Ana içeriğe geç

Dört ay süren savaşın ardından ne değişti?

Neil MacFarquhar / New York Times 28 Şubat'ta İran'a karşı savaş başlatan ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan...

Dört ay süren savaşın ardından ne değişti?
Gazete Oksijen
16

28 Şubat'ta İran'a karşı savaş başlatan ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan harekatını Orta Doğu'yu dönüştürmeye ve kendi ifadesiyle "kötü, radikal bir diktatörlüğün" yarattığı tehdidi sona erdirmeye yönelik eşi benzeri görülmemiş bir adım olarak sunmuştu.

Yaklaşık 100 gün sonra, ABD ile İran savaşın sona erdirilmesine yönelik içeriği tam olarak netleşmemiş bir mutabakat zaptına ulaşmışken, uzmanlar tam olarak neyin değiştiği konusunda şaşkınlıklarını dile getiriyor.

Ne savaş ne de anlaşma, ABD ve İsrailli yetkililerin İran kaynaklı başlıca tehditler olarak gördüğü unsurları ortadan kaldırdı. İran'ın nükleer programı ağır hasar alsa da tamamen yok edilmedi; programın geleceği ileride yapılacak müzakerelere bırakıldı.

Aynı durum İran'ın balistik füzeleri için de geçerli. Mutabakat bu konuya değinmiyor. İran'ın otoriter rejimi yeni liderlerle de olsa ayakta kaldı. İran'ın vekil güçleri bölge için tehdit oluşturmaya devam ediyor. İsrail ile İran destekli Lübnanlı milis örgüt Hizbullah da birbirlerine saldırmayı sürdürdü.

Cumartesi gününe gelindiğinde, anlaşmanın en önemli kısa vadeli sonucu olarak görülen ve Trump'ın hayati önem atfettiği Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması bile risk altına girmiş görünüyordu. İran ordusu, ABD'nin Lübnan'daki çatışmaları durduramadığını öne sürerek boğazı yeniden kapattığını açıkladı. ABD ordusu ise buna itiraz ederek mutabakatta öngörüldüğü gibi boğazın açık kaldığını savundu.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) Basra Körfezi güvenlik meseleleri üzerine çalışan Profesör Caitlin Talmadge, "Bu belge, savaşın ABD'nin yeni bir askeri üstünlüğünü ortaya koyması nedeniyle kabul edilmiş bir anlaşma değil" dedi.

Talmadge, "Bence bu belge, ABD'nin üstesinden gelebileceğinden daha büyük bir yükün altına girdiğini fark etmesi ve daha fazla tırmanma istememesi sonucunda ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.

Bunun değerli bir hedef olduğunu söyleyen Talmadge, "Ancak bu durum gerçekten de burada neyin başarıldığı sorusunu gündeme getiriyor; özellikle de bunu önceki İran nükleer anlaşmasıyla karşılaştırdığımızda" dedi.

Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti'nin önemli mali kazanımlar elde etmesi bekleniyor. Bu da somut bir değişim anlamına geliyor, ancak bunun ABD'nin lehine olup olmadığı tartışmalı.

Tahran açısından bakıldığında, ABD ve İsrail'in yoğun saldırılarına dayanabilmek ve karşılık vererek zarar verebildiğini göstermek bir zafer olarak değerlendirildi. Nitekim yaşanan gelişmeleri en çok övenler arasında Trump yönetiminin dışında İran rejiminin çekirdek kadroları yer aldı.

İran Meclis Başkanı ve baş müzakerecilerden biri olan Muhammed Bakır Kalibaf, İran'ın savaş sırasında keşfettiği önemli bir avantajı övdü: Dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol sayesinde baskı kurabilme kapasitesi.

Kalibaf, devlet televizyonu IRIB'e çarşamba günü verdiği röportajda, "Bu daha önce hiç kullanılmamış potansiyel bir kapasiteydi" dedi ve şöyle devam etti:

"Fakat düşmanlarımız bu potansiyeli gerçeğe dönüştürdü"

Mutabakat iki ay boyunca gemilere serbest geçiş hakkı tanısa da Tahran, savaş öncesinde bulunmayan bir uygulama olarak geçiş hizmetleri için ücret alma tehdidinde bulunuyor.

Mutabakatın özünde İran'ın, devrimin temel unsurlarından biri olan ABD ve bölgesel müttefiklerine yönelik düşmanlığı terk etmesi karşılığında kapsamlı, bazı alanlarda ise kademeli ekonomik kazanımlar elde etmesi yer alıyor.

Bunlar arasında ABD'nin deniz ablukasının kaldırılması, Körfez Arap ülkeleri tarafından oluşturulacak 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonu, dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığın serbest bırakılması ve tüm ABD yaptırımlarının sona erdirilmesi bulunuyor.

Başkan Yardımcısı JD Vance'in perşembe günü gazetecilere anlattığı şekliyle anlaşmanın hedefi, İran'ın 1979 Devrimi'nden bu yana ABD ve bölgenin büyük bölümüyle sürdürdüğü düşmanca ilişkileri dönüştürmeye kadar uzanıyor.

Vance, "İnsanlar İranlıların davranışlarını asla değiştirmeyeceğini söylüyor. Belki bu doğrudur ve eğer öyleyse anlaşmanın getirdiği faydalardan yararlanamazlar" dedi ve ekledi:

"Fakat bunu denemeye değmez mi?"

Bölge uzmanları ise kuşkulu. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Karim Haggag, Orta Doğu'daki savaşların genellikle daha fazla radikalleşmeye yol açtığını söyledi.

Haggag, "Gerçek şu ki bu çatışmanın ardından bölge çok daha güvensiz hale gelecek" dedi.

ABD

Vance, anlaşmanın İran üzerindeki Amerikan baskı gücünü koruduğunu ve mali ödüllerin bir musluk gibi açılıp kapatılabileceğini savundu. Ancak birçok uzman buna şüpheyle yaklaşıyor.

Analistlere göre Trump, İran'a karşı askeri müdahale tabusunu yıktı ancak bunu yaparken Washington'un İslam Devrimi'nden bu yana elinde tuttuğu en güçlü aracı tüketti: Güç kullanma tehdidi.

ABD bu tehdidi hayata geçirdi fakat hedeflerine ulaşamadı. Analistlere göre İran da bu dersi mutlaka çıkaracak.

Talmadge, geçen yılki 12 günlük savaşta ABD'nin uzun menzilli bombardıman uçaklarıyla İran'ın dağ altına gizlenmiş nükleer tesislerini vurmasının, programın uzun vadeli geleceği üzerinde ciddi soru işaretleri yarattığını söyledi.

Ancak son savaşın tam tersi bir etki yarattığını belirten Talmadge, Trump'ın daha ileri gitmekten vazgeçtiğini vurguladı ve "Bence ABD bazı açılardan sahip olduğu baskı gücünü zayıflattı" dedi.

Aynı zamanda İran'ın bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırılarının ciddi hasara yol açtığını belirten Talmadge, bunun ABD üslerinin dokunulmaz olduğu algısını da sarstığını ifade etti.

Mutabakatta ayrıca ABD'nin belirlenmemiş bazı askeri unsurlarını 30 gün içinde İran'ın "yakın çevresinden" çekmesi gerektiğine ilişkin bir madde de bulunuyor.

Bölgede eski ABD Büyükelçisi olan Robert S. Ford, "İranlılarla gelecekteki askeri konuşlanmalarımızı ne zaman müzakere etmeye başladık?" diye sordu.

İran

Savaş İran'da büyük bir yıkıma neden oldu. Resmi olmayan verilere göre 1.700 sivil hayatını kaybetti. İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile onlarca üst düzey askeri komutan öldürüldü. Ülkenin hava savunma sistemi ciddi açıklar verdi.

Askeri ve endüstriyel altyapının yeniden inşasının yüz milyarlarca dolara mal olması bekleniyor. Enflasyon hızla yükselirken yüksek işsizlik toplumsal huzursuzluğu körükleyebilir.

