Koyunların insan sayısından daha fazla olduğu Faroe Adaları serüvenimin ikinci bölümünü kaleme döküyorum. Önceki yazıda ada hakkında temel bilgileri verip yukarı akan şelaleyi betimlemiştim. Bu yazıda ise Mulafossur Şelalesi'nden sonraki maceralarımın devamını aktarıyor olacağım. Şimdiki durağımız okyanusta asılı duruyormuş izlenimi veren Sorvagsvatn Gölü. Doğanın optik illüzyonunun harika bir örneği olan bu benzersiz gölü gözlerimle görmenin mutluluğunu yaşıyorum.
BU GÖL OKYANUSTA ADETA ASILI DURUYOR
Faroe Adaları'nın en büyük gölü unvanına sahiptir. Bu göl aynı zamanda adayı ziyaret eden turistlerin ziyaret ettiği başlıca doğal güzellikler arasında yer alır. Sorvagsvatn, Sørvágur Gölü anlamına geliyor, Sørvágur'un ise Faroeca'da Güney Koyu gibi bir anlamı var. Vatn ise ada dilinde, büyük göl anlamına geliyor. İşte bu doğanın sihri ise göle yakın noktadaki Trælanípa denilen noktadan izlenir. Bu kelimenin Köle Kayalığı-Köle Uçurumu gibi bir anlamı var. Bu ismin hikayesi ise şuymuş; Viking Çağı'nda çalışamayacak kadar yaşlı veya hasta olanlar ile itaatsizlik eden köleler bu uçurumdan aşağı itiliyormuş. Ancak kayalığın manzarası hikayesinin önüne geçmiş.

Size benim en çok şaşırdığım bilgiyi vereyim; bu kocaman arazi ve doğal güzellik bir özel mülk konumunda. Bu nedenle belirli bir miktarda giriş ücreti verip bölgeye giriş yapabiliyorsunuz. Yani okyanusta asılı duruyormuş izlenimi veren gölün manzarasını görmek için yaklaşık 30 Euro'ya tekabül eden bir giriş ücreti ödemeniz gerekir; 200 Danimarka Kronu. Faroe Adaları'nın kendine ait para birimi olduğundan, Danimarka parasına eşdeğer bir miktarda Faroe Kronu ödeyerek de giriş yapabilirsiniz.
Yürüyüş yolu nispeten kolay sayılır, Miðvágur köyüne (Orta körfez-koy gibi bir anlamı var) yakın olan giriş noktasından buraya ortalama 1 saatlik yürüyüşle varabilirsiniz. Miðvágur köyüne ise ulaşım özel araçla adaların tek uluslararası havalimanı olan Vagar Havalimanı'ndan 10 dakikalık bir sürüş ile varırsınız.
Ben de Miðvágur köyünde kamp yaptıktan sonra eşyaları olduğu gibi çadırda bırakıp buraya varmıştım. Normalde kamp yapılacak alanlar olsa da ben bölgedeki köye ait bir park alanında çadırı kurabileceğim iyi bir yer bulduğum için orayı seçmiştim.

Alana giriş yaptıktan sonra ortalama 1 saatlik yürüyüşe başlamıştım. Patika yolu Norveç veya İzlanda'daki kadar bakımlı olmasa da, yağmurlu bir havada gitmediğim için çok çamurlu yollara rastlamadım. Ancak fiyortların tepelerinden gelen kaynak sularının patika yoluna kesişmesinden ötürü yolların bazı kısımları sulu oluyor, bu nedenle su geçirmez doğa yürüyüşü ayakkabısı ile gitmekte fayda var.
Yürürken ailemle görüntülü konuşmuştum, patikada yürürken karşıdan gelen kişilere selam verdim; İskandinavya'da yaptığım doğa yürüyüşlerinde böyle bir kültür var. Karşıdan gelen gezginlere selam vererek yolda yürümeye devam ediyorlar. Bunu bizim köydeki (Gümüşhane'de) köy yolları arasında araç kullanan kişilerin karşıdan gelen araca selam vermek maksadıyla korna çalmasına benzetiyorum.

Sorvagsvatn Gölü'nün manzarası beni mest ediyordu, yürürken koyunlara da rastladım. Gölün en güzel manzarasına sahip olan Trælanípa uçurumuna vardığımda gördüğüm manzara karşısında adeta nutkum tutuldu. Yıllar öncesinde video ve fotoğraflarda görüp hayran kaldığım doğanın bu mucizesini gözlerimle görüyordum.

Okyanusta asılı duruyormuş gibi duran Sorvagsvatn Gölü'nün seyrine daldım. Optik illüzyon, göl ile Atlantik Okyanusu arasındaki eğimin ve dik kayalıkların yarattığı sığ alan derinliğinden kaynaklanıyor. Burada V60 kahve demleme aparatım ile güzel bir kahve demleyip manzara eşliğinde içtim.

İzlemeye doyduktan sonra farklı bir yol üzerinden gitmek istedim, okyanusun derinliğini de gözlemek istiyordum. Biraz yürüdükten sonra uzaktan Bøsdalafossur Şelalesi'ni gördüm. Bu şelalenin suyu okyanusa dökülüyordu. Fiyortların ve dik kayalıkların okyanusta adeta bir surmuş gibi durması hayranlık uyandırıyordu. Şelalenin tam dibine gitmeyi gerekli bulmadığım için biraz daha yakınlaştıktan sonra dönüş yoluna koyuldum.

Gölün yanında bulunan çim çatılarla kaplı İskandinav kulübeleri uzaktan gördüğümde ilgimi çekmişti. Bu nedenle kamp alanıma döndükten sonra bu kulübeleri görmeye gittim.
Faroe Adaları'nda sonraki durağım ise balina avcılığı yapıldığını gördüğüm bir kasaba oldu. Faroe Adaları'nda balina avcılığı meşhurdur. Bu yüzden dünyadaki birçok yerden tepki görüyor. Görmüş olduğum bu kasabayı ve Faroeluların balina avcılığına dair bilgileri adalarla ilgili hazırlayacağım sonraki yazıya bırakıyorum.
Önemli not: Yolunuz Faroe Adaları'na düşecek olursa, Sorvagsvatn Gölü'ndeki optik illüzyon manzarası ve Bøsdalafossur Şelalesi bölgesinde uçurumun bittiği yere en az 2 metre uzaklıkta durun. Kuvvetli rüzgarlı günlerde ise okyanusla uçurumun birleştiği noktadan 10 metre uzaklıkta bulunmak güvenliğiniz için elzemdir.