TÜRKİYE Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Ümit Özüren, son dönemlerde art arda 3 raporu kamuoyuyla paylaştı:
- TGSD Strateji Yol Haritası
- TGSD Sektörel Sunum
- TGSD Uzgörü 2050 Sunumu
Toygar Narbay ve Ümit Özüren, 3 raporu özetleyen bir “Yeniden Sanayileşme Çağrısı” hazırladı. Narbay ve Özüren, öncelikle şu noktanın altını çizdi:
- Bu, 50 yıldır ülkenin fabrikalarında alın teri döken, dünyanın dört kıtasına “Made in Türkiye” etiketi taşıyan, 846 bine yakın insanımıza ekmek olan bir sanayinin gördüğünü samimi paylaşma çabasıdır.
Hazırlanan çağrının teşvik talebi olmadığına işaret edildi:
- Hazırlanan bu belge, teşvik talebi, üretim havzası kurulması, bir bölgenin serbest bölge ilan edilmesi, yurt dışı marka alımlarına finansman yöntemi önerilmesi ya da mevcut 86 devlet yardımına ilaveler yapılması isteği değildir.

TGSD Müşterek Toygar Başkanları Narbay (solda) ve Ümit Özüren, hazır giyim sektörünün rekabet gücünü yeniden artırmak için özel teşvik yerine "yeniden sanayileşme" odaklı bütüncül ekonomi ve sanayi politikası çağrısında bulundu.
Amacın “Bütüncül iddianın bileşenleri” olduğuna vurgu yapıldı:
- Türkiye’nin yeni bir ekonomi ve sanayi politikasına ihtiyacı vardır.
Hazır giyimin rekabetçiliğini kaybetmiş, kabiliyetini bir anda yitirmiş bir sektör olmadığı vurgulandı:
- Türkiye, 2015-2022 döneminde hazır giyim ihracatından istikrarla ortalama yüzde 3.5 pay aldı. 2021’de yüzde 3.7 ile dünyanın 6’ncı büyük hazır giyim ihracatçısı, 4’üncü büyük üreticisi olduk.
Aynı fabrikalar, aynı ustalar, aynı müşteri ilişkileriyle 2025’te bu payın 35 yıl sonra ilk kez yüzde 3’ün altına indiğine dikkat çekildi:
- 50 yılda inşa edilen rekabet gücü 3 yılda buharlaşmaz. Değişen sektör değil, sektörün içinde çalıştığı denklemdir. 2024 ve 2025’te hızla büyüyen dünya hazır giyim ihracatının içerisinde gerileyen tek büyük üretici maalesef Tük hazır giyim sanayi oldu.
Aynı kırılmanın ülkemizin ihracatının milli gelire oranında da görüldüğü irdelendi:
- Mal ihracatının GSYH içindeki payı 2022’de yüzde 27’nin üzerinde iken 2025’te yüzde 17.5’e geriledi. 2022-2025 döneminde hazır giyim ve tekstilde 377 bin kişi işinden oldu, 9 bin 936 firma kapandı. Bazı büyük üreticiler Mısır’a gitti.
Orta Vadeli Program’da büyümenin sanayiden değil, hizmet ve tüketimden beklendiği üzerinde duruldu:
- 2028 yılında mal ihracatının milli gelirdeki payı yüzde 16.4 olarak hedefleniyor. 2022’de yüzde 27.1 olan bu oranın hedeflenmesi hiçbir kurumun tercihi değildir. Bu patikanın vardığı yerin adı bellidir: İstemeden de olsa, sanayisizleşmedir.
Avrupa’nın sanayisizleşme hatasının, tarihin en büyük iktisadi felaketlerinden biri olduğu anımsatıldı:
- 1970’lerin sonlarında Avrupa’da, “Düşük-orta teknolojiden çıkalım, yüksek teknoloji, markalaşma, inovasyon bizde kalsın. Düşük-orta teknoloji ithalatıyla enflasyon düşer, sanayi çalışanları hizmete geçer yüksek ücret ve düşük enflasyonla refah artar” planı benimsendi.
Neticede Avrupa’nın üretimi kaybetmesiyle geldiği noktanın altı çizildi:
- Avrupa, bugünün yüksek teknolojilerinde (kuantum bilgisayarlar, robotik teknolojiler, otonom araçlar, biyoteknoloji, yapay zeka, rejeneratif ilaçlar, VR/AR teknolojileri, siber güvenlik) uluslararası sıralamalarda ilk 4’te yer almıyor.
Yüksek teknoloji alanını ABD, Çin, Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ın domine ettiğine vurgu yapıldı:
- Avrupa, ekosistemini yanlış bir karar ve düşünceyle yok ettiği için bugün maalesef elinde olan güçlü fabrikaları, markaları, satış kanallarını da kaybediyor. Kısacası, alttaki ekosistem yok olursa yüksek teknoloji de gelişemez.
Avrupa’nın ardından Çin örneğine bakıldı:
- Çin ise stratejisini düşük-orta teknolojiyi koruyarak, üzerine yüksek teknolojiyi inşa ederek oluşturdu. Şimdi bunları markalaşma, inovasyon ve ülke markasını yaratarak taçlandırıyor.
Türkiye’de bugünkü sorunun üretimi kaybetmek değil, onu koruyamamak olduğuna işaret edildi:
- Elimizde dünyanın Çin’den sonra en bütünleşik ikinci tedarik zinciri ve 10 milyar dolarlık atıl sermaye varken, bu potansiyeli harcama lüksümüz yoktur.
TGSD Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Ümit Özüren, herhangi bir özel teşvik talep etmeden “yeniden sanayileşme” çağrısı yapıyor.
TGSD’den yükselen sese kulak vermekte, “yeniden sanayileşme”ye kafa yormakta yarar var…
Dezenflasyon programının iktisadi mantığı doğru ama
TÜRKİYE Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Ümit Özüren’in “Yeniden sanayileşme çağrısı”nda şu noktanın altı çizildi:
- Dezenflasyon programının iktisadi mantığı doğrudur ve TGSD bu mücadelenin yanındadır.
Enflasyonla mücadelede tüketimin dizginlenip üretimin güçlendirilmesi gerektiği anımsatıldı:
- Ne var ki uygulamada sonuç, amacın tam tersine dönmüştür. TÜİK verileriyle (2022 Ocak=100): Perakende satış hacmi 175’e tırmanırken, sanayi üretimi 108’de kaldı. 3 yılda tüketim nominal olarak yaklaşık yüzde 75 büyüdü, üretim ise yerinde saydı.
Sanayide ciddi bir üretim açığı olduğu, durumu dört verinin ortaya koyduğu belirtilip sıralandı:
- 2020’den bugüne tüketici fiyatları yaklaşık 9 kat arttı.
- Ücretler 11 kat arttı.
- Finansman maliyeti 4.5 kat yükseldi.
- Döviz kuru 5.6-6 kat arttı.
Bu tek karşılaştırmanın yerleşik bir kanıyı düzelttiği savunuldu:
- Bugün yaşadığımız enflasyonun sebebi kur değildir. Kur, enflasyonu çok geriden takip etmiş, TL reel olarak değerlenmiştir.
Aynı dönemde brüt asgari ücretin dolar bazında yüzde 86 arttığına işaret edildi:
- Ancak, ücretlerdeki bu tarihi artış çalışana refah getirmedi. Çünkü, zamlar enflasyona yetişmeye çalışan bir koşudan ibaret kaldı. Aynı artış işverenin dolar bazlı işgücü maliyetini rakip ülkelerin katbekat üzerine taşıdı.
Tekstil ve hazır giyimde net kâr marjının yüzde 1’in altına indiğine dikkat çekildi:
- Bir sanayicinin bugün yalnızca sermayesini koruyabilmesi için mevcut faiz seviyesi ile yüzde 13.6 FAVÖK üretmesi gerekiyor.
Bu noktada şu saptama yapıldı:
- Türk ihracatçısı mevcut ekonomik modelde yarışa her sabah rakiplerinden 10 puan geriden başlıyor.
Bir kuşağın üretmek istememesi milli güvenlik sorunudur
TÜRKİYE Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Ümit Özüren’in “Yeniden sanayileşme çağrısı”nda mevcut politikanın yol açtığı durum şöyle özetlendi:
- Hiç amaçlanmamış olsa da, üreten ve çalışan zorlanırken, ithalat yapan ve faiz geliri elde eden memnun edildi. Oysa kalıcı refahın yolu bellidir: Üretimin ve ihracatın artması, iş gücüne katılımın yükselmesi.
Şu noktaya dikkat çekildi:
- Üretecek kuşak azalırken, elimizdeki kuşak da üretimden hızla uzaklaşıyor. Bir kuşağın üretmek istememesi, stratejik özerkliğin ve savunma kabiliyetinin altını oyan bir milli güvenlik sorunudur.
Bugün büyümeyi tek başına taşıyan hizmet sektörünün yarının en kırılgan alanı olduğu vurgulandı:
- Yapay zekanın gelecek 10 yılda en hızlı tahribatı çağrı merkezleri, lojistik, finans ve bankacılık, ofis işlerinde yaratması bekleniyor. Hizmetlerde işini kaybedecek olanlar sanayi yetkinliği taşımadığı için üretimde de istihdam edilemeyecek.
Bu dalgaya karşı tek gerçek sigortanın sanayi becerisini bugünden inşa etmek olduğu kaydedildi:
- Bugün hizmete yönelen ve yarın yerinden olacak hizmet sektörü çalışanlarının sanayide eğitilmesi hayati bir devlet görevidir. Tedbirin adı, sanayiyi, üretimi odağına alan eğitimdir.
Bu noktada Çin’in stratejisi ile ilgili şu benzetme yapıldı:
- Çin, dünya değer zinciri ve mal ihracatında satranç oynamıyor, “Go” oynuyor. TGSD’nin devletimizden beklediği, savunmacı bir refleks değil.
Bu konuda devletten beklentileri şöyle tarif edildi:
- Sektörlerin ve firmaların bu oyunda kurban edilmesine izin vermeyeceğini ortaya koyan, rekabetçiliği ve sanayileşmeyi yeniden tanımlayan, oyunu bizim kurduğumuz bir iradedir. Türkiye, bu oyunu kurabilecek nadir bir konumdadır.
Şu noktanın altı çizildi:
- Avrupa’nın, sanayisini hâlâ elinde tutan son büyük üretici komşuyuz. Bu, masaya sürülmeyi bekleyen bir kozdur.
86 sektörel destekle 86 sığ kuyu kazdık, çare 87’nci sığ kuyu değil
TÜRKİYE Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Ümit Özüren’in “Yeniden sanayileşme çağrısı”nda teşvikler üzerinde duruldu:
- Bugün sektörümüze sunulan 86 ayrı destek, tek tek emek ürünüdür ve her birine müteşekkiriz. Ancak, tablo ortadadır: Farklı kurumlarda, farklı mantıklarla, birbirinden habersiz işleyen bu yardımlar birlikte bir dönüşüm üretememiştir.
86 teşvik yürürlükteyken sektörün küçüldüğü vurgulandı:
- Anadolu’da bu gerçek başka bir dille söylenir: Elli tane bir metrelik kuyudan su çıkmaz, bir tane 50 metrelik kuyudan su çıkar.
86 sektörel destekle 86 sığ kuyu kazılmış gibi bir durum olduğu kaydedildi:
- 86 kuyudan su çıkmadı. Çare 87’nci kuyu değildir. Tek merkezden yönetilen bütüncül bir sanayi politikasına ihtiyaç var. Performansa dayalı bir teşvik yapısı oluşturulmalı. Net katma değeri, net döviz kazancını, istihdamı ve verimliliği ödüllendirmeli.
Teşvik sistemi konusunda şu öneri ortaya konuldu:
- Performansa dayalı teşvik mimarisi, ölçülebilir, izlenebilir, erişilebilir, her liranın karşılığının görünür olduğu, basit ve anlaşılır şekilde kurgulanmalıdır.