Ana içeriğe geç

Fatih'in emanetinde başınıza taş düşebilir! 8 asırlık Kalenderhane Camii'nde restorasyon bilmecesi

Bizans’tan günümüze uzanan Kalenderhane Camii’ndeki restorasyon, onaylanan projeye rağmen yıllardır yapılamadı. Kubbesinde ve çeşitli kısımlarda dökülmeler olan mabette, “Dikkat taş düşebilir” ikazı yer alıyor.

Fatih'in emanetinde başınıza taş düşebilir! 8 asırlık Kalenderhane Camii'nde restorasyon bilmecesi
Türkiye Gazetesi
16

Bizans’tan günümüze uzanan Kalenderhane Camii’ndeki restorasyon, onaylanan projeye rağmen yıllardır yapılamadı. Kubbesinde ve çeşitli kısımlarda dökülmeler olan mabette, “Dikkat taş düşebilir” ikazı yer alıyor.

Fatih Sultan Mehmed’in vakıfları arasında yer alan ve tarihi 12. asra uzanan Kalenderhane Camii, yıllardır restorasyon bekliyor. Bizans devrinde Theotokos Kyriotissa Kilisesi olarak inşa edildiği düşünülen ve İstanbul’un fethinden sonra önce zaviyeye ardından camiye dönüştürülen mabedin taşıyıcı kemerleri dâhil birçok bölümünde çatlaklar olduğu, duvarlarında deformasyonlar bulunduğu ve kubbe kenarlarından taşlar döküldüğü görülüyor.

SINIRLI İBADET VE ZİYARET

Öyle ki düşen taş parçaları sebebiyle birkaç senedir tarihî caminin mihrap bölümüne ve ortasına girilemiyor. Bir kısmı İstanbul Valiliği kararıyla tedbiren girişe kapatılan camide “Dikkat taş düşebilir!” ikazı yer alıyor. Böylece İstanbul’un kalbi sayılan turistik bölgede yer alan tarihî bir mabette, sınırlı bir şekilde ziyaret ve ibadet yapılabiliyor.
İstanbul’un kültürel değerlerinden biri olan cami için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restorasyon projesi hazırlandığı ve İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2023 senesinde projenin onaylandığı biliniyor. Buna rağmen tadilatın başlamadığı iddia ediliyor.

Kalenderhane Camii’nin durumunu Türkiye gazetesine değerlendiren sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz “Böyle bir yapıda taş düşüyor olması üzücü. Ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü ciddi bir proje hazırladı. Sanırım deprem bölgesindeki daha acil yapılar sebebiyle restorasyon gerçekleşmedi. İnşallah en kısa zamanda restore edeceklerdir. Caminin etrafındaki kalıntılar da belki küçük bir arkeopark gibi ziyarete açılabilir” ifadelerini kullanıyor.
Dr. Sinan Genim de yapının acil olarak restore edilmesi gerektiğini, kubbeden taş düşmesinin riskli bir durum olduğunu kaydediyor.

BİRÇOK ÖZEL DETAY BARINDIRIYOR

Tarihî caminin mazisini anlatan sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, Kalenderhane Camii’nin eski bir Bizans yapısı olduğunu, Osmanlı devrinde ise fetihten hemen sonra yeni fonksiyon kazandığını kaydediyor. Yılmaz “Bütün evreleriyle İstanbul tarihine büyük bir katkı sunan bir Kalenderhane, şehrin çok kültürlü dünyasının bir örneği. Pek çok özel detayı barındırıyor. Bugün görünen bina 12. yüzyıla aittir. Ancak Bozdoğan Kemeri’yle bitişik olan yapının yerinde 2.-3. yüzyıla tarihlenen bir hamam olduğunu biliyoruz. İstanbul’un en eski hamamı olan bu yapının kalıntıları cami bahçesinde yer almaktadır” diyor.

Kalenderhane Camii’nden İstanbul’un en eski dinî tasvirlerinin de çıktığını anlatan Yılmaz şöyle konuşuyor:

“Biliyorsunuz Bizans’ta 726-843 yılları arasında ‘ikonoklazm’ denilen dinî konulu tasvirlerin tahrip edildiği dönem yaşandı. Bugün İstanbul’da görülen Bizans dinî resimlerinin tamamı bu dönemden sonra üretilmiştir. Ancak Kalenderhane’deki eski binanın duvarında ikonoklazm öncesi tek dinî mozaik, bu dönem öncesinde kısmen harap olmuş ve önüne bir duvar örülerek gözlerden uzak kalmış. O mozaik pano restorasyonda sökülerek İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne taşındı. Öte yandan malumunuz 1200’lü yıllarda Haçlılar, İstanbul’u feci şekilde yağmaladılar. Anladığımız kadarıyla bu esnada bazı yapıları kullandılar. Bu dönemde Haçlılar, yapıyı bir manastır olarak kullanıp sağ tarafında şapel inşa etmişler ve yapının duvarına bazı freskolar yapmışlar. 4. Haçlı Seferinin nadir izlerinden olan bu freskolar da günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzelerinde korunuyor.”

Yapının İstanbul’un fethinden sonra zaviye yapıldığını kaydeden Yılmaz “Fatih Sultan Mehmed burayı Kalenderi dervişlerine tahsis ediyor. Ancak dünya malına meyletmeyen bu tarikat mensupları, binayı kullanmıyorlar. Bu yüzden Mevlevilere veriliyor ve İstanbul’da fetihten sonra açılan ilk mevlevîhâne oluyor. Yapı, 18. asırda camiye dönüştürülüyor” diyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler