Hazırlayan: Batuhan Herdem
Bu yazı, Aftenposten’de Robert Veiåker Johansen imzasıyla yayımlanan haberden hareketle hazırlanmıştır.
Bir köşede 1.96’lık Norveçli gol makinesi. Diğer köşede 1.90’lık Brezilyalı stoper. Biri ceza sahasına girdiğinde oyunun ağırlık merkezini değiştiren bir forvet. Diğeri, rakibini topa değil önce kendisine çarptırmayı seven bir savunmacı.
Robert Veiåker Johansen’in Aftenposten’de kurduğu benzetmeyle bu eşleşme Kinşasa’da Ali-Foreman'ın "Rumble in the. Jungle" karşılaşmasından ziyade New Jersey’de oynanacak bir "Stay Humble" maçı. Brezilya-Norveç maçı da kendi çapında bir ağır siklet randevusuna dönüşmüş durumda.
Dünya Kupası’nın son 16 turunda gözler doğal olarak Brezilya’nın yıldızlarına, Norveç’in tarihî yürüyüşüne ve çeyrek final biletine çevrilecek. Fakat maçın içinde ayrı bir maç daha oynanacak: Gabriel, Haaland’ı ne kadar uzak tutabilecek? Haaland, Gabriel’in bütün temaslarına ve küçük oyunlarına rağmen o bir anlık boşluğu bulabilecek mi?
Aftenposten’ın konuştuğu futbol uzmanı Lars Tjærnås’a göre bu ikilinin karşılaşması, futbolun ağır sıklet sınıfındaki ustalarının çarpışması gibi. Tjærnås, her eşleşmelerinde olağanüstü bir şeyler yaşandığını söylüyor: "Çünkü ikisi de aynı oyunu kendi lehine bükmeye çalışan çok zeki oyuncular."
Haaland’ın dünyası basittir: Koşu, güç, vuruş... Gol. Ama onu özel yapan şey o gücüyle savunmacıların dengesini bozan zamanlaması. Gabriel’in dünyası ise daha kirli, daha temaslı, daha sabırlı. Şut engellemekte iyi, hava toplarında güçlü, duran toplarda tehlikeli ve rakibini rahatsız etmekten çekinmeyen bir stoper.
Johansen’in yazısında bu düellonun neden bu kadar büyüdüğü de Premier Lig geçmişi üzerinden anlatılıyor. Çünkü Haaland ile Gabriel’in rekabeti Dünya Kupası’nda başlamayacak. Aralarındaki ateşi asıl harlayan şey, Arsenal ile Manchester City arasında yeni dönemde fitillenen gerilimdi.
2022’den itibaren Arsenal yeniden şampiyonluk yarışına girince, City ile oynanan her maç daha sert ve anlamlı hale geldi. Haaland ile Gabriel de bu yeni rekabetin ortasında kaldı. City’nin en büyük silahı ile Arsenal’in savunmadaki en sert karakteri, her buluşmada birbirlerinin sınırlarını test etti. Bu rekabetin yüzleri oldular.
Viaplay’den Kasper Wikestad’ın Johansen’e aktardığına göre bu ikili aslında 'birbirine benzeyen iki savaşçı'. Ama Wikestad burada Gabriel için küçük bir parantez açıyor: "Brezilyalı stoper 'tamamen masum' bir savunmacı değil, gerektiğinde gizli numaralara başvurabiliyor."
"Mütevazı ol"
Bu rekabetin popüler kültüre taşınmasını sağlayan ifade ise artık herkesin bildiği o cümle: “Stay humble (mütevazı ol)”
Hikâyenin çıkış noktası Arsenal Teknik Direktörü Mikel Arteta’ya uzanıyor. İspanyol teknik adam, 2022'de takımı zirveye yürürken ayaklarının yere basması gerektiğini anlatmış ve bu ifadeleri kullanmıştı: Alçakgönüllü kalmak, çalışmaya devam etmek, ertesi gün yeniden antrenman sahasına dönmek.
Fakat futbolun hafızası bazen bir cümleyi alır ve yıllar sonra bambaşka bir sahnede silaha dönüştürür.
İki yıl sonra, Manchester City ile Arsenal’ın Etihad’da 2-2 berabere kaldığı dramatik maçta, John Stones’un son dakika golünden sonra gerilim iyice yükseldi. Haaland’ın topu Gabriel’in ensesine doğru fırlatması, ardından Arteta’nın yanından geçerken “Demek mütevazı ol, ha?” diye sorması, iki kulüp arasındaki rekabete yeni bir alt başlık açtı.
Londra’daki rövanşta Arsenal’in 5-1’lik galibiyeti ise bu defa karşı cevaba dönüştü. Hoparlörlerden Kendrick Lamar’ın “Humble” şarkısı yükseldi. Gabriel, Haaland’ın yüzüne doğru sevinç gösterisi yaptı. Genç Myles Lewis-Skelly, gol sevincinde Haaland’ın meşhur lotus pozunu taklit etti.
Artık iki futbolcu Arsenal-City kapışmalarının sembolüydü. Mimikler, şarkılar, alay etmeler devreye girmişti. Johansen de Brezilya-Norveç maçında yaşanacak Gabriel-Haaland mücadelesinin kendi hafızası olan bir rekabet olduğunu hatırlatıyor.
Yine de birbirlerine saygı duyuyorlar
Gabriel daha önce The Guardian’a verdiği bir röportajda Haaland’la karşılaşmayı sevdiğini, bunun kendisi için keyifli bir meydan okuma olduğunu anlatmıştı. Ona göre bu seviyede ayakta kalmak için güçlü olmak, her ikili mücadeleye hazır girmek ve forvetin hayatını kolaylaştırmamak gerekiyor.
Haaland’ın da bu rekabetten beslendiğini tahmin etmek zor değil. Çünkü onun oyununda meydan okumaya karşı özel bir iştah var. Bir stoper ne kadar fiziksel oynarsa, Haaland’ın o mücadeleyi golle bitirme arzusu da o kadar büyüyor. Gabriel de tam tersine, Haaland’a varlığını ne kadar erken hissettirirse Brezilya’nın savunma hattını o kadar rahatlatacağını biliyor.
Bu yüzden New Jersey’deki maçın içinde küçük bir psikolojik savaş yaşanacak. İlk omuz omuza mücadele, ilk hava topu, ilk faul, ilk itiraz, ilk korner, hatta ilk bakış bile bu düellonun tonunu belirleyebilir.
Ancak Johansen, Norveç Teknik Direktörü Ståle Solbakken'in basın toplantısında bu bireysel hikâyeyi büyütmek istemediğini söylüyor:
"Solbakken, Brezilya’nın yalnızca Gabriel’den ibaret olmadığını hatırlattı. Marquinhos gibi üst düzey bir diğer stoperin varlığına dikkat çekti. Meselenin 'Gabriel’e karşı Haaland' değil, 'Brezilya’ya karşı Norveç' olduğunu söyledi."
Solbakken haklı. Brezilya adam adama savunma yapan bir takım değil. Gabriel’in tek görevi Haaland’a yapışmak olmayacak. Marquinhos’un pozisyon bilgisi, beklerin alan savunması, orta sahanın baskı kalitesi ve Brezilya’nın topa sahip olduğunda Norveç’i ne kadar geriye iteceği de bu mücadelenin kaderini belirleyecek.
Eğer Haaland sırtı dönük top saklayabilir, savunmayı geri koşturabilir ya da ceza sahasında o tek adımlık avantajı bulabilirse, maçın dengesi değişebilir. Gabriel’in hedefi ise onu yalnızlaştırmak, kaleden uzaklaştırmak, temasla yıpratmak, koşu zamanlamasını bozmak ve mümkünse sinirlendirmek.
Johansen’in yazısındaki ağır sıklet benzetmesi bu yüzden yerli yerine oturuyor. Bu düello, yalnızca kimin daha güçlü olduğuyla ilgili değil. Kimin daha sabırlı kalacağı, daha az hata yapacağı, karşısındakini kendi oyunundan çıkaracağıyla ilgili.
New Jersey’de Brezilya ile Norveç çeyrek final bileti için sahaya çıkarken, maçın skorunu belki tek bir an belirleyecek. Ve o an geldiğinde, herkesin gözü yine aynı yerde olacak:
Gabriel ile Haaland’ın çarpıştığı noktada.