özellikle başta fındık, Antep fıstığı ve kuru üzüm gibi önemli ürünlerin üretimi ile dünyada kuruyemiş pazarında söz sahibi.
Bu yılın ilk yarısının kuruyemiş sektörü açısından hareketli geçtiğini belirten Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜKSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Burak Çiğdem, küresel piyasalardaki gelişmeler, iklim koşulları, finansman maliyetleri ve iç piyasa şartlarının sektörü doğrudan etkilediğini kaydetti. Buna rağmen Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, işleme sanayisi ve ihracat kabiliyetiyle dünya kuruyemiş sektöründeki stratejik konumunu korumaya devam ettiğine dikkat çeken Çiğdem, “Ancak bugün sektörümüzün en önemli gündem maddesi fiyat seviyelerinden ziyade fiyat dalgalanmaları.
TÜKSİAD olarak gerçekleştirdiğimiz ‘Kuruyemiş Sektörü Sorun Analizi’ çalışmamızda da üyelerimizin en önemli sorunu açık ara fiyat dalgalanmaları olarak öne çıktı. Bu dalgalanmaların temelinde üretim planlamasındaki eksiklikler, güvenilir stok verilerinin bulunmaması, iklim kaynaklı belirsizlikler ve ürünlerin üreticiden nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar birçok kez el değiştirmesi gibi yapısal nedenler bulunuyor. Sektörümüzün ihtiyacı günlük fiyat hareketler değil; üreticinin, sanayicinin, ihracatçının ve tüketicinin önünü görebildiği, daha öngörülebilir ve istikrarlı bir piyasa yapısı” dedi.
İstikrarlı fiyat tüketiciyi ve sanayiciyi koruyacak
Kuruyemiş sektörünün tamamı için tek bir fiyat artış oranı vermenin doğru olmadığını aktaran Çiğdem, ceviz, fındık, Antep fıstığı, badem, kabak çekirdeği ve diğer ürünlerin her birinin farklı piyasa dinamiklerine sahip olduğunu iletti. Bununla birlikte genel bir değerlendirme yapıldığında, yılbaşından bu yana tüketici fiyatlarında ortalama yüzde 15 ile yüzde 20 arasında bir artış yaşandığını bildiren Çiğdem, “Ancak bu oran ürün bazında önemli farklılıklar gösteriyor.
Bazı ürünlerde artış bunun üzerinde gerçekleşirken, yeni sezon rekoltesi yüksek beklenen ürünlerde önümüzdeki dönemde daha dengeli bir fiyat yapısı oluşmasını bekliyoruz. Bizim açımızdan en önemli konu fiyatların yüksekliği ya da düşüklüğü değil, fiyat istikrarının sağlanması. Çünkü istikrarlı bir piyasa; üreticiyi, sanayiciyi, ihracatçıyı ve tüketiciyi birlikte koruyacaktır” diye konuştu.
Fındık ve kabak çekirdeğinde arz artışı bekleniyor
Kuruyemiş sektörünü tek başlık altında değerlendirmenin doğru olmadığını ifade eden Çiğdem, her ürünün arz-talep dengesi, stok yapısı ve dünya piyasalarındaki gelişiminin farklılık gösterdiğini iletti.
Bu yıl özellikle fındık, kabak çekirdeği, kuru üzüm ve bazı kuru meyve gruplarında daha yüksek rekolte beklentilerinin bulunduğunu, dünya piyasalarında da birçok üründe arz artışı öngörüldüğüne işaret eden Çiğdem, “Arzın arttığı ürünlerde bunun tüketici fiyatlarına makul ölçüde yansıması, hem piyasanın sağlıklı işlemesi hem de toplumun sağlıklı gıdaya erişimi açısından önem taşıyor. Kuruyemiş ürünleri lüks tüketim değil, toplum sağlığı açısından stratejik öneme sahip doğal gıda ürünleri.
Özellikle çocuklarımızın ve genç neslin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürebilmesi için bu ürünlerin ulaşılabilir fiyatlarla tüketiciye sunulması büyük önem taşıyor. Örneğin cevizde hem ülkemizde hem de dünyada son yıllarda üretim ve arz artışı yaşanıyor. Normal piyasa şartlarında bu gelişmenin tüketici fiyatlarına da belirli ölçüde yansıması beklenir.
Ancak ithalatta uygulanan yüksek gümrük vergileri ve ilave mal yükümlülükleri nedeniyle dünya piyasalarındaki fiyat avantajı iç piyasaya yeterince yansımıyor. Üstelik bu durum yalnızca ithal ürünü değil, yerli ürünün fiyat oluşumunu da etkiliyor. İthal ürün maliyetleri piyasada referans oluşturduğu için yerli ürün de benzer seviyelerde fiyatlanıyor, sonuçta dünya arzındaki olumlu gelişmeler tüketiciye beklenen ölçüde yansımıyor” ifadelerini kullandı.
Dernek olarak yerli üretimin korunmasını ve desteklenmesini son derece önemsediklerini de dile getiren Çiğdem, “Ancak aynı zamanda tüketicimizin de dünya piyasalarındaki olumlu gelişmelerden makul ölçüde faydalanabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve fiyat istikrarını sağlayan dengeli politikaların hem sektörümüz hem de toplum sağlığı açısından en doğru yaklaşım olacağı kanaatindeyiz” açıklamasında bulundu.
“Kabak çekirdeğindeki fiyat artışı sezon sonu kaynaklı”
Kabak çekirdeğinde son dönemde yaşanan fiyat artışının temel nedeninin sezon sonuna yaklaşılmasıyla birlikte piyasadaki ürün arzının daralması ve stokların önemli ölçüde azalmasından kaynaklandığını belirten Çiğdem, “Yeni sezon öncesinde eldeki ürün miktarının sınırlı olması fiyatları yukarı yönlü etkiledi. Ancak, üretim bölgelerinden gelen ilk veriler yeni sezon için oldukça olumlu bir tablo ortaya koyuyor ve yüksek bir rekolte beklentisi bulunuyor. Beklentiler doğrultusunda bir hasat gerçekleşmesi halinde yeni sezonla birlikte piyasadaki arzın rahatlayacağını, stokların yeniden oluşacağını ve fiyatların daha istikrarlı bir yapıya kavuşacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.
Antep fıstığı üretiminde kayıplar bekleniyor
Antep fıstığında bu yıl iç piyasa ile dünya piyasasını birlikte değerlendirmek gerektiğine vurgu yapan Muhammet Burak Çiğdem, Türkiye’de yeni hasatla birlikte ürünün piyasada daha görünür hale gelmesini beklediklerini aktardı. Ancak dünya genelinde başta ABD ve İran olmak üzere önemli üretici ülkelerde ciddi üretim düşüşlerinin öngörüldüğüne işaret eden Çiğdem, “Bu nedenle küresel Antep fıstığı arzında önemli bir daralma söz konusu. Türkiye’de de bazı üretim bölgelerinde yaşanan dolu zararlarının üretime olumsuz etkileri bulunuyor. Dolayısıyla yeni sezonla birlikte iç piyasada arz tarafında bir miktar rahatlama yaşansa da dünya piyasalarındaki arz daralmasının fiyatlar üzerindeki etkisinin devam edeceğini değerlendiriyoruz” dedi.