DTO Başkanı TAMER KIRAN
Türk denizcilik tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100. yıl dönümünü büyük bir gurur ve heyecanla kutluyoruz.
1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren 815 sayılı Kabotaj Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti, kendi limanları ve karasularındaki deniz taşımacılığı ve denizcilik faaliyetlerini kendi bayrağına ve kendi vatandaşlarına emanet ederek denizlerdeki egemenlik haklarını fiilen tesis etti. Lozan Barış Antlaşması ile kazanılan bağımsızlığımızın denizlerdeki en önemli tamamlayıcısı olan Kabotaj Kanunu, yalnızca bir ulaştırma düzenlemesi değil; ekonomik bağımsızlığımızın, milli egemenliğimizin ve Türk denizciliğinin gelişiminin temel taşı oldu.
Bu tarihi kazanım, 20 Temmuz 1936 tarihinde İsviçre’nin Montreux (Montrö) kentinde imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ile daha da güçlenmiş ve Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakları uluslararası hukuk bakımından tam anlamıyla tesis edilmiştir. Böylece Cumhuriyetimizin denizlerdeki bağımsızlık anlayışı hukuki ve stratejik açıdan bütünlüğüne kavuştu.
“Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeliyiz”
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1 Kasım 1937 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında dile getirdiği “Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.” sözü, aradan geçen 89 yıla rağmen bugün de Türk denizciliğinin yol haritasını oluşturmaktadır.
Günümüz denizciliğinde ileri konumda olan ülkelerin gelişim süreçlerine bakıldığında en az birkaç yüz yıllık geçmişleri olduğu ve bu düzeye büyük sıkıntılarla ulaşabildikleri görülüyor. Oysa Türk denizciliği, geride bıraktığımız bir asır içerisinde büyük bir gelişim gösterdi. Bugün ülkemiz; güçlü deniz ticaret filosu, dünya standartlarında limanları, uluslararası başarılarıyla öne çıkan tersaneleri, nitelikli insan kaynağı ve denizcilik eğitimiyle dünyanın sayılı denizci ülkeleri arasında yer alıyor.
Denizciliğin stratejik önemi daha da anlaşıldı
Dünyada son dönemde yaşanan gelişmeler, denizciliğin stratejik önemini her zamankinden daha güçlü biçimde gözler önüne seriyor. Karadeniz’de devam eden savaş, Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar, enerji güvenliğine ilişkin riskler ve küresel ticaret yollarındaki belirsizlikler; deniz ulaştırmasının, güvenli deniz yollarının ve güçlü denizcilik altyapısının ülkeler için vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 87’sinin deniz yoluyla gerçekleştirildiği günümüzde, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin sahip olduğu jeostratejik konum çok daha büyük bir değer kazandı.
Kabotaj Kanunu’nun ikinci yüzyılına adım attığımız bugün; deniz ticaret filomuzu daha da güçlendirmek, limanlarımızın rekabet gücünü artırmak, gemi inşa sanayimizi ileri teknolojilerle desteklemek, denizcilik eğitiminde mükemmeliyeti sürdürmek ve çevre dostu, sürdürülebilir denizcilik anlayışını daha da geliştirmek ortak sorumluluğumuzdur. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da denizciliğimizi her alanda daha ileriye taşıyarak ülkemizin ekonomik kalkınmasına, dış ticaretine ve küresel rekabet gücüne daha fazla katkı sağlamaya devam edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kabotaj Kanunu’nun hayata geçirilmesinde emeği bulunan devlet adamlarını, denizlerdeki bağımsızlığımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi, deniz kazalarında hayatını kaybeden denizcilerimizi ve ömrünü Türk denizciliğinin gelişmesine adamış, bugün aramızda olmayan tüm denizcilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; Kabotaj Kanunu’nun 100. yıl dönümünü ve 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.