Ana içeriğe geç

Kupa bitti, bu gece uzatmaları seyredeğiz

Bu kupanın kazananı çok. Gurur duyacak olanı da. Kaybedeni de az değil evet. Ama iyiler kazandı, güzel futbol kazandı ve en önemlisi duygular, kimya kazandı....

Kupa bitti, bu gece uzatmaları seyredeğiz
Gazete Oksijen
16

Bu kupanın kazananı çok. Gurur duyacak olanı da. Kaybedeni de az değil evet. Ama iyiler kazandı, güzel futbol kazandı ve en önemlisi duygular, kimya kazandı. O yüzden konuşan herkes ağlamaklı konuşuyor.

Dünya Kupası biteli çok oldu. Kazanan da belli. Biz sadece elimize tarifi verilmiş bir zafer yolunu navigasyondan takip edeceğiz, o kadar. Üstelik tek bir kazanan da yok. Ben bu kadar kolektif bir zafer hayatımda görmedim.

İlk Vozinha kazandı. Hayatı değişti adamcağızın. Öyle Andy Warhol usulü falan değil. Milyonların sevgilisi o artık. Norveç de kazandı. Kürekleriyle, taraftar kültürleriyle. İskoçlar kazandı. Şarkıları ve gaydalarıyla, Amerika’yı yeniden fethetmeleriyle. İranlılar kazandı. Her şeye rağmen direnmeleriyle. Yeşil Burun Adaları en fiyakalı kazananlardan. Finalistlerin ikisiyle de oynayıp yenilmemeleriyle.

Ama asıl kazananlar başka. Atletico Madrid kazandı mesela. Sahadakilere baktıkça gururlanan Diego Simone kazandı. Mısır maçında Arjantin formasını üstüne çekmişti, rahattı. Bu sefer o kadar rahat olmayacak. Çünkü iki takımın da ruhunun bir parçasını o oluşturdu. Ama en çok da Arjantin’in tabii. Ama nasıl oynuyor Mavi-Beyazlılar? Aynı Atletico Madrid gibi değil mi? Peki İspanya’daki Atleticoluları ne yapacağız? Hangisinin daha iyi savunma yaptığını net bir şekilde söyleyebilen var mı? Simone hangisine özeniyordur acaba?

Pek tabii ki Barcelona da kazandı. Birini doğurdu, birini kurdu. Şu gerçeği Arjantinliler bile kabul ediyordur. Messi bir Barcelona eseridir. O oyunun içine doğdu. Bu futbolu o şekillendirdi, bu oyun da onu. Barcelona’daki kadar iyi hiç olmadı. Yıllarca iki kere ikiyi altı sayarak, hep birlikte büyüdüler. “Katalunya’nın yüzde 70’i Arjantin’i tutacak” haberleri düştü sosyal medyaya. Maradona’ya şirk koşmaya devam ediyor Messi. Bunu da yaptı. Ama hepimiz biliyoruz, Messi’yi bir ideoloji olarak sevenler de İspanya’yı tutmaya devam edecek. Bu ruh hali her durumda mutlu olmayacak mı?

Ama bir de oyun tarzı var. Cruyyf’u dünyanın en büyük futbol insanı yapan o meşhur stil. 1990’lardan beri vazgeçilmeyen o takım ruhu. Doksanların başında Desailly’nin parıl parıl parladığı Şampiyonlar Ligi finalinde Milan 4 gol atmıştı Barcelona’ya. O gün değişebilirlerdi. Değişmediler. Hala da değişmiyorlar. Bu kaçıncı jenerasyon? Temelde Cruyyf Barcelona’sı ve onun takım anlayışı. Nasıl gurur duymasın ki büyük Johann? Yukarıdan bu maçı izlerken en çok böbürlenme hakkı onun değil mi?

Gelin görün ki, en çok da Arjantin ve İspanya kazandı. Avrupa’nın merkezine kazan kaldırdılar. Fizikli, daraltılmış, matematiğe kurban edilen oyunu yeniden kimyaya çektiler. Bu finalin bize vereceği bir ders varsa bu aritmetik olmayacak. Belki geometri. Ama asla istatistik değil. Kimya olacak içinde. Duygulara girip simyaya da uzanacağız. Fizikten ve cebirden kalacak bu final. Arjantin’in en hadron çarpıştırıcısı oyuncusu bile futbolun aradığı fizikte değil. 1,74’lük forvetlerin kafa golü atabileceği, Real Sociedad’ın Basklı forvetinin gol kovaladığı bir maç olacak. Babayiğitlerin oyunu değil bu, bücürlerin maçı. Bu oyunun simgesi olan iki ülke mutlu olmaz mı?

Birileri kızacak ama romantikler de kazandı. İngiltere-Fransa finali değil bu. Koşu mesafeleri, half space’ler, üçüncü bölgeleri, rakip ceza sahasında topla buluşmalar değil, duygular kazandı. Arjantinli oyuncular ve antrenörler Messi’den bahsederken ağlamadan konuşamıyor. İspanya şiir gibi futbol oynuyor ama bunun arkasında yüzlerce sayfalık, on yıllarca süren bir emek var. Ballandıra ballandıra anlatsan, teller duvaklar döktürsen bitmez. Sadece Yamal-Messi fotoğrafından sergi çıkar. Messi zaten epik 101 dersi vermeye hazır. Duygular şelale!

Hepimiz kazandık aslında. Parası olanlar değil herkes. Futbolu yönetenler değil herkes. Güzelim oyunu kötüye kullanmaya ant içmiş hükümetler değil herkes. Tek bir oyun felsefesi değil güzel olan tüm oyunlardan yana olan herkes. Bin çiçek açtı, bin fikir yarıştı. Çoğul olan ne varsa, çeşitlilik için ne yapıldıysa kazandı.

Size bir sürü olumsuz şey anlatacaklar. Kulak kabartmayınız. Dünya Kupası her zaman böyleydi. Her zaman keyfimize limon sıkmaya, oyunun felsefesini mahvetmeye çalışanlar oldu. Evet, işler yönetenler açısından bu sefer zıvanadan çıkma noktasına geldik. Ama bu kaçınılmaz değil mi? Dünya nereye gidiyorsa kupa da oraya gidiyor. E biz, hayatın her alanı mücadele alanı demiyor muyuz? Öyle altın tepside verecek halleri yok. Dalga dalga gelecekler. Ama biz de defansı önde kuracağız. Tabii ki FIFA’ya karşı çıkacağız. Tabii ki bir sürü olumsuzluğu göreceğiz.

Ama iyilerin kazandığı gerçeği değişmeyecek. Bu sayede moralleneceğiz.

Bu final bunun ispatıdır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler