Küresel arenada birçok ilke imza atan ve özel amaçlı gemi inşasında devler ligine yükselen Türk tersaneleri, aşınan rekabet gücü nedeniyle zor günler geçiriyor. Geçmiş yıllarda yapılan sözleşmelerle ayakta kalmaya çalışan gemi inşa sektörü, küresel pazarda artan talebe karşın yeni sipariş alamama tehlikesiyle karşı karşıya. Maliyet baskısı ve finansmana erişim sorunları sektörde istihdam kaybını derinleştirdi.
Mayıs ayında gemi ve yat ihracatı, 2025 yılının aynı ayına göre yüzde 5’e yakın daralarak, 349 milyon 626 bin dolar seviyesinde kaldı. 2026’nın ilk 5 ayında ise toplam ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 55,5 artarak 1 milyar 281,9 milyon dolara ulaştı. Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) verilerine göre, kâğıt üzerindeki ihracat rakamları artış gösterse de bu durum sektörün mevcut krizini yansıtmıyor. DÜNYA’ya konuşan GYHİB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Talha Pepe, 2026 yılının ilk yarısında görülen ihracat artışının tamamen geçmiş yılların siparişlerinden kaynaklandığını vurguladı.
“Kur, enflasyon kadar tepki vermedi”
Bugün ihracatı gerçekleştirilen projelerin aslında iki ya da üç yıl önce imzalanan kontratlar olduğunu belirten Pepe, sektörün bugünkü en büyük probleminin yeni kontrat alamamak olduğunun altını çizdi. Yüksek enflasyon ortamında döviz kurunun aynı oranda artmamasının Türk tersanelerinin rekabetçiliğine ağır darbe vurduğunu ifade eden Pepe, fiyat avantajının kaybedilmesiyle Türkiye’nin gemi inşada yeni sipariş almakta giderek daha fazla zorlandığını söyledi.
Sipariş defterleri boşalıyor
Tersanelerin sipariş defterlerinin giderek boşaldığına dikkat çeken Pepe, şu uyarılarda bulundu: “Bugün itibarıyla Türk tersanelerinin elinde 2026 yılında imzalanmış, daha önceki yıllara kıyasla çok az proje var. Asıl kıyaslamanın tersanelerin sipariş defterlerine göre yapılması lazım. Önümüzdeki dönemde küresel gemi inşa sıralamasında geriye düşeceğiz gibi görünüyor. En büyük sıkıntımız yüksek enflasyon ve enflasyonla mücadele edemeyen kurdur.”
Rekabetçilik kaybı, sektörün kanayan yarası olan istihdam sorununu da geri dönülemez bir boyuta taşıyor. Mustafa Talha Pepe, istihdam kaybının maalesef sürdüğünü belirterek, “Kayıp sadece mavi yakalı çalışanda değil, aynı zamanda nitelikli çalışanda da başladı. Bunu koruyabilmemizin tek yolu yeni siparişler alabilmek ve rekabetçiliği yeniden sağlamak” ifadelerini kullandı.
“Reeskont kredilerine bile ulaşamıyoruz”
Uzun çabalarla elde edilen küresel pazar payının kaybedilmesinden endişe eden sektör temsilcileri, finansmana erişim konusunda da destek bekliyor. GYHİB Yönetim Kurulu Üyesi Cem Seven de küresel piyasalardaki yeşil dönüşüm trendiyle birlikte çevreci gemilere talebin yüksek seyrini sürdürdüğünü, küresel talep tarafında ciddi bir daralma yaşanmadığını belirtti.
Buna rağmen Türk tersanelerinin yeni sipariş alamamasının içerideki dinamiklere bağlı olduğunu özetleyen Seven, şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: “Hâlihazırda alınan yeni siparişler geçmiş yılların oldukça altında. Bizim temel sorunumuz, işçilik maliyetlerinin Avrupa tersanelerinin de üzerine çıkmış olması ve krediye erişimde yaşanan zorluklardır. İhracatçı firmaların kullanımına açık olan Merkez Bankası reeskont TL kredilerine bile mevcut bariyerler nedeniyle ulaşmakta zorlanıyoruz.”
İlk yüzer enerji gemisi, en büyük açık deniz rüzgâr bakım gemisi, LNG ile çalışan ilk römorkör, ilk uzaktan kumandalı römorkör, ilk elektrikli römorkör ve dünyanın en büyük balık fabrika gemisi gibi özel projelere imza atarak küresel özel amaçlı gemi inşa sıralamasında ilk üçe giren Türk tersaneleri, 2025 yılında toplam 2 milyar 243 milyon dolarlık gemi ve yat ihracatı gerçekleştirerek rekor kırmıştı. Ancak yeni siparişlerin hız kesmesi, tersanelerin bu alandaki liderliğini de tehlikeye soktu.