Genç stand-up sanatçısı İmran Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı gösterisi nedeniyle tutuklanarak bir “kuyu tipi cezaevi”ne konuldu. Tutuklanmaya gerekçe gösterilen iddialar “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama”. Yüzde 99’u Müslüman kabul edilen bir ülkede “halkın dini değerlerini alenen aşağıladığı” iddia edilen gösterinin videosunu 11 günde 11 milyonu aşkın kişi izledi.
Eğer iddia haklı ise halkın kendi dini değerlerini aşağılayan bir gösteriye bu kadar teveccüh göstermiş olmasını nasıl açıklayacağız?
Bahane dini aşağılamak olduğu için mizah konusuna din adamları nasıl bakıyor diye merak ettim. Aşağıdaki ifadeler Türkiye Diyanet Vakfı’nın 44 ciltlik İslam Ansiklopedisi’nin 30. cildinin 205. sayfasındaki “Mizah” maddesinden alındı:
- Mizah, düşünceleri şaka ve nüktelerle süsleyerek anlatan söz ve yazı çeşididir.
- Mizahta temel hedef güldürme ise de çok defa güldürmenin altında fert ve toplumdaki aksaklıkları, çirkinlikleri eleştirme ve iğneleme, düzeltme amaçları da gizlidir.
- Gerçeklerin sebep olduğu acılara boyun eğmeyen mizah, …zulme dayanan yönetimlere karşı aşağı tabakalardan gelen bir direniş biçimidir.
İslam Ansiklopedisi, mizahı ve işlevini böyle tanımladıktan sonra Hz. Muhammed’in çevresiyle şakalaştığını, yapılan şakaları hoşgörüyle karşıladığını, bazı konuları daha iyi anlatmak için hiciv yoluna başvurduğunu anlatıyor.
İslam Ansiklopedisi birbiriyle çelişen iki gelişmeyi de not ediyor: Birincisi “İslamın ilk döneminde Medine’nin mizahı, edebi düzeye yükselten bir merkez” haline gelmiş olması. İkincisi ise Abbasiler döneminde “ekonomik gelişmelere paralel olarak lüks artarken halife saraylarının mizah üreticisi nedimler ve soytarılarla dolması”.
Şimdi İslam Ansiklopedisi’nin yaklaşımı ışığında bugünün Türkiye’sinde Ölü Deniz videosunun nasıl olup da böyle bir teveccüh gördüğünü anlamaya çalışalım. Nirengi noktalarımız İslam Ansiklopedisi’nde yer alan mizahın “fert ve toplumdaki aksaklıkları, çirkinlikleri eleştirme ve iğneleme, düzeltme amaçları”, “boyun eğmeyen mizah” ve “zulme dayanan yönetimlere karşı aşağı tabakalardan gelen bir direniş biçimi” tespitleri olacak.
- İlk elde yüksek enflasyon, toplumun geniş kesimleri için sürekli artan geçim sıkıntısı, yaygınlaşan ve derinleşen yoksulluk, resmi rakamlara göre bile yüzde 30’ları bulan gerçek işsizliği sayabiliriz. Özellikle gençlerin yaşadığı umutsuzluk, geleceksizlik, güvencesizlik hali sadece bugünü değil, geleceği de karartıyor.
- Bunlar sadece ülke içi tecrübe ve istatistiklerle sınırlı değil, uluslararası göstergelerde de Türkiye en kötü karneye sahip ülkelerden birisi haline geldi. Türkiye dünyada artık otoriter bir ülke veya hibrid demokrasi kategorisinde değerlendiriliyor.
- Örneğin World Justice Project’in Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, 143 ülke arasında en alt sıralarda yer alıyor. Türkiye hükümet yetkilerinin sınırlandırılmasında sondan 8. sırada, hükümet yetkilerini bağımsız denetim ve inceleme organları tarafından sınırlandırılmasında sondan 6. sırada, kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanmalarından dolayı cezalandırılmasında sondan 7. sırada yer alıyor.
- Türkiye temel haklar konusunda sondan 10. sırada, işçi haklarında sondan 8. sırada, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü ile düşünce ve ifade özgürlüğünde sondan 10. sırada, din ve inanç özgürlüğünde sondan 3. sırada.
- Türkiye idarenin işlemlerinde yasalara uygun hareket etmesinde ve hukuki adaletin ayrımcılıktan uzak olmasında sondan 8. sırada, ceza adaleti sisteminin hükümetin usulsüz etkilerinden uzak olmasında sondan 5. sırada yer alıyor.
- Peki bunlar toplumun ruh haline nasıl yansıyor? Onu da Gallup’un araştırmalarında görüyoruz: Dünyada 144 ülke arasında insanları en az gülen ülke Türkiye. İnsanları hayattan en az keyif alan 3. ülke ve insanları en fazla stres yaşayan 8. ülke de Türkiye.
Bu veriler o videonun neden 11 günde 11 milyon kişi tarafından izlendiğini de açıklıyor. Deniz Göktaş, bu sorunlarla, bu çelişkilerle yüzleşmenin yolunu açtığı için bu kadar teveccüh görüyor.