Ana içeriğe geç

Unutulan insanlık ahdi ve tuzun ortak hafızası I A. Çağrı Başkurt yazdı

Tuz, medeniyetleri şekillendiren, savaşların, ticaret yollarının, dini ritüellerin ve insan ilişkilerinin merkezinde yer alan kadim bir güç. Antik Mısır'dan Osmanlı'ya uzanan bu yolculuk, unutulan "tuz hakkı" geleneğinin insanlık tarihindeki izlerini yeniden hatırlattı.

Unutulan insanlık ahdi ve tuzun ortak hafızası I A. Çağrı Başkurt yazdı
Odatv
16

Pek aziz okurlar,

İnsanlık olarak, sırf aynı yaratılışı paylaşmaktan ötürü birbirimiz üzerinde taşıdığımız o kutsal hakkı ve hukuku bütünüyle unuttuğumuz, yabancılaştığımız çok tuhaf ve karanlık bir zamandan geçiyoruz. İnsanın insana emanet edildiği o kadim inanç, yerini derin bir vefasızlığa ve bencilliğe bırakmış durumdadır. Eskilerin o derin irfanıyla kurdukları karşılıksız bağlar, bugünün aceleci ve unutkan dünyasında ne yazık ki bütünüyle silinip gitmiştir. Aynı havayı soluyan, aynı toprağa basan insanların birbirlerine karşı hissetmeleri gereken o fıtri sorumluluk duygusu, modern çağın o soğuk duvarlarına çarparak dağılmıştır. İşte böylesi bir manevi kuraklık döneminde, geçmişin o anlamlı değerlerini yeniden hatırlamak ve insani bağlarımızı samimiyetle tekrar gözden geçirmek mutlak bir tarihi zorunluluk hâline gelmiştir.

Birlikte bölüşülen o sıcak ekmeğin şen kahkahaları denizlerin engin dalgaları misali taşıran o aziz hatırını zar zor anımsadığımız, o kadim tuz hakkını ise sanırım bütün bütüne hafızalarımızdan sildiğimiz koca bir vefasızlık devrini yaşıyoruz. Eskiden aynı sofraya büyük bir hürmetle oturmak, aynı lokmayı paylaşmak ve o mübarek tuza birlikte banmak, ömür boyu sürecek sarsılmaz bir dostluğun ve asla ihanet edilemez bir kardeşliğin en güçlü teminatı sayılırdı. Birlikte yenen bir dirhem tuzun, tam kırk yıllık sarsılmaz hatırı ve ödenemez bir hakkı olduğuna bütün yürekle inanılırdı. Bugün ise o mukaddes tuz ekmek hakkı modern sofraların o ruhsuz kalabalığında tamamen unutulmuş, insanların birbirlerine duydukları o derin hürmet ve manevi sadakat ne yazık ki bütünüyle kaybolmuş durumdadır.

Oysaki kıymeti bütünüyle unutulan o mütevazı tuz, o küçücük ve gösterişsiz zerresinde aslında bütün bir insanlığın o kadim ağız tadını ve ortak hafızasını asırlardır gizlice taşımaktadır. O ufak billur tanesi, sadece yediğimiz aşın lezzetini değil, aynı zamanda insanın insana olan o fıtri ihtiyacını, medeniyetlerin o muazzam inşasını ve ortak yaşama kültürünün o sarsılmaz temelini temsil etmektedir. Tarihin o uzun yürüyüşünde birleştirici bir cevher olan bu kutsal madde, bugün kaybettiğimiz o insani bağları yeniden kurmamız için bize sessizce seslenmektedir. İşte bu yazımızı o unutulan zerrenin büyük insanlık serüvenindeki o muazzam yolculuğunu ve toplumsal ahdimizi bizlere yeniden hatırlatmak maksadıyla kaleme alınmıştır ki buyurunuz beraberce kayıp zerrelerin peşine düşelim.

Kaynağa Git

İlgili Haberler