Ana içeriğe geç

Yeşil ekonomi eşitlikle büyüyecek

Küresel sanayi ve üretim ekosisteminde sürdürülebilir kalkınmanın temel anahtarı, atıl durumdaki nitelikli iş gücü potansiyelinin rasyonel modellerle ekonomiye kazandırılmasından geçiyor. Üçüz dönüşümün kalbine toplumsal faydayı yerleştiren Faydasıçok Vakfı, ölçülebilir eğitim stratejileriyle makroekonomik dengelerin iyileşmesini destekliyor.

Yeşil ekonomi eşitlikle büyüyecek
Dünya Gazetesi
16

Başak Nur GÖKÇAM

Küresel sanayi ve ti­caret ekosisteminde sürdürülebilirlik kav­ramı, uzun yıllar boyunca şir­ketlerin faaliyet raporlarında yer alan ve finansal tablolara derinlik katmayı amaçlayan bi­rer halkla ilişkiler malzemesi olmanın ötesine geçemedi. Oy­sa yeşil ekonomi ve sürdürü­lebilir kalkınma hedefleri, sa­dece üretim hatlarındaki kar­bon salımını azaltmakla ya da dijital altyapıları yenilemek­le tamamlanamaz.

Yapısal bir dönüşüm, toplumun yarısı­nı oluşturan ancak ekonomik değer üretiminde hak ettiği payı alamayan kadın iş gücü­nün üretime dahil edilmesiy­le mümkündür. Kalkınmanın merkezine nitelikli eğitimi ve kadının sosyal-ekonomik ha­yatta güçlenmesini koymak, sadece bir temsil meselesi de­ğildir. Sivil toplum operasyon­larının popülist yaklaşımlar­dan uzak, tamamen şeffaf ve analitik bir yapıyla yönetilebi­leceğini gösteren parametre­ler, makroekonomik dönüşü­mün şifrelerini barındırır.

Tüm bunlar değerlendirilir­ken Türkiye’de de ağır sanayi­den sivil topluma uzanan kori­dorlarda atılan rasyonel adım­lar, ‘yeşil yıkama’ veya ‘pembe yıkama’ tuzaklarına düşmeden sürdürülebilirliğin tablolarda değil, bizzat sahada başlaması gerektiğini kanıtlar nitelikte. Şüphesiz ki sanayi kökenli sivil toplum yatırımlarının temelle­ri rasyonel ihtiyaç analizlerine dayanıyor. Ve ülkemizde bunun örneği olan vakıflardan biri de 10 yıl önce Hasçelik’in deste­ğiyle kurulan Faydasıçok Vakfı.

“Gerçekten hak edenlerin hayatına dokunmak istedik”

Vakfın yola çıkış öyküleri­nin arkasında, sanayide bizzat şahit olduğu derin bir iş gücü eşitsizliğinin yattığını söyle­yen Faydasıçok Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Selcen Fayda­sıçok, “Biz vakfı kurarken sa­dece klasik anlamda burs ver­mekle yetinmeyelim, kurumsal bir yapı altında takip edilebilir, gerçekten hak edenlerin haya­tına dokunacak projeler ürete­lim istedik. İlk projemiz olan ‘Sedefteki İnciler"i mühendis­lik okuyan 50 kız öğrencimiz­le başlattık.

Çünkü 2016 yılın­da bizim kendi ağır sanayi fab­rikalarımızda kadın mühendis oranı sadece yüzde 4 düzeyin­deydi. Türkiye genelinde ise bu oran yüzde 18’i geçmiyordu. Sa­nayide hep erkek erkeğe bir or­tam vardı. Ben de üniversiteyi bitirip Konya’da teknik alanda işe başladığımda bana yol gös­terecek, ilham verecek, men­torluk yapacak tek bir kadın rol model bulamamıştım. Bu­gün ise Hasçelik bünyesindeki beyaz yaka kadın çalışan oranı­mız yüzde 44 seviyelerine ulaş­tı. Kadının üretime dahil olma­sı iş ortamındaki disiplini, kül­türü ve verimliliği tamamen dönüştürdü” dedi.

Ödünsüz kriter: Zorunlu gönüllülük sistemi

Sivil toplum alanındaki en büyük yapısal sorunlardan bi­ri, yardımların somut çıktıları­nın takip edilememesi ve süreç­lerin rasyonel bir denetime ta­bi tutulmamasıdır. Bu sorunu fark ettiklerini ve çözüm için ta­mamen sonuç odaklı ve ödün­süz bir sistem uyguladıklarını vurgulayan Selcen Faydasıçok, “Biz sahada mış gibi yapmıyo­ruz. Bizim vakfımızdan burs alan her bir gencin, herhangi bir sivil toplum kuruluşunda ya da sosyal sorumluluk projesinde aktif olarak gönüllü çalışması zorunludur. Bana ilk başta ‘Zo­runlu gönüllülük mü olur?’ de­diler. Ancak en iyi öğrenme türü yaparak öğrenmektir. Biz bunu zorunlu bir kriter olarak koy­masaydık, bu kadar yaygınlaş­mazdı” diye konuştu.

Bugüne kadar dokundukları gençlerin tamamının bu gönül­lülük faaliyetlerini başarıyla yerine getirdiği bilgisini de ve­ren Faydasıçok, “Örneğin aka­demik olarak çok başarılı olan, 3.97 ortalaması bulunan bir öğrencimiz, ‘Derslerime odak­lanacağım, sosyal sorumlulu­ğa ve mentörümle görüşmeye vaktim yok" dediğinde bursu­nu kesmeye karar verdik. Çün­kü Türkiye’nin sadece yüksek ortalamalı akıllara değil; akıl ile kalbi buluşturan, vicdanlı li­derlere ihtiyacı var” dedi.

Yetenek göçüne karşı seferberlik

Günümüzde lise sıralarına kadar düşen yurt dışına gitme eğilimi, sürdürülebilir bir eko­nomik gelecek önündeki en bü­yük tehditlerden biri olan yete­nek kaybını tetikliyor. Şirket­lerin yeni mezunlardan hem ‘genç’ hem de ‘deneyimli’ olma­sını beklemesi, gençleri derin bir istihdam bocalama evresi­ne itiyor. Sivil toplumun da bu kronik istihdam sorununu çöz­mek ve yetenekli gençleri ül­kede tutabilmek adına yapısal projelere yönelmesi gerekiyor.

Bu kapsamda hayata geçirilen ‘Faydasıçok Business Akademi’ programında, 10 hafta boyunca 4’er kişilik takımlar halinde ya­rışan 24 seçilmiş öğrenci, büyük ölçekli şirketlerin finansal tab­lolarını okumayı, stratejik yöne­tim kurullarında yer almayı ve küresel operasyonları yönetme­yi simüle ediyor.

İş dünyasındaki tecrübe en­gellerini aşmak adına bu tür hamlelerin kritik önemde ol­duğunu ifade eden Selcen Fay­dasıçok, dönüşümün yönünü şu sözlerle çizdi: “Biz bu ço­cukların iş ve ticaret zekâsını erkenden kazanmalarını isti­yoruz ki iş dünyasında tecrübe bahanesiyle reddedilmesin­ler, kolayca istihdam edilsin­ler ve en önemlisi ülkemizde kalsınlar. Biz özel sektör ola­rak onlara esnek alternatifler sunmalı, kamusal yapılarla birlikte çözümler geliştirerek bu cevherleri ülkemize bağ­lamalıyız. Dijital ve yeşil dö­nüşümden önce, bizim acilen köklü bir ‘insani dönüşüme’ ihtiyacımız var. Kurumsal ka­mu yararı statüsü almak için mali denetimlerden geçerken müfettişler bize neden bu ka­dar beklediğimizi sordu. Çün­kü biz bu işi hiçbir zaman PR yapmak ya da vergiden düş­mek için kurgulamadık. Ta­mamen faydaya odaklandık.”

Metriklerle değişimin rota kılavuzu

Vakıf projelerinin hedef kitle üzerindeki ölçülebilir algısal dönüşüm verileri:

Mühendislik Algısı: Liselerde yürütülen endüstriyel panellerden önce gençlerin mühendislik mesleği hakkındaki bilgi seviyesi yüzde 15 iken, etkinlik sonrasında bu oran yüzde 79’a yükseliyor.

Geleceğin Kadın Mühendisleri: Paneller sonrasında “Ben mühendis olmak istiyorum” diyen lise öğrencilerinin oranı yüzde 29’dan yüzde 58’e çıkarak tam iki katına ulaşıyor. Mentorluk Memnuniyeti: Toplamda 419 mentörün katılımıyla yürütülen 18 bin 155 saatlik mentörlük görüşmelerinde, gençlerin programa verdiği memnuniyet puanı 100 üzerinden 92; genel memnuniyet oranı ise yüzde 97 olarak kaydediliyor.

10 yıllık analitik sosyal değer çıktısı

Vakıf ekosisteminde elde edilen ve her dönemi titizlikle ölçümlenen net operasyonel çıktılar:

Desteklenen Toplam Öğrenci: 5 farklı gelişim programı ile tam 2026 genç. Akademik Erişim Ağı: 76 şehirde, 118 farklı üniversite ve 92 farklı bölümde eğitim gören öğrenciler.Eğitim Yoğunluğu: Faydasıçok Akademi kapsamında gerçekleştirilen 604 benzersiz eğitim seansı.

İstihdam ve Tecrübe Köprüsü: Staj imkanı sağlanan 452 dezavantajlı genç.

Kaynağa Git

İlgili Haberler