Ana içeriğe geç

Dünya Kupası çeyrek finalde, bizim aklımız başka yerde... Başı Şahan Gökbakar çekiyor

Mehmet Ali Gürbüz yazdı...

Dünya Kupası çeyrek finalde, bizim aklımız başka yerde... Başı Şahan Gökbakar çekiyor
Odatv
16

Dünya Kupası'nın çeyrek final maçları oynanıyor. Dünyanın en değerli futbolcuları sahada, teknik direktörler yeni taktikler deniyor, futbol tarihine geçecek mücadeleler yaşanıyor…

Peki Türkiye'de futbolun gündemi ne?

Döndük yine içeriye!

Yeni bir sol bek… Yeni bir santrafor… Yeni bir kaleci…

Türk taraftarının önemli bir bölümü gözünü televizyon ekranından çok transfer haberlerine çevirmiş durumda.

Sosyal medya, televizyonlar ve spor gazeteleri tek bir sorunun peşinde: "Kim geliyor?"

Bu ilk bakışta sıradan bir futbol heyecanı gibi görünüyor. Oysa Türkiye'nin futbol kültürünü anlatan önemli bir sosyolojik gösterge...

OYUN DEĞİL KADRO

Türkiye'de başarı oynanan futbolla değil, kurulan kadroyla açıklanıyor.

Takım hangi sistemi oynayacak?

Teknik direktör nasıl bir oyun inşa edecek?

Altyapıdan hangi oyuncular yetişiyor?

Kulübün uzun vadeli planı ne?

Bu sorular çoğu zaman ikinci planda kalıyor.

İlk soru hep aynı: "Transfer var mı?"

Bu nedenle sezon başlamadan şampiyonluk hesapları yapılırken konuşulan konu oyun modeli değil, hangi yıldız futbolcunun geleceği oluyor…

Transfer, henüz oynanmamış sezonun umuduna dönüşüyor.

MEDYA NEYİ SATIYOR

Elbette bunda spor medyasının da büyük payı var.

Fotomaç ve Fanatik gibi gazetelere yaz aylarında göz attığınızda neredeyse her gün transfer manşetleriyle karşılaşıyorsunuz:

"Anlaştı..."

"İmza an meselesi..."

"Uçaktan iniyor..."

"Son dakika..."

Ertesi gün, "pürüz çıktı."

Sonraki gün "teklif artırıldı."

Can Uzun veya Virgil van Dijk gibi aynı futbolcular haftalarca manşetten inmiyor. Üstelik haberin doğru çıkıp çıkmaması çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Çünkü ertesi gün yeni bir isim bulunuyor!

Transfer haberi, üretmesi en kolay, tüketmesi en hızlı futbol içeriğine dönüşüyor…

Dünya Kupası çeyrek finalde, bizim aklımız başka yerde... Başı Şahan Gökbakar çekiyor - Resim : 1Dünya Kupası çeyrek finalde, bizim aklımız başka yerde... Başı Şahan Gökbakar çekiyor - Resim : 2

YALNIZCA GAZETELER DEĞİL

Bu transfer baskısı artık yalnız spor basınından gelmiyor.

Sosyal medya sayesinde sanatçılar, oyuncular, iş insanları ve milyonlarca takipçisi olan isimler de kulüp yöneticilerini doğrudan hedef alıyor.

Bunun güncel örneklerinden biri, değerli oyuncu Şahan Gökbakar'ın Galatasaray yönetimine yönelik art arda yaptığı transfer paylaşımları oldu.

Eskiden yönetimler tribünün baskısını hissederdi. Bugün ise milyonlarca kişinin aynı anda sosyal medyada oluşturduğu baskıyla karşı karşıya kalıyor.

Transfer, yalnız sportif değil, dijital bir gösteriye dönüşmüş durumda...

AVRUPA'DA DURUM FARKLI

Burada ilginç soru şu:

Bu yalnızca Türkiye'de mi yaşanıyor? Hayır.

Mesela: İngiltere'de Daily Mail, The Sun ve Daily Mirror yaz aylarında transfer haberlerine geniş yer verir…

Mesela: İtalya'da La Gazzetta dello Sport, Corriere dello Sport ve Tuttosport her gün yeni transfer iddiaları yayımlar…

Mesela: İspanya'da Marca, AS, Sport ve Mundo Deportivo da transfer gündemini yakından izler…

Ancak önemli fark şudur:

Bu gazetelerin ilk sayfalarında transfer kadar -örneğin- Dünya Kupası analizleri, taktik değerlendirmeleri, oyuncu performansları, veri analizleri, teknik direktör tercihleri, kulüplerin mali yapıları ve altyapı dosyaları da geniş yer bulur…

Yani Avrupa'da transfer haberciliği futbol haberciliğinin önemli bir parçasıdır ama tamamı değildir.

Türkiye'de ise yaz aylarında çoğu zaman tam tersi tablo ortaya çıkıyor. Dünya Kupası'nın en kritik maçlarının oynandığı günlerde bile spor gazetelerinin manşetleri büyük ölçüde transfer iddialarına ayrılabiliyor. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bile belli olmayan transfer söylentileri, bazen dünyanın en büyük futbol organizasyonunun önüne geçebiliyor.

Bu sadece gazetecilik tercihi değildir. Bu aynı zamanda okurun tercihidir…

NEDEN BÖYLE

Türkiye'de futbol büyük ölçüde kulüp kimliği üzerinden yaşanıyor.

Kuşkusuz milli takım ortak heyecan yaratıyor. Dünya Kupası geçici bir şölen sunuyor.

Ama kulüp, taraftarın gündelik hayatının parçası. İnsanlar yalnızca futbol izlemiyor, ait oldukları kimliği yaşıyor.

Bu yüzden kendi kulübünün yeni santrforu, bazen Arjantin'in ya da İspanya'nın Dünya Kupası çeyrek finalinden daha fazla ilgi çekebiliyor.

Spor gazeteleri bunu biliyor.

Kulüp yöneticileri bunu biliyor.

Transfer beklentisi yükseldiğinde yeni bir isim dolaşıma giriyor.

Böylece taraftar sakinleşiyor.

Forma satılıyor. Gündem değişiyor.

Transfer, aynı zamanda futbol ekonomisinin en etkili pazarlama aracına dönüşüyor…

ASIL KAYIP

Bu yazıların sonucunda en düşündürücü nokta ortaya çıkıyor:

Futbolu çok sevdiğimizi söylüyoruz.

Saatlerce futbol tartışıyoruz.

Ancak özünde çoğu zaman oyunun kendisini konuşmuyoruz.

Presi… Geçiş hücumunu… Savunma organizasyonunu...Altyapıyı… Antrenman bilimini… Veri analizini… Kulüp yönetimini…

Bunların yerini transfer söylentileri alıyor.

Türk futbolunun en büyük sorunu iyi futbolcu bulamamak değildir. Asıl sorun, futbolu giderek oyundan uzaklaştırıp transfer dedikodusuna indirgemektir.

Dünya Kupası'nın bile transfer nöbetini bozamadığı bir ülkede, tartışılması gereken soru şudur:

Futbolu bu kadar seven bir ülke, neden oyunun kendisini bu kadar az konuşuyor?

Asıl sorun, futbol kültürünü hâlâ yeterince geliştirememiş olması…

Mehmet Ali Gürbüz

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler