Ana içeriğe geç

Çin ve sanayi destekleri

Çin ve sanayi destekleri
Ekonomim.com
16

Geçen salı günü OECD’nin ‘sanayi desteklerinin sihirli veri tabanı’ başlığını taşıyan raporunun temel bulgularını özetlemiştim. Rapor, ülkelerin 2005-2024 döneminde sanayilerine ne tür destekler verdiklerine odaklanıyordu. Bu yazı Çin ile ilgili olduğu için Çin’e yönelik bulgulara bir kez daha değineceğim. Birincisi, Çin şirketlerinin diğer ülkelerdeki şirketlere kıyasla daha fazla destek aldıkları sonucuna ulaşılıyordu. Bir diğer bulgu, inceleme döneminde ülke ortalamaları dikkate alındığında, büyüyen şirketlerin küresel piyasa paylarındaki artışın yaklaşık yüzde 22’sinin bu desteklerle açıklanabilir olmasıydı. Oysa bu oran Çin şirketleri için çok daha yüksekti: Yüzde 60. Üçüncüsü, incelenen üç destek türünden düşük faizli kredi desteğinin Çin’de çok yaygın olduğu sonucuydu.

Cai Guo: Çin’deki gelişmeye yalnızca destek merceğinden bakmak yanlış

Çin’in CF40 Başkanı Cai Guo, bu rapora iki ayrı mecrada itiraz etti. Kısa olanı Project Syndicate’de, uzunu ise CF40’ın internet sayfasında. İtirazın özü şu: Çin’deki gelişmeye sadece destek merceğinden bakmanın doğru bir bakış olmayacağını vurguluyor. Uzun rapor, Çin şirketlerinin bir zamanlar gelişmiş ülkelerin lider olduğu sanayi dallarında -elektrikli araçlar, piller, sanayi robotları, güneş panelleri ve yapay zekâ sistemleri- artık Çin’in lider olduğu vurgusuyla başlıyor. Başta elbette sanayi desteği politikasının bu başarıda önemli bir rol oynadığını ama salt desteklerle bu sürecin gelişiminin anlatılamayacağına dikkat çekiyor. Öncelikle OECD’nin Çin için kullandığı kredi faizi verisinin yanlış olduğuna dikkat çekiyor. Çin’deki başarının arkasındaki şirketlerin -rekabetçi şirketlerin- yatırımlarını ağırlıklı olarak iç fonlarla -dağıtılmayan kârlarla- gerçekleştirdiklerini belirtiyor. İkinci finansman biçimi için ise hisse ihraçlarına dikkat çekiyor.

Daha önemlisi şu: Uluslararası ölçekte rekabetçilikte gelinen üst seviyenin tek bir politikaya dayandırılamayacağı saptamasını yapıyor. Şu bileşimi özellikle vurguluyor: Ölçek (piyasanın ve dolayısıyla kapasitenin büyüklüğü) – kaliteli beşeri sermaye ve dolayısıyla yüksek teknik kapasite – uyarlamacı üretimden yenilikçi üretime geçiş hızı – arz zincirlerinin derinliği. Mesela beşeri sermaye açısından Çin’de her yıl 1,3 milyon mühendisin mezun olduğuna ve bunların kaliteli eğitim aldıklarına dikkat çekiyor. Ölçek meselesi de çok önemli. Çok sayıda sanayicimiz Çin’e sık sık mesleki gezi yapıyor. Vurguladıkları özelliklerden önemlilerinden biri de fabrikaların çok büyük üretim kapasitesi. Bu büyüklük sabit giderleri de düşürüyor.

Sanayi politikası bir bütün

Bizim açımızdan çıkarılacak dersler var. İş sadece uygun maliyetli kredi ya da sanayi desteği değil. Bunların her sektöre uygulanması ise hiç değil. Seçilmiş sektörlere bu destekler gerekiyor elbette. Ama mesela yeterli kalitede beşeri sermayeniz yoksa ne olacak? Ne işe yarayacak o destekler? Dolayısıyla sanayi politikası bir bütün; desteği de kapsamalı, sektör seçimini de, her düzeyde beceri artırıcı eğitimleri de. Şu iki sorudan hangisi doğru? Siyasette inanılmaz taklalar atabilen, farklı bir ifadeyle rüyanızda görseniz inanmayacağınız yollarla siyaseti şekillendirme maharetini gösterebilen bir ülkenin sanayi politikasında da büyük işler yapmasını mı beklemeliyiz ya da tam da bu nedenle bu topraklarda asıl sorunlara çözümün zor olduğunu mu düşünmeliyiz?

Kaynağa Git

İlgili Haberler