Buna rağmen "Wars of Ambition: The United States, Iran, and the Struggle for the Middle East" kitabının yazarı Afşon Ostovar'a göre hükümetin direnç göstermesi, İran'ın kendi güvenliğine ilişkin algısını yeniden güçlendirdi.

Analistlere göre İran'ın refah karşılığında ABD ve müttefiklerine yönelik düşmanlığından vazgeçeceği düşüncesi riskli bir bahis. Çünkü Tahran geçmişte neredeyse her zaman çatışmayı tercih etti.

İsrail

İsrail savaşa, İran'ı en az bir nesil boyunca etkisiz hale getireceği inancıyla girdi.

Ancak süreç sonunda ABD tarafından geri plana itildiğini gördü. Üstelik ortaya çıkan anlaşma İsrail'in hedeflerini dikkate almadığı gibi Lübnan'da saldırı düzenleme özgürlüğünü de sınırladı.

Trump'ın Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yönelik tekrar eden eleştirileri de yaklaşan seçimler öncesinde ABD-İsrail ilişkilerinde alışılmadık bir görüş ayrılığını ortaya koydu.

Eski İsrailli istihbarat görevlisi Danny Citrinowicz, "İsrail açısından bu mutabakat bir felakettir. İran'a yönelik bütün stratejimizin çöküşü anlamına geliyor" ifadelerini kullandıı.

Lübnan

Analistlere göre Lübnan mutabakatın en zayıf halkası.

Hizbullah, Gazze'de Hamas'a destek amacıyla ve İsrail'in İran'a saldırmasının ardından yaşanan iki yıkıcı savaşa ülkeyi sürüklediği için özellikle Şii destekçilerinin önemli bölümünü yabancılaştırdı.

Şiddet olayları, yalnızca bu yıl yaklaşık 4 bin sivil dahil olmak üzere binlerce kişinin ölümüne yol açtı.

İran'dan yeniden inşa için yeterli mali destek gelmemesi halkın öfkesini artırdı. Ancak analistlere göre İran Devrim Muhafızları Hizbullah'ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmek için yoğun çaba harcıyor ve Tahran'a aktarılması planlanan yeniden inşa fonlarının bir kısmı da örgüte yönlendirilebilir.

Bu durum Hizbullah'a anlaşmaya bağlı kalması için teşvik sağlıyor.

Trump ve Vance, Lübnan'da belirli ölçüde şiddetin sürebileceğini kabul etti. Ancak bunun ne seviyede olması halinde ABD'nin sert bir müdahalede bulunacağı belirsizliğini koruyor.

Körfez ülkeleri

Altı Arap Körfez ülkesi, İsrail ile İran arasındaki uzun süreli rekabette taraf olmamayı umuyordu. Ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve petrol altyapılarına yönelik saldırıları ekonomik sarsıntılara yol açtı.

ABD hava savunma sistemleri daha büyük zararları önlese de savaş, Körfez ülkelerini güvenlik konusunda ABD'ye bağımlılıklarını yeniden değerlendirmeye zorladı.

Şimdi ise İran ile "altın köprü" kurulmasından söz ediliyor. Yaptırımlar nedeniyle mümkün olmayan karşılıklı yatırımlar gündemde.

Kuveyt Üniversitesi'nden tarihçi Bader Al-Saif, "Birbirimizden faydalanabilir, çıkarlarımızı iç içe geçirebilir ve savaşa geri dönmenin maliyetini yükseltebiliriz. Benim Kuveyt'te bir İran fabrikam varsa, bize saldırmadan önce iki kez düşünürler, değil mi?" dedi.

Bununla birlikte genel görüş, mutabakatın somut değişiklikler açısından oldukça sınırlı kaldığı yönünde.

Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde konuşan Orta Doğu analisti Paul Salem, "ABD'nin elindeki temel baskı aracını ortadan kaldırmasının ardından nükleer konuda büyük ilerleme sağlanacağına şüpheyle yaklaşıyorum. Bir bakıma bu anlaşma, çok uzun ve yıkıcı bir savaşın sonunda ortaya çıkan, etkisi sınırlı bir düzenleme gibi görünüyor" dedi.

© 2026 The New York Times Company

Kaynağa Git

İlgili Haberler