Ana içeriğe geç

Güvenlik, demokrasi camialarına girmeye yetmeyebilir

Güvenlik, demokrasi camialarına girmeye yetmeyebilir
Ekonomim.com
16

Yabancı liderler Türkiye ekonomisinin durumu ve gelir dağılımının bozukluğu gibi konularda sadece arabanın penceresinden baktıkları zaman gördükleriyle yetinmiyorlar. Fakat eğer kararlarını bu kısa ziyaret sırasında arabanın penceresinden gördüklerine dayandırıyorlarsa, durum daha da vahimdir. Ekonominin kötü olduğuna dair koparılan yaygaraya inanmayabilirler.

Sanıyorum şurası kesin ki, Türkiye stratejik bakımdan önemli bir konumda bulunduğu için, birçok ülke Türkiye ile rekabetçi ilişkiler kurmak yerine iş birliğini öngören ilişkiler kurmayı tercih etmektedir.

Güvenlik, demokrasi camialarına girmeye yetmeyebilir - Resim : 1

Siz bu makaleyi okuduğunuzda NATO üyesi ülkelerin devlet başkanlarının Ankara’da yapılan olağanüstü toplantısı muhtemelen henüz bitmemiş olacaktır. Toplantının çok önemli olduğu konusunda herkes ittifak etmekle birlikte, toplantının nasıl sonuçlanacağı, ne gibi kararlar alınacağı konusunda ciddi bir fikrimiz yok. Gazeteler sadece hangi liderin hangi konuları gündeme getirmek istediğine ilişkin değerlendirmelerde bulundular. Kimi Amerika’nın, Avrupa’nın savunma harcamalarını yeterli bulmadığını, bunu gündeme alacağını iddia etti. Bu çok uzun süreden beri söyleniyor. Tartışılması gerektiğini söylemek bir kehanet olmasa gerek. Herhalde diğer üyeler savunma harcamalarını ciddi bir şekilde artırdıklarını ya da buna niyet ettiklerini açıklayacaklardır. Fransız siyasi liderlerini izleyenler, Fransa’nın Avrupa’nın savunma otonomisine sahip olması gerektiğini ileri süreceğini vurguladılar. Her iki savaşta da başkalarının kurtardığı bir ülkenin ciddiye alınacağını pek sanmam. Almanlar, Avrupa kara gücünün etkinleştirilmesini istiyormuş. Galiba birçok Avrupa ülkesi Almanya’nın silahlanmasından korkuyor. Yine de çaresizlikten dolayı bunu kabullenmek zorunda kalabilirler. İngiltere her zamanki gibi Amerika ile Avrupa’nın arasını bulmaya çalışacakmış. Sizin de bildiğiniz konuları burada tekrar etmeme gerek yok. Ama dikkat edin, hiçbir gazete sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuyor. Trump’ın katılacağı bir toplantıda belki de tahminde bulunmamak en akıllı yoldur. Toplantı sonrası yayınlanacak kararları ve Türkiye Dışişleri’nin yapacağı açıklamaları beklemek gerekecek.

Türkiye hükümetinin toplantıya büyük önem verdiği her haliyle belli oluyor ve bu hususun diğer katılanlar tarafından da bilinmesini istiyor. Toplantı için ülkemizde aylardır yapılan çalışmaları zaten herkes biliyor. Hükümet yabancı liderlerin şehrin nispeten uzağındaki Esenboğa Havaalanı’na inmesi yerine, Esenboğa’nın yapılmasından sonra daha çok askeri amaçlarla kullanılan Etimesgut Havaalanı’nı tekrar sivil kullanıma açtı, pistin en büyük uçakların inmesine elverişli hale getirilmesi için paralar döktü. Buraya inenlerin kente kolayca ve vakit kaybetmeden gidebilmeleri için yolları genişletti ve buraları geçici olarak umumi trafiğe kapattı. Buna ilaveten birçok yolu da kapatarak toplantıya katılanların vakit kaybetmeden oturumlara erişmelerini sağlamak için gayret ediyor.

Alınan muhtelif tedbirler, istenen sonucu vermeyebilir

Korkarım, hükümetimizin aldığı muhtelif tedbirler elde etmek istediği sonuçları gerçekleştirmekte umduğu kadar faydalı olmayacaktır. Bir örnek vermek gerekirse, hükümetimiz bazı karayollarının kenarını panolarla örtmüş, böylece oralardan geçenlerin panoların öbür tarafını görmeyeceğini ümit etmiştir. Herhalde hükümet görüntüyü kısıtlayan kontrplakların arkasındaki fakirliğin görülmesinde isabet olmadığını düşünmüş olmalıdır. Bir kere, hemen belirtelim ki, yabancı liderler Türkiye ekonomisinin durumu ve gelir dağılımının bozukluğu gibi konularda sadece arabanın penceresinden baktıkları zaman gördükleriyle yetinmiyorlar. Dolayısıyla ayıbımızı saklayarak başkalarının düşüncesini şekillendireceğimizi düşünmek biraz safdillik olur. Fakat eğer kararlarını bu kısa ziyaret sırasında arabanın penceresinden gördüklerine dayandırıyorlarsa, durum daha da vahimdir. O zaman Türkiye’nin iktisadi durumunun hiç de kötü olmadığını, Türkiye’nin ekonomik sıkıntıda olduğu konusunda koparılan yaygaraya inanmamak gerektiğini ileri süreceklerdir. Bu olay bana eski bir deneyimi de hatırlattı. Türkiye NATO’ya girmek isterken, askeri malzeme sıkıntısı çektiğinden, askerini bile donatamadığından şikayet ediyordu. Bunun üzerine ne gibi ihtiyaçlar olduğunu anlamak üzere bir Amerikan tetkik heyeti Türkiye’ye geldi. Konukları iyi karşılamak sevdasına kapılan büyüklerimiz heyeti en iyi donatılmış askerlerle karşıladılar. Bu durumda Amerikan heyetinin Türk askeri anlatıldığı kadar donanımdan yoksun değildir filan diye bir rapor yazmış olmasına şaşmamak gerekir. Herhalde daha sonra, Türk kültürünü yakından tanıyınca, ihtiyacın sanıldığından daha da vahim olduğunu anlamışlardır.

Aynı eleştiri çizgisini devam ettirelim. Hükümetimizin sadece kendisine dostane yaklaşan gazetecilere toplantıyı izleme ayrıcalığı vermesi, toplantının beklediği gibi olumlu değerlendirilmesini sağlamayabilir. İlkin, unutmayalım ki, toplantıyı izlemeye gelen yabancı basın mensupları da olacaktır. Bunlar mensup oldukları yayın organlarında övmek yanında eleştiriye de yer veren yazılar yayınlayacaklardır. Bu kişilerin yazdıklarının bir bölümü Türk basınında, veya hiç olmazsa internette yer alacaktır. Hükümet bu yola başvurmakla, özellikle dış siyasetle yakından ilgilenen kamuoyu katında eleştiriyi engellemiş olmuyor. İkinci olarak, yabancı katılımcılar Türkiye’den katılan gazetecilerin bilgi düzeyini pek etkileyici bulmayabilirler. Bunun sonucunda Türkiye’de kamuoyunun dış siyasetle pek ilgilenmediğine, NATO ilişkisine de eleştirel yaklaşmadığına, hatta kayıtsız kaldığına hükmedeceklerdir. Böyle bir izlenim Türkiye aleyhine işler, ülkemiz kamuoyunun kolay benimsemeyeceği bir dizi talebin yapılmasıyla sonuçlanır. İkincinin devamı ve üçüncü olarak, toplumda oydaşım oluşturmanın kolay olduğu düşüncesiyle, diğer ülkeler Türkiye’den çok sayıda talepte bulunabilirler. Bunun karşısında, hükümet “iyi, güzel de ben bunu kamuoyuna anlatamam ya da kamuoyu karşısında savunamam” demek imkanından kendini mahrum bırakmaktadır. Son olarak da, bu yaklaşım diğer bazı üyelerin Türklerle savunma konusunda işbirliği yapalım ama bunun dışında herhangi bir alanda işbirliği yapmayalım, hele iktisadi ve siyasi işbirliği yapmamaya özen gösterelim demelerini kolaylaştırmakta ve tutumlarının haklılığını güçlendirmektedir.

Türkiye’yi dışlayanların kaybedecekleri şeyler var ama Türkiye’de kayıpsız çıkmaz

Türkiye çevresinde bulunan Akdeniz, Kafkaslar, Karadeniz Bölgesi, Orta Doğu vs. gibi birçok bölgede onsuz güvenlik tesisinin mümkün olmadığı kadar önemli bir aktör olduğunu düşünmektedir. Herhalde diğer ülkeler de bunu bilmekte ve Türkiye ile işbirliği yapmanın ne kadar önemli olduğunu idrak etmektedirler. Sanıyorum şurası kesin ki, Türkiye stratejik bakımdan önemli bir konumda bulunduğu için, birçok ülke Türkiye ile rekabetçi ilişkiler kurmak yerine işbirliğini öngören ilişkiler kurmayı tercih etmektedir. Ancak aynı derecede geçerli olan başka bir husus diğer ülkelerin Türkiye’yi güvenilir bir ülke olarak görmedikleri, dolayısıyla ilişkileri güvenlik alanıyla sınırlı tutmakta ısrar etmeleridir. Aslında güvenilir olduğunu göstermek için hükümetimiz belki yüklenmek istemediği kadar çok külfet yüklenmeye hazır olacak, güvenilir bir ortak olduğunu göstermeye çalışacaktır. Tabii, Türkiye’nin bazı güvenlik düzenlerinden dışlanması da mümkündür. Şüphesiz bu oyunda Türkiye’yi dışlayanların kaybedecekleri şeyler var ama böyle bir dışlanmadan ülkemizin hiçbir kayba uğramadan çıkacağını söylemek mümkün değildir. Bu gözlemi yaparken aklıma Avrupa Birliği üyesi olan ve Birliğin giriştiği her işte Türkiye’nin dışlanması gerektiğini savunan bazı komşularımızın geldiğini tahmin etmiş olabilirsiniz.

Ülkemizi ziyaret eden NATO delegasyonlarının buranın demokrasinin temel taşı bir ülke olmadığını kestirmekte güçlük çekeceklerini zannetmiyorum. Ancak, sizlerin de bildiği gibi, NATO bir güvenlik örgütüdür, toplantıya katılanların ülkemizin bildikleri demokrasiler gibi olmadığını görmeleri onları pek rahatsız etmeyebilir. Buna karşılık, katılanların hemen hepsi siyasal demokrasilere önem verilen diyarlardan gelmektedir. Bu zevatın güvenlik konularına yaptığımız katkıları görerek demokrasiler kulübü ile daha ileri ilişkiler kurmamızı arzulayacaklarını beklemek doğru olmaz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler