Geçen yazımda Area Araştırma’nın verilerinden bir kısmını size aktarmıştım. Sonuçlardan memnun olmayan sosyal medya küfürbazlarının ne dediği bir yana, “seçmenin yüzde 70’i ekonomiden ve hükümetten memnun değilse CHP ve Yeni Parti’ye oy vereceklerin oranı nasıl yüzde 34’te kalıyor?” sorusuna yanıt veren yoktu.
Bir araştırma daha paylaşayım.
Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara tarafından kurulan Akademiklink Resmi Web Sitesi, tam 16.818 kişiden veri toplayarak Yeni Parti’ye dair her şeyi sormuş... “CHP seçmeninden Yeni Parti'ye ne kadarlık bir geçiş olacak? Bu yeni oluşumun geleceği hakkında seçmenlerin düşüncesi ne yönde? Halk, Yeni Parti'yi destekliyor mu ve umudu var mı?” gibi soruların yanıtlarını meraklısı Akademiklink’in sosyal medya hesaplarından detayları öğrenebilir. Ben sadece iki sorunun yanıtlarını yazayım.
Ankete katılanlardan en son seçimlerde CHP’ye/Millet İttifakı’na/Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verenlerin oranı yaklaşık yüzde 50. Önümüzdeki seçimlerde bu yüzde 50’nin yüzde 77’si Yeni Parti’yi, yüzde 29,8’i Zafer Partisi’ni, yüzde 9’u da CHP’yi tercih edeceğini söylüyor.
“AK Parti seçimlerden birinci çıkar” diyen CHP’lilerin oranı yüzde 37,7.
“Ayrılıp yeni parti kurulması doğrudur” diyen CHP seçmeni yüzde 83 iken, “Yeni Parti muhalefeti güçlendirir” diyen CHP’li seçmen yüzde 64,8. Aradaki fark ne ifade ediyor sizce?
Sanki (şu an için) CHP seçmeni yüzde 30-35 oyu CHP ve Yeni Parti arasında dağıtacak gibi görünüyor ki bu da muhalefeti iktidara ulaşmaktan alıkoyar.
Peki neden böyle bir tablo var?
Biri CHP’nin içinden biri siyasetin tamamen dışından iki ismin değerlendirmelerini paylaşayım, belki tartışmaya yeni bir boyut kazandırmaya yardımcı olur.
Birincisi; geçmiş senelerde CHP Parti Meclisi’nde yer alan, 38. CHP Kurultayı’nda genel başkan aday adaylığını açıklayan Örsan Kunter Öymen Cumhuriyet’teki köşesinde şöyle yazdı:
“… Bu süreçteki bir sorun da, yeni kurulacak partiye geçmeyen ve CHP’de mücadele vermeyi tercih eden herkesin, bir genelleme yoluyla ve toptancı bir biçimde linç edilmesidir.
Oysa CHP’de mücadele vermeyi ve yeni kurulacak partiye geçmemeyi tercih eden parti üyelerinin içinde, hem geçmişte hem de günümüzde Kılıçdaroğlu’na karşı mücadele verenler de var! Özel ve ekibi yıllarca Kılıçdaroğlu’nu desteklerken, bu kişiler Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda Kılıçdaroğlu’na karşı mücadele veriyorlardı!
Bu toptancı linç kampanyasını yürüten alçakları, namussuzları ve şerefsizleri dizginlemek, yine Özel’e düşmektedir!
Eski olan şeyin AKP’nin temsil ettiği teokrasi ve monarşi olduğunu, yeni olan şeyin ise onun anti-tezi olan “altı ok” olduğunu, yani cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik/kamuculuk, laiklik, milliyetçilik/ ulusçuluk, devrimcilik olduğunu anlatmak da, Özel’e düşmektedir!”
İkincisi; yönetici, girişimci ve yatırımcı Hilmi Güvenal’ın kendi blogunda yazdığı satırlar:
“…. Bölünen parti bir pazar devralmaz, bir çıkış dalgası devralır. Kuruluş anı, bir partinin sözünü “ihanet” damgasını yemeden değiştirebildiği tek andır. Aynı vaadi üçüncü yılda terk ederseniz tabanı satmış olursunuz; kuruluş bildirgesinde bırakırsanız bu sizin yeni kimliğiniz olur. Etiketi yeniden yazma hakkı, başvuru dilekçesinin verildiği gün biter.
Metindeki bir madde ise bütün işin değerlemesini ele veriyor: Yargıtay butlan kararını bozarsa Yeni Parti kapanmayacak, “ne olur ne olmaz” diye açık tutulacakmış. İhtiyat güzel şeydir, iyi tüccar ihtiyatlı olur, ama buradaki ihtiyat aynı zamanda bir fiyat etiketidir. Nutuklar ne derse desin, kurucuların kendi biçtiği değer asıl kıymetin hâlâ CHP olduğudur. Bir dilekçeye hem “aslı biziz” hem de “belki geri döneriz” yazıp tabanın sadece ilk satırı okumasını bekleyemezsiniz.
Aslı olduğunu söyleyen yapı, cebinde eski evin anahtarıyla gezmez.
Bir de bitişik nizam meselesi var. Yeni parti ne satarsa satsın, yanı başında devlet tarafından fonlanan ve mahkeme tasdikli bir orijinal duracak. Sübvansiyonsuz kopyanın, sübvansiyonlu orijinali raftan indirdiği bir pazar henüz görülmemiştir. Programı kopyalamak, bu yarışa gönüllü olarak ikinci kalite ürün diye yazılmaktır…”
“Peki ne olacak” sorusunun yanıtlarını bu sakinlik içinde değerlendirmek lazım. Ki gerçekten iktiadara alternatif olunabilsin! Muhalefet tarafında kabaca resim bu, iktidar tarafında neler olup bittiği ise bir sonraki yazıya…