Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, fosil yakıtların iklim ve enerji krizlerini nasıl körüklediğini vurgulayarak, yapay zeka şirketlerine çevresel ayak izleri konusunda “dürüst olmaları” çağrısında bulundu.
Avrupa, birkaç ay içinde ikinci sıcak hava dalgasıyla kavrulurken, Guterres Londra’da yaptığı konuşmada, gezegenin üst üste 11 yıl boyunca kayıtlardaki en sıcak yılları yaşadığını hatırlatarak karanlık bir tablo çizdi.
“İklim kaosu gözlerimizin önünde hızlanıyor” diyen Guterres, Orta Doğu’daki savaşın körüklediği enerji krizinin “hidrokarbonlara bağımlı bir dünyanın ne kadar büyük bir hata yaptığını gözler önüne serdiğini” söyledi.
“Dünyamızın İki Krizin Hikâyesiyle karşı karşıya olduğu açık” diyen Guterres, 19’uncu yüzyıl İngiliz yazarı Charles Dickens’ın “İki Şehrin Hikâyesi” eserine gönderme yaptı.
“Yüzeyde, bu krizler birbirinden ayrıymış gibi görünebilir. Ancak aynı yıkıcı kökeni paylaşıyorlar: fosil yakıtlar” diye konuşan Guterres, Londra İklim Eylem Haftası’nda politika yapıcıları, şirket yöneticilerini ve STK’ları bir araya getiren yıllık etkinlikteydi.
Guterres’ten Yapay Zeka Çevresel Şeffaflık Girişimi önerisi
Guterres, yapay zeka şirketlerine, faaliyetlerinin neden olduğu karbon kirliliği hakkında, ayrıca operasyonlarını sürdürmek için kullandıkları su ve araziye ilişkin verileri açıklama çağrısında bulundu.
Görev süresi 31 Aralık 2026’da sona erecek olan Guterres, Yapay Zeka Çevresel Şeffaflık Girişimi’ni önererek, yapay zeka şirketlerinin giderek artan talep gören teknolojilerinin etkisini ölçmesi ve kamuoyuyla paylaşması gerektiğini savundu. Bu etki, veri merkezlerinin hızla büyümesine fren konulmasını isteyenler tarafından temel argüman olarak gösteriliyor.
Veri merkezleri, yapay zekâ ve diğer dijital hizmetleri çalıştıran dev sunucu depoları. Yapay zekâyı destekleyen veri merkezlerinin bulunduğu bölgelerde hem hükümetler hem yerel halk, sektör genelinde daha fazla şeffaflık ve daha standart raporlama için şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor.
BM’nin bu ayın başında yayımladığı bir çalışma, bu tesislerin 2025’te, dünyadaki ülkelerin tamamı içinde sadece 10 ülkeden daha az elektrik tükettiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre 2030’a gelindiğinde, sadece beş ülkeden daha az elektrik kullanıyor olacaklar.
Araştırma ayrıca yapay zekâ ile bağlantılı su kullanımı, enerji tüketimi ve kirliliğin sadece dört yıl içinde ikiye katlanacağını belirtiyor. Yapay zekânın beslenmesi için gereken veri merkezleri, 2025’te dünya elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5’ini oluştururken, 2030’da küresel elektrik kullanımının neredeyse yüzde 3’üne karşılık gelecek.
Guterres, konuşmasında “Bu kadar bariz kaygılara rağmen, çevrelerinde hızla yükselen altyapının çevresel etkisi konusunda toplumlar çoğu zaman hiçbir şey bilmiyor” dedi.
Guterres, yapay zeka şirketlerinin tesislerini 2030’a kadar rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir teknolojilerle üretilen elektrikle çalıştırmayı taahhüt etmeleri gerektiğini de söyledi.
Avrupa’nın en büyük bağımsız iklim konferansında konuşan Guterres, “Artık gizli maliyet yok” dedi. “Artık yükü en az taşıyabilecek olanların üzerine yıkmak yok. Artık açık olmanın zamanı.”
Yapay zekânın elektrik talebi hızla artıyor
Birçok büyük teknoloji şirketi, faaliyetlerini bu on yılın sonuna kadar daha temiz kaynaklarla yürütmeyi taahhüt etti. Bazıları bunu özellikle güneş ve nükleer enerjiyle yapmayı planlıyor; bunlar arasında Amazon ve Google gibi teknoloji devleri de var.
Ancak yapay zekâyı hızla yayma yarışı, bu taahhütleri zorlaştırdı ve petrol, kömür ve gaz gibi yakıtların yakılmasından kaynaklanan, gezegeni ısıtan sera gazı emisyonlarını hızla artırdı. Düzenleyici engeller de iklim dostu projeleri hayata geçirmeyi güçleştirdi.
Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, bugün dünya genelinde veri merkezlerinin tükettiği elektriğin yaklaşık yüzde 30’u kömürden geliyor. Yenilenebilir enerji – ağırlıklı olarak rüzgâr, güneş ve hidroelektrik – yaklaşık yüzde 27’lik paya sahipken, doğal gaz yüzde 26, nükleer enerji ise yüzde 15 ile katkı sağlıyor. Yenilenebilir kaynakların, önümüzdeki beş yılda bu talebin yalnızca yarısını karşılayabilmesi bekleniyor.
Yapay zekâ patlama yaşarken, Guterres’in de aralarında olduğu birçok isim, teknolojinin iklim çözümlerini hızlandırma potansiyelini öne çıkarıyor. Yapay zekâ enerji verimliliğini artırabilir, kirliliği ve emisyonları azaltabilir.
BM, acil uyarılarını sürdürürken baskıyı artırıyor
BM Genel Sekreteri uzun süredir dünyayı ciddi iklim önlemleri almaya çağırıyor ve bu yıl Türkiye’de düzenlenecek yıllık COP zirvesinde liderleri bir kez daha bir araya getirerek yeni planları müzakere ettirecek.
Salı günü yaptığı konuşmada, yapay zekâyı ele almak, dünyayı sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5 derece Celsius (2,7 derece Fahrenheit) ısınma sınırının altında tutmak için atılması gerektiğini söylediği adımlardan yalnızca biriydi. Bu hedef, 2015’te imzalanan Paris Anlaşması ile belirlenmişti.
Geçen yıl, üç yıllık ortalama sıcaklık değeri bu eşik değeri ilk kez aştı.
Guterres, “Her büyük emisyon kaynağı harekete hız vermek zorunda” dedi. “Ve her ülke verdiği taahhütleri fazlasıyla yerine getirmeli.”
Küresel ısınmanın yaklaşık üçte birinden sorumlu, karbondioksite göre çok daha güçlü ancak atmosferde daha kısa süre kalan bir sera gazı olan metan emisyonlarının azaltılması çağrısında bulundu. Ayrıca kömür, petrol ve gaza olan bağımlılığın düşürülmesini istedi.
Dünyada yenilenebilir enerji hamlesi hızlanıyor ancak engeller sürüyor
Guterres, yenilenebilir enerjideki olumlu gelişmeleri de vurguladı; ölçeğin büyümesiyle maliyetler düşerken, teknolojilerin kullanımının yaygınlaştığına dikkat çekti.
Büyük ölçüde güneş ve rüzgâr tarafından yönlendirilen temiz elektrik üretimi, geçen yıl küresel toplam elektrik talebi artışını geride bıraktı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının payı, modern tarihte ilk kez 2025’te dünya elektrik karmasının üçte birini aştı; kömürün payı ise küresel elektrik üretiminde üçte birin altına geriledi.
Çin, dünyanın temiz enerjiye geçişinde lokomotif olmayı sürdürüyor; Avrupa’da ise fosil kaynaklı üretim genel olarak düşüş eğiliminde.
Ancak ABD, Başkan Donald Trump yönetiminde kömür, petrol ve gaza sarılırken; yenilenebilir enerji ve genel iklim eylemine verilen desteği keskin şekilde azaltmış durumda. Guterres, ABD’nin İran’daki savaşı nedeniyle tırmanan küresel enerji krizinin ortasında yaşanan bu süreci “enerji şoklarının anası” olarak nitelendirdi.