Ana içeriğe geç

Rektörlerden üniversite adaylarına tercih uyarısı: Puanı değil, yeteneğinizi merkeze alın

Üniversite tercih döneminin başlamasıyla birlikte adayların doğru bölüm ve üniversiteyi seçme telaşı da hız kazandı. ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu ile İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, Sena Parlar'a yaptıkları açıklamalarda gençlere “puanım boşa gitmesin” düşüncesiyle hareket etmemeleri çağrısında bulundu. İki rektör de adayların ilgi alanlarını, yeteneklerini ve mesleki beklentilerini merkeze alması gerektiğini vurguladı.

Rektörlerden üniversite adaylarına tercih uyarısı: Puanı değil, yeteneğinizi merkeze alın
Akşam
16

Üniversite adayları, geleceklerini şekillendirecek tercih listesini hazırlamaya başladı. Ancak uzmanlar, yüksek puanlı veya popüler bir bölüme yerleşmenin tek başına doğru tercih anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu ile İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu, tercih sürecinde yapılan hataları ve adayların dikkat etmesi gereken kriterleri Sena Parlar'a anlattı.

"PUANIM ZİYAN OLMASIN" DÜŞÜNCESİYLE TERCİH YAPMAYIN

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, öğrencilerin tercih döneminde yaptığı en önemli hatanın kendi yeteneklerini ve isteklerini ikinci plana atmak olduğunu söyledi.

Gençlerin çoğu zaman "Puanım ziyan olmasın" veya "Çevrem ne der?" baskısıyla hareket ettiğini belirten Erenoğlu, üniversite eğitiminin yalnızca diploma kazandıran bir süreç olmadığını ifade etti.

Erenoğlu, adaylara şu tavsiyede bulundu:

"Gençlerimiz trendlerin ötesine geçmeli ve gerçekten çalışmaktan keyif alacakları alanlara yönelmeli. Üniversite ve bölüm tercihlerini çevrenin beklentilerine göre değil, kendi yetenekleri ve hedefleri doğrultusunda yapmalılar."

"ÖNCE KENDİNİZİ İYİ ANALİZ EDİN"

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu da teknik sıralama hatalarından daha önemli sorunun, öğrencinin kendisine uygun olmayan bir meslek seçmesi olduğunu belirtti.

Adayların tercih listesi hazırlamadan önce kendilerini gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Hacısalihoğlu, gençlerin şu sorulara cevap aramasını önerdi:

"Ben neyi yapabilirim, neyi yapamam? Hangi meslek alanında daha başarılı olabilirim? Seçmek istediğim mesleğin zorlukları ve avantajları nelerdir? Bu mesleği yaparken hangi konularda zorlanırım?"

Gençlerin yalnızca kendi değerlendirmeleriyle yetinmemesi gerektiğini kaydeden Hacısalihoğlu, ailelerin, rehber öğretmenlerin, akademisyenlerin ve meslek çalışanlarının deneyimlerinden de yararlanılabileceğini söyledi.

Tercih edilmesi planlanan üniversitelerin ziyaret edilmesini öneren Hacısalihoğlu, adayların ilgili bölümlerde görev yapan akademisyenlerle görüşerek eğitim programları hakkında ayrıntılı bilgi almasının doğru karar vermeyi kolaylaştıracağını dile getirdi.

PUSULA İLGİ ALANI VE YETENEK OLMALI

Tercih sürecinde puan ve başarı sıralamasının önemli birer ölçüt olduğunu belirten Erenoğlu, bunların öğrencinin geleceğini belirleyen tek kriter olmaması gerektiğinin altını çizdi.

"Puan ve sıralama birer anahtardır ancak pusula daima ilgi alanı ve yetenek olmalıdır" diyen Erenoğlu, yalnızca puanı yettiği için öğrenciye uygun olmayan bir mesleğin tercih edilmesinin zaman içerisinde mutsuzluğa ve tükenmişliğe yol açabileceğini ifade etti.

Adayların öncelikle hangi alanda mutlu olacağını ve hangi problemleri çözmekten heyecan duyduğunu belirlemesi gerektiğini söyleyen Erenoğlu, bölüm tercihinin daha sonra puan ve başarı sıralamasıyla eşleştirilmesini önerdi.

Hacısalihoğlu da başarılı bir meslek hayatının kişinin işini sevmesiyle mümkün olacağını belirterek, gençlerin her sabah heyecanla gidebilecekleri bir mesleğe yönelmeleri gerektiğini söyledi.

AİLELERE "DİREKSİYONU DEVRALMAYIN" ÇAĞRISI

Tercih döneminde ailelerin görüşleri de öğrencilerin kararları üzerinde belirleyici olabiliyor. Prof. Dr. Erenoğlu, ailelerin çocuklarının geleceği için en iyi kararı vermek istemesinin anlaşılır olduğunu ancak son kararın öğrenciye bırakılması gerektiğini vurguladı.

Ailelere seslenen Erenoğlu, "Evlatlarınıza rehberlik edin, onları dinleyin ancak hayallerinin direksiyonunu devralmayın" dedi.

Gençlerin ailelerinin ve uzmanların görüşlerinden yararlanabileceğini belirten Erenoğlu, buna rağmen mesleği yapacak kişinin öğrenci olduğunu hatırlattı.

Hacısalihoğlu da ailelerin ve yakın çevrenin deneyimlerinin değerli olduğunu ancak bu görüşlerin öğrencinin yetenekleri, beklentileri ve kişisel özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

ÜNİVERSİTE SEÇERKEN HANGİ KRİTERLERE BAKILMALI?

Prof. Dr. Erenoğlu, adayların üniversite seçerken yalnızca devlet veya vakıf üniversitesi ayrımına göre karar vermemesi gerektiğini söyledi.

Üniversitenin akademik kadrosu, araştırma ve geliştirme gücü, laboratuvar olanakları, uluslararası bağlantıları, kampüs yaşamı ve mezun ağı gibi kriterlerin incelenmesi gerektiğini belirten Erenoğlu, öğrenci toplulukları ile sosyal ve kültürel imkânların da üniversite deneyiminin önemli bir parçası olduğunu dile getirdi.

Üniversite yıllarının bireyin kendisini keşfettiği, üretim yaptığı ve hayatı boyunca taşıyacağı bir vizyon kazandığı dönem olduğuna dikkat çeken Erenoğlu, sırf popüler olduğu için ilgi duyulmayan bir alanın seçilmesinin uzun vadede akademik ve mesleki tatmin sağlamayacağını söyledi.

Hacısalihoğlu ise tercih edilecek bölümün akademisyenleriyle görüşülmesini, üniversitenin fiziki ve akademik imkânlarının yerinde incelenmesini tavsiye etti.

İSTİHDAM KAYGISINA "İŞ BAŞINDA EĞİTİM" MODELİ

Gençlerin tercih dönemindeki en önemli endişelerinden biri de mezuniyet sonrasında iş bulamamak. ÇOMÜ Rektörü Erenoğlu, üniversite olarak teorik eğitim ile sektör deneyimini bir araya getiren modeller uyguladıklarını söyledi.

ÇOMÜ genelinde uygulanan 3+1 ve 7+1 İş Başında Eğitim modelleriyle öğrencilerin mezun olmadan önce gerçek çalışma ortamında deneyim kazandığını belirten Erenoğlu, Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi ile de yakın iş birliği yürüttüklerini ifade etti.

Erenoğlu, OSB Meslek Yüksekokulundaki eğitim modelinin sanayiyle iç içe yürütüldüğünü belirterek öğrencilerin mezuniyet sonrasında yalnızca diplomayla değil, iş deneyimi ve referanslarla çalışma hayatına katılmalarının hedeflendiğini söyledi.

YAPAY ZEKÂ VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM MÜFREDATI DEĞİŞTİRİYOR

İki rektör de yapay zekâ ve dijital dönüşümün geleneksel meslekleri hızla değiştirdiğine dikkat çekti.

ÇOMÜ'nün eğitim programlarını yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yeşil mutabakat odağında güncellediğini belirten Erenoğlu, öğrencilerin TÜBİTAK başta olmak üzere dış kaynaklı projelerde aktif görev almalarının sağlandığını söyledi.

Öğrencilerin akademisyenlerle birlikte laboratuvarlarda projeler geliştirdiğini aktaran Erenoğlu, Erasmus ve diğer uluslararası değişim programlarıyla gençlere küresel bir vizyon kazandırmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Hacısalihoğlu ise yapay zekânın yalnızca teknik bir araç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Yapay zekâ teknolojilerinin insan odaklı, toplumsal fayda üreten ve ülkenin gelişimine katkı sağlayan bir anlayışla kullanılması gerektiğini söyleyen Hacısalihoğlu, üniversitelerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu yorumlayan ve geliştiren mezunlar yetiştirmesi gerektiğini ifade etti.

"SEÇTİĞİNİZ MESLEĞİ HAYATINIZ BOYUNCA YAPACAKSINIZ"

Her iki rektörün de adaylara yönelik ortak mesajı, tercih sürecinin yalnızca puan ve sıralamadan ibaret olmadığı yönünde oldu.

Gençlerin kendilerini tanımaları, ilgilerini ve yeteneklerini doğru değerlendirmeleri, üniversitelerin imkânlarını araştırmaları ve kararlarını çevre baskısından bağımsız biçimde vermeleri gerektiği vurgulandı.

Adayların kısa süreli popülerliklere değil, uzun vadeli hedeflerine odaklanması gerektiğini belirten rektörler, doğru tercihin kişinin severek çalışabileceği ve kendisini geliştirebileceği alanı bulmasıyla mümkün olduğunu kaydetti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler