Sayısına bereket demek gerekir mi bilinmez. Ancak, Yeni Parti'nin kuruluşu ile ülkemizdeki siyasi partilerin 190'ı bulması, düşündürücü. Neden bu kadar çok parti kurulduğu, ayrı ve uzun bir bahis.
Mevcut 190 siyasi parti arasında seçime girebilme yeterliliğine sahip olanlar şimdilik 38 iken çoğunun seçimlere girmeyeceği biliniyor. Konunun asıl dikkat çekici tarafı, istisnalar hariç mevcut partilerin neredeyse hiçbirisinin derli toplu bir programa sahip olmayışı.
'Halk Fırkası' adıyla 9 Eylül 1923'te kurulan 'Cumhuriyet Halk Partisi'nin, 1924'de 'Cumhuriyet Halk Fırkası' ve 1935'de de şimdiki adını aldığı ve CHP'den ayrılanlar tarafından kurulan partilerin siyasi tarihimizin dikkat çekici sahifelerini oluşturduğu, malum.
Çok partili hayata geçişimizden sonra CHP'den ayrılanlarca kurulan partilerin sayısı Yeni Parti ile 13'ü buldu. Nuri Demirağ'ın 1945'de kurduğu Milli Kalkınma Partisi ve özellikle 1946'da Adnan Menderes'in kurduğu Demokrat Parti'nin CHP'den en ciddi kopuşlardı.
Özel'in kurduğu Yeni Parti'nin kaderinin, 1993'te kurulup, 1995 seçimlerinde % 0.13 alan ve 1997'de Korkut Özal'ın Genel Başkanı olduğu Demokrat Parti ile birleşen Yusuf Bozkurt Özal'ın Yeni Partisi; ya da 2008'de kurulup 2012'de Hak ve Eşitlik Partisi ile birleşen diğer Yeni Parti ile aynı olup olmayacağı, şimdilik belirsiz.
Demokrat Parti'yi ayrı tutarsak; CHP'den ayrılanlarca kurulan 11 parti siyasi tarihin tozlu sayfalarında yerini almış. Benzer şekilde kurulan Yeni Parti'nin istikbali de muhtemelen aynı.
CHP'ye ait metinlerden özetlenerek ve maksada göre biçimlendirilerek alelacele oluşturulduğu anlaşılan program ve tüzükle yola çıkması, Yeni Parti'nin öncelikli handikaplarından. Aslı var iken taklidine neden teveccüh gösterilsin ki…
Özgür Özel'in, vatandaşlara taahhüt niteliği taşıdığı vurgusuyla açıkladığı Yeni Parti programı, başta kendisi olmak üzere partiyi kuranların hikayeleri ile uyumsuz.
Yeni Parti'nin programında bağımsızlık ve benzeri hususların öne çıkarılması en azından samimiyetsizlik, mesela.
İngiltere Başbakanı'na 'bize sahip çıkın, kendimizi terk edilmiş hissediyoruz' diye sitem eden Özel'in, Batılı yayın organlarındaki 'Türkiye'de istedikleri her şeyi yapacak tek kişinin kendisi olduğuna' dair makaleleri unutulmadı.
Son yerel seçim sonuçları başarı idi tabii. Ancak, adaylık için yüksek bedeller ödedikleri anlaşılan başkanların seçim masraflarını karşılamaya yoğunlaşıp, hizmeti unutmaları kötü bir referans.
CHP'nin tuzu kuru kesimlerdeki oylarına talip Yeni Parti'nin, Sabit ve dar gelirlilerin dertlerine ilaç olacağına dair vaatleri de hoş, ama boş.
Konunun özeti: Tutuklu başkanların milyonlarca avro aktardığı isimlerin, milletvekili seçilip dokunulmazlık kazanma ümidiyle kurdukları partiye Paçayı Kurtarma Partisi ismini verselerdi, daha isabetli olurdu...