Ana içeriğe geç

Nükleerde 4. nesil teknoloji Türkiye’den bölgeye yayılacak

Küresel enerji arz güvenliği ve iklim hedefleri nükleer enerjiyi yeniden gündeme taşırken, Türkiye bu yarışta bir kullanıcı değil, teknoloji geliştiren güç olmaya hazırlanıyor. Sodyum soğutmalı 4. nesil SMR ile Türkiye’de bir sanayi ekosistemi kurulması ve çevre coğrafyalara teknoloji ihraç edilmesi hedefleniyor.

Nükleerde 4. nesil teknoloji Türkiye’den bölgeye yayılacak
Dünya Gazetesi
16

Nurdoğan A. ERGÜN

Yapay zekadan veri mer­kezlerine, ağır sanayi­den elektrifikasyona ka­dar hızla artan küresel elektrik talebi, nükleer enerjiyi küresel enerji mimarisinin merkezine yerleştirdi. COP28 ve COP29 zirvelerinde küresel nükleer kapasitenin 2050’ye kadar üç katına çıkarılarak 1.500 GW se­viyesine ulaştırılması hedefi, trilyon doların üzerinde deva­sa bir yatırım pazarını da bera­berinde getiriyor.

Bu yeni dö­nemde, esnek yapısı ve düşük maliyet potansiyeliyle öne çı­kan Küçük Modüler Reaktörler (SMR) başrolü oynuyor. Sade­ce SMR pazarının 2030’da 50 milyar dolara ulaşması bekle­niyor. SMR dünyasında ticari fizibilitenin en kritik başlıkla­rından biri ise yatırım maliye­tinin düşürülebilmesi. Büyük ölçekli nükleer santrallerde ya­tırım maliyetleri bugün orta­lama kilowatt başına yaklaşık 7 bin dolar seviyesinde seyre­derken, SMR’larda ilk uygula­malarda bu seviyenin kilowatt başına 5 bin dolar, seri üreti­me geçildiğinde ise 3 bin dolar seviyesine çekilmesi hedefle­niyor.

Bu hesapla 100 MW sı­nıfındaki bir SMR için ilk ya­tırımın daha yüksek maliyetli olması beklenirken, seri üretim ve standartlaşma sonrasında yaklaşık 300 milyon dolarlık bir yatırım ölçeği hedefleniyor. IC Nükleer Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Murad Bayar’a göre, bu hedefin gerçekleşmesi modüler üretim, fabrikasyon, yerli tedarik zinciri, lisansla­ma süreçlerinin olgunlaşma­sı ve yatırım sürelerinin kısal­masıyla mümkün olabilecek.

Türkiye’nin 2050 yılına kadar planladığı 20 GW’lık nükleer kapasite hedefi içindeki 5.000 MW’lık SMR payının stratejik önemine dikkat çeken Bayar, Türkiye’nin bu alanda bir müş­teri olarak kalmayıp, kendi mü­hendislik ve sanayi ekosiste­mini kurarak bölgesel bir mer­kez olacağını belirterek, 5.000 MW’lık gücün beşte birine ta­lip olduklarını kaydetti.

Amerikan ARC ile ortak teknoloji geliştiriliyor

IC Nükleer Teknoloji’nin ABD merkezli ARC Clean Te­chnology ile başlattığı strate­jik iş birliğine değinen Bayar, bu ortaklığın sıradan bir tek­noloji transferi olmadığını söy­ledi. Dünyada ticari anlamda “al-kur-çalıştır” seviyesinde yaygın bir SMR pazarının he­nüz oluşmadığını belirten Ba­yar, “ARC ile kurduğumuz iş birliği, hazır bir teknolojiyi alıp Türkiye’de kurma projesi de­ğil. Bu teknolojiyi mevcut ge­lişim aşamasından alıp birlik­te olgunlaştırma, yerli tedarik zincirini geliştirme ve ekip­manları yerlileştirme süreci. Hedefimiz Türkiye’de gelişti­receğimiz bu kapasiteyle çevre coğrafyalara da çözümler sun­mak” diye konuştu.

Ağır sanayi ve veri merkezleri için kesintisiz güç

Bayar’ın ifadelerine göre, SMR’lar sadece birer elektrik üretim tesisi olarak değil ya­pay zekâ ve bulut bilişim tek­nolojileriyle şebekelere devasa yükler getiren hiper ölçekli ve­ri merkezleri için de can simidi olmaya aday. Ayrıca, ARC-100 tasarımı gibi sodyum soğut­malı 4'üncü nesil reaktörle­rin yaklaşık 550 santigrat se­viyesinde proses ısısı sağlaya­bildiğini ifade eden Bayar, bu yüksek sıcaklığın demir-çelik, petrokimya, maden sahaları ve deniz suyunun arıtılması (de­salinasyon) gibi yüksek enerji yoğun sanayi kollarında elekt­riğe dönüştürülmeden doğ­rudan ısı olarak kullanılabile­ceğini belirtti.

Bayar, yatırım noktalarının ağır sanayi kuru­luşlarına yakın bölgeler olaca­ğını aktararak, “2030’da ilk re­aktörü tamamlamış olmayı he­defliyoruz” dedi. Bayar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 3 ve 4. nesil teknoloji üretmek iste­yenleri destekleyeceğini de ha­tırlattı.

Murad Bayar’ın aktardı­ğı bilgilere göre, büyük ölçekli nükleer santrallerde kilowatt başına yatırım maliyetleri 7 bin dolar seviyesinde seyre­derken, SMR’larda seri üretim ve standartlaşma ile bu rakam çok daha aşağılara çekiliyor. İlk uygulamalar kilowatt ba­şına 5 bin dolar, seri üretimde ise kilowatt başına 3 bin dolara düşüyor. Bu maliyet yapısıyla, 100 MW sınıfındaki bir SMR için seri üretim aşamasında yaklaşık 300 milyon dolarlık bir yatırım ölçeği öngörüldü­ğünü kaydeden Bayar, IC Nük­leer Teknoloji’nin uzun vade­li iş planlarında Türkiye’de 10, bölgede ise 20 reaktöre kadar ulaşabilecek bir potansiyel üzerinde çalıştığını açıkladı.

Yeni bir sanayi ekosistemi kurulacak

SMR’ların Türkiye açısından yalnızca yeni elektrik üretim kapasitesi anlamına gelmediğini vurgulayan Murad Bayar, bu teknolojilerin arkasında çok katmanlı bir sanayi ve mühendislik ekosistemi bulunduğunu söyledi. Bayar, “Bir SMR projesini yalnızca reaktör ünitesinden ibaret görmemek gerekir.

Her bir SMR uygulamasının arkasında nükleer ada, türbin-jeneratör sistemi, ısı değiştiriciler, pompalar, vanalar, kontrol ve otomasyon sistemleri, elektrik ekipmanları, inşaat ve montaj işleri, test altyapısı, kalite güvence, dokümantasyon ve lisanslama süreçlerini kapsayan çok katmanlı bir tedarik zinciri bulunuyor. Bu nedenle SMR alanında gelişmek, yalnızca bir reaktör teknolojisine erişmek değil; aynı zamanda bu teknolojinin etrafında geniş bir yan sanayi ve mühendislik ekosistemi kurmak anlamına gelir” dedi.

İTÜ ile nükleer teknolojide insan kaynağı iş birliği

Nükleer teknoloji alanında kalıcı olmanın yolunun yetişmiş insan kaynağından geçtiğini ve Türkiye’de bu anlamda sıkıntı yaşandığını vurgulayan Murad Bayar, bu doğrultuda İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile stratejik bir protokol imzaladıklarını açıkladı. Böylece, Türkiye’de kurulacak nükleer teknopark kapsamında yerli reaktör geliştirme sürecine katkı sağlanması hedefleniyor. IC Nükleer Teknoloji, zaman içinde 150 kişilik nitelikli bir teknik ve mühendislik kadrosu oluşturarak genç mühendisleri bu sektöre kazandırmayı hedefliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler