ABD ile İran arasında varıldığı duyurulan mutabakat zaptına ilişkin çelişkili açıklamalar, taraflar arasındaki gerilimin yeniden yükselip yükselmediği sorusunu gündeme taşıdı. Hürmüz Boğazı'nın geleceği, nükleer pazarlıklar ve diplomasi trafiği dünya kamuoyu tarafından yakından takip edilirken, sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler peş peşe geldi. A Haber yayınında konuşan Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, Güvenlik Politikaları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Özgöker ve Takvim Gazetesi Yazarı Ekrem Kızıltaş, perde arkasındaki kritik detayları ve olası senaryoları masaya yatırdı.
TRUMP İÇİN ARTIK KIRMIZI ÇİZGİ YOK
Washington'daki son gelişmeleri ve Trump'ın diplomasi anlayışındaki keskin dönüşü değerlendiren A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, "Donald Trump için artık kırmızı çizgilerin olmadığının çok sık altını çiziliyordu. Ahmet eş-Şaray'ı karşılaması bunun bir göstergesi. Trump, Hamaney'i de en güzel şekilde ağırlayabilir, hatta 'Onur duyarım' diyerek iltifatlar yağdırdı. Amerika'da Trump için kırmızı çizgilerin kalktığına dair yorumlar varken, ekranlara yansıyan bu tip yapay zeka görselleri ve pastalar son derece normal karşılanıyor" ifadelerini kullandı. Sapmaz, ABD ana akım medyasında da benzer içeriklerin hazırlandığına dikkat çekti.
NÜKLEER TOZ VE B2 BOMBARDIRMAN UÇAKLARI
Stüdyodaki sembolik pastayı teknik ve siyasi açıdan yorumlayan Güvenlik Politikaları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Özgöker, nükleer tesislere yönelik tehditlerin ciddiyetine vurgu yaparak, "Trump, nükleer uranyumu zaten vurduklarını, geri kalanı toz haline getirmek için B2 uçaklarını yollayacağını ya da uranyumu alıp Amerika'da imha edeceğini söyledi. Ancak İran tarafı buna karşı çıkıyor. İran, uranyumu seyrelteceklerini ancak elektrik üretimi için nükleer kapasiteyi koruyacaklarını belirtiyor. Pastadaki füzeler ve Trump'ın gülümsemeyen ifadesi aslında sahadaki gerçeği tam yansıtmıyor; burada asıl gülmesi gereken, talepleri kabul gören Hamaney tarafıdır" şeklinde konuştu.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA EGEMENLİK SAVAŞI
Hürmüz Boğazı'ndaki abluka ve geçiş hakları meselesine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Trump ve İran arasındaki derin görüş ayrılığını şu sözlerle aktardı:
"Trump, anlaşma imzalanır imzalanmaz ablukayı kaldıracağını söylüyor ancak İranlı yetkililer, özellikle Pezeşkiyan ve Arakçi, durumun hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını savundu. İran, boğazın kendi egemenliğinde açılacağını vurguluyor. Trump böyle bir şartı kabul etmiş değil. Dolayısıyla ne pastadaki o tatlı tablo ne de mumları simgeleyen füzeler şu an Trump'ın arzu ettiği noktada bulunmuyor."
PAKİSTAN ARACILIĞIYLA E-İMZA DİPLOMASİSİ
Takvim Gazetesi Yazarı Ekrem Kızıltaş, İran ve ABD arasındaki diplomatik trafiğin ilginç bir boyuta ulaştığını belirterek, "İran ile ABD arasında Pakistan arabuluculuğuyla atılacak imzaların e-imza olarak atılması gündemde. Hürmüz'ün statüsü konusunda İran haklılık payı arıyor çünkü orası her ne kadar uluslararası bir su yolu olsa da Umman ile birlikte orada bir geçiş hakkı var. İran, 'bana bildirilecek, benden izin alınacak' diyor. Belki bu süreci bir e-bildiri sistemiyle çözebilirler. Ancak 28 Şubat'tan beri Hürmüz meselesi sürekli bir 'açıldı, açılıyor' döngüsü içinde" dedi.
SAHADAKİ ASIL KAZANAN KİM?
İran ve ABD arasındaki psikolojik üstünlük mücadelesini yorumlayan Ekrem Kızıltaş, "Eğer Hürmüz eski haline dönecek idiyse biz bu kadar işi niye yaptık sorusu sorulacaktır. Gelinen aşamada İran 'ben kazandım' diyecek, Trump ise 'tabii ki ben kazandım' diyerek hava atacaktır. Ancak objektif olarak baktığımızda ABD ve İsrail arzu ettikleri sonuçları tam olarak alamadı. Burada Hürmüz anahtar roldedir. Kara harekatına giremeyişleri ve İran varlıklarının yarattığı rahatsızlık süreci kilitledi" açıklamasında bulundu.
AMERİKA İSRAİL'İN KUKLASI MI?
ABD kamuoyunda İsrail'e yönelik yükselen tepkileri sorgulayan Ekrem Kızıltaş, "Netanyahu'nun kendi halkını gaza getirmesi sonrası, İsrailliler 'Biz ABD'nin kuklası mıyız?' diye sorabilir. Ben de İrfan Bey'e sormak istiyorum: 330 milyonluk devasa ABD halkı, 8 milyonluk İsrail'in kuklası mıyız sorusunu sormuyor mu? Bu tepki daha da kuvvetlenebilir mi?" sorusunu yöneltti.
İSRAİL DESTEĞİ TARİHİ DİP SEVİYESİNDE
Bu soruya Washington penceresinden yanıt veren İrfan Sapmaz, "Amerikalılar bu soruyu soruyor ve bu tepki her geçen gün büyüyor. Kamuoyu yoklamaları inanılmaz düşüşte. Trump, 'Amerikan tarihinde İsrail'e destek hiç %20'lere inmemişti' diyerek bu durumdan istifade ediyor. Özellikle Cumhuriyetçiler içindeki MAGA grubu ve genç Evanjelistler, 'Neden İsrail'in silah parasını biz ödüyoruz, neden ekonomimiz sıkıntıya giriyor?' diyerek ciddi rahatsızlık duyuyorlar. Bu tarihi kırılmanın mimarı Trump'tır" sözleriyle Amerika içindeki fırtınayı özetledi.
PETROL FİYATLARINDAKİ "ANLIK" ŞOK
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin doğrudan Amerikan ekonomisini vurduğunu belirten İrfan Sapmaz, sıcak rakamları paylaşarak, "Hürmüz Boğazı şu an ABD'yi vurmuş vaziyette. Brent petrol 88 dolarlara indi ama benzin istasyonlarında yansıma yok; fiyatlar 4 dolar 24 sent civarında seyrediyor. Amerika'da sistem çok hızlı işliyor. Petrol fiyatlarındaki artış 1-2 saat içinde tabelalara yansıyor ve anında dönmeye başlıyor. Trump'ı en çok rahatsız eden de bu ani dalgalanmalar. Yahudi lobilerine karşı Trump'ın elini güçlendiren de halkın bu ekonomik rahatsızlığıdır" dedi.
60 GÜNLÜK KRİTİK EŞİK VE NÜKLEER PAZARLIK
Görüşmelerin geleceğine dair öngörülerini paylaşan uzmanlar, önümüzdeki 60 günlük sürecin nükleer meselenin çözümü için hayati önem taşıdığını belirtti. İran'ın "kazandım" havasında olduğu, ABD'nin ise iç kamuoyundaki baskılar ve yaklaşan seçimler nedeniyle geri adım atmış gibi göründüğü bu süreçte, Hürmüz Boğazı'nın statüsünün küresel enerji piyasalarını belirlemeye devam edeceği vurgulandı.