Ana içeriğe geç

“NATO, doğru gündemle Ankara’dan daha güçlü çıkar”

7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Ankara Zirvesi öncesinde, İttifak’ın üst düzey karar alma ve planlama...

“NATO, doğru gündemle Ankara’dan daha güçlü çıkar”
Gazete Oksijen
16

7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Ankara Zirvesi öncesinde, İttifak’ın üst düzey karar alma ve planlama mekanizmalarında uzun yıllar danışmanlık yapmış Hasan Aygün’le; Trump’ın Ankara’ya gelme ihtimalini, zirvenin siyasi önemini, tarafların beklentilerini ve NATO’daki yeni yapılandırmada ABDYunanistan-Kıbrıs hattının rolünü konuştuk

Ankara’daki NATO zirvesinde atılabilecek somut adımlar neler olabilir?

Geçen yılki Lahey zirvesinde Trump, müttefikleri 2030 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ini savunma ve yüzde 1.5’ini savunmayla ilgili harcamalara ayırmaya çağırmıştı. NATO, Ankara’da doğru bir gündemle ittifakı daha güçlü kılabilir. Doğru gündemden kastım, ittifakla ilgili ABD endişelerinden en acil olanlardan birkaçını ele alan bir gündem oluşturabilmesi. Tabii en önemli gündem maddesi, yüzde 5 harcama kararıdır. Sadece bu taahhütle bile zirve başarılı sayılır. Geçen yaz müttefikler arasında GSYİH’nin yüzde 5’ine denk gelen bir miktarı savunmaya harcama konusunda varılan anlaşma emsal teşkil ediyordu. Bu yıl Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, bu taahhüdün uygulanmasına odaklanmalıdır.

Yeni bir NATO savunma planından söz ediliyor..

Evet, müttefiklerin savaş zamanı üstlenecekleri yeni rol ve sorumlulukları belirleyecek yeni Savunma Planı, ittifakın “sağlıksız bir karşılıklı bağımlılıktan sağlıklı bir ortaklığa” doğru değişmesini hedefliyor. ABD ve Avrupa arasında dengeli bir sorumluluk paylaşımını tesis etmek ve Avrupa’da ihtiyaç duyulan ABD kapasitesi için “NATO Değişim Planlama Grubu” oluşturmak gerekiyor. Bu süreç başlatıldı.

Bu yeni rol dağılımında kimler öne çıkıyor? Türkiye’nin konumunda değişiklik var mı?

NATO’nun yeni savunma pozisyonu ittifakı, geçici takviyelerden vazgeçip, önceden tanımlanmış, çok kolordulu savaşa doğru kaydırıyor. Rusya’dan kaynaklanan tehditlerin etkisiyle NATO, kuzeydoğu kanadını ayrı kolordu sektörlerine bölüyor, Entegre Hava ve Füze Savunmasını (IAMD) güçlendiriyor ve transatlantik yük paylaşımını yeniden düzenleyerek Avrupalı müttefikleri konvansiyonel savunmada birincil sorumluluğu üstlenmeye yönlendiriyor. Güneydoğu cephesinde ise ABD’nin Yunanistan’da yeni konuşlandırmaları, Kıbrıs’taki İngiliz üslerine yaptığı kaydırmalar mevcut. Türkiye için yeni herhangi bir rol henüz konuşulmuyor.

Trump sürpriz yapar mı?

Zirve Beyaz Saray ile ittifak arasında yüksek gerilim yaşanan bir döneme denk geliyor. Trump görüşmeyi iptal eder mi?

Dışişleri Bakanı Marco Rubio katılımı teyit etti. Ancak Trump’ın her zaman bir sürpriz yapması beklenebilir. İran’la çatışmaların büyümesi, ufak bir ihtimal de olsa İran’ın füze saldırısı tehdidi, güvenlik bakımından soru işaretleri yaratabilir. Öte yandan süregelen gerilimler çerçevesinde, Trump, ABD çabalarını desteklemekteki “isteksizlikleri” nedeniyle ittifakı “kağıttan kaplan” olarak nitelendirmiş, hatta ABD’yi ittifaktan çekmeyi düşünebileceğini ima etmişti, Ankara zirvesi vasıtasıyla Trump’ın mesajlarını kuvvetle ve bizzat vermesi önemli bir fırsat olacak.

İlişkilerin genel durumu

Nisan 2026’dan bu yana ABD, Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımını değerlendiriyor. Sizce gelinen noktada böyle bir ihtimal hâlâ var mı?

Aldığımız haberlere göre Türkiye, F-35 programına yeniden katılmak için, ABD’nin istediği gibi Rus yapımı S-400 sistemlerini kaldırmayı veya işlevsiz hale getirmeyi düşünüyor. Bu ilişkileri düzeltmek için önemli bir adım.

Nitekim, Büyükelçi Tom Barrack, Türkiye’nin Rus S-400 hava savunma sistemiyle ilgili sorunları çözmesi halinde (muhtemelen altı ay içinde) bu konuyu yeniden değerlendireceğine işaret etmişti. Ancak Amerikan Kongresi’nde önde gelen Senatörler, Kasım 2026 seçimlerine aylar kala Yahudi ve Yunan lobilerini karşılarına almaya yanaşmayacak ve büyük ihtimalle yürütmenin bu yönde alacağı bir kararı veto edebilecektir.

İkinci boyut “bölgesel engeller”: İsrail, gergin ilişkiler nedeniyle Türkiye’nin F-35’i edinmesi konusundaki ciddi endişelerini dile getirdi. Türkiye için de alternatif, F-16lar, Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının tedariki ve kendi KAAN 5. nesil savaş uçağını geliştirmeye odaklanmak ki öyle de yapıyor. 2022’den bu yana Ukrayna’yı güçlendirme çabalarının artmasıyla birlikte, Kongre, lobilere ragmen, Türkiye’ye yükseltilmiş F-16 savaş uçakları veya gelişmiş mühimmat satışlarının ilerlemesini engellemedi.

“F-35’in anahtarı güvendir”

“Sorunlu Ortak” ile hem yakın işbirliği hem belirgin ayrılıklar söz konusu. En ivedi sorunlar hangileri?

İyimserlik ifade edenler olsa da Türkiye’nin F-35’e yeniden katılması, lobileri yenme, Kongre yaptırımlarını aşma ve güvensizliği ortadan kaldırmayı gerektiriyor. F35 anlaşmalarının anahtarı güvendir. Uçağın özel teknolojilerinin sadece müttefikler arasında gizli kalacağına dair güven. Pentagon Türkiye’ye belli bir noktaya kadar güveniyor. Türkiye bugün Suriye’deki en etkili yabancı güç olabilir; hem Türkiye, hem Suriye’nin geçici hükümeti Kürt özerkliğine karşı çıkıyor.

Türkiye’yi kısa dönemde sıkıştıracak konular arasında ABD’nin Suriye’deki Kürtlere özerklik benzeri bir statü kazandırılmasının önünü açması beklentisi var. Diğer sorunlu başlık, Türkiye-İsrail arasında mevcut retorik ve gerginliğin ortadan kaldırılması. Yahudi lobisi Kongre’de Türkiye’yi açıkça hedef alıyor.

Ankara’da ikili görüşmelerde masaya bir belge imzalanması talebi konulabilir ki bu ihtimali Ankara nasıl yönetir bu henüz bilinmeyen ağır bir sorun. Ayrıca, Türkiye’deki iç meseleler ABD-Türkiye ilişkilerinin seyrini doğal olarak etkiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin 2025 yılından bu yana CHP’ye karşı uyguladığı politika, İmamoğlu’nun hapsedilmesi, yıllık yüzde 30’un üzerinde seyreden resmi enflasyon da dahil olmak üzere ekonomik zorluklar Türkiye’ye güveni azaltıyor.

İkili görüşmelerde söz konusu belge İbrahim Anlaşmaları mı?

Evet, imzala sonra görüşelim diye ön koşul olarak bile gelebilir.

Hasan Aygün kimdir?

Dışişleri Bakanlığı’nda 22 yıl görev yaptıktan sonra NATO’nun Lizbon ve Napoli’deki müttefik müşterek kuvvet komutanlıklarında komutan siyasi başdanışmanı ve uluslararası siyasi ilişkiler direktörü olarak görev aldı. NATO’nun Kosova, Bosna-Hersek ve Akdeniz’deki operasyonlarının siyasi planlamasında rol oynadı. Bosna ve Dağlık Karabağ barış süreçlerinde Türkiye’yi temsil etti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler