Ana içeriğe geç

Macron'un Ankara yolunda Şam ziyareti

6 Temmuz Pazartesi günü Şam'a giden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye başkentini ziyaret eden ilk Batılı...

Macron'un Ankara yolunda Şam ziyareti
Gazete Oksijen
16

6 Temmuz Pazartesi günü Şam'a giden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Beşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye başkentini ziyaret eden ilk Batılı devlet başkanı oldu. Ziyaretin Elysee Sarayı ve Fransız dışişleri tarafından son dakikaya kadar gizli tutulması, “güvenlik” gerekçeleriyle açıklansa da Fransız basını gizliliğe gerekçe olarak "ekonomik ve diplomatik kaygıları" gerekçe gösterdi

NATO zirvesi için Türkiye’ye gideceği bilinen Emmanuel Macron'un Şam'a da uğrayacağı ülkesinde ziyaret günü duyuruldu. Diplomatlar gayri resmi olarak “güvenlik sorunlarını" işaret etseler de kamuoyunun genel fikri kritik ziyarete ilişkin sorulardan kaçınmak için bu gerekçelerin öne sürüldüğü.

Beşar Esad rejiminin Aralık 2024'te cihatçı geçmişe sahip bir grup tarafından devrilmesinden bu yana Suriye'yi ziyaret eden ilk Batılı devlet başkanı olan Macron, geçici cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından ağırlandı. Şara da, Mayıs 2025'te, Avrupa ülkesine yaptığı ilk ziyareti Elysee Sarayı'na gerçekleştirmişti.

Fransa, İslamcı olarak nitelediği Suriyeli yetkililere karşı, özellikle de Hristiyan azınlıklara karşı girişilen kıyımlar nedeniyle tutarsız tutum sergilese de, genelde bir değişim göstereceklerine inanmayı tercih etti.

Suriye’ye önem vermek bir devlet politikası

Macron’un ilk Batılı lider olarak Suriye’yi ziyareti, tıpkı 2008’de Beşar Esad'ın izolasyonunu kırmak için Nicolas Sarkozy'nin yaptığı ilk ziyaret gibi, Fransız devlet politikasında Suriye’ye verilen önemi gösteriyor.
Suriye’nin yıkıcı ve çok yönlü bir iç savaşa sürüklendiği 2011'den sonra Fransa da, diğer Batı ülkeleri gibi, Suriye rejimiyle tüm bağlarını kesmişti.

Fransa bugün Suriye’yi yüz milyarlarca euroluk devasa bir şantiye ve dolayısıyla işletmeleri için çok cazip potansiyel bir pazar olarak görüyor. Suriye yıllardır “istikrarsız ülke” olarak anılsa da, ABD-İsrail'in İran'a karşı açtığı savaştan bu yana Orta Doğu'da istikrarlı olarak görülmeye başlandı.

Yeniden yapılanma fırsatları

Elysee Sarayı, Macron’un Şam ziyaretine ilişkin herhangi bir bilgi yayınlamadı fakat "Ankara’ya giderken uğranan bir durak olmadığı" açık. Fransa cumhurbaşkanına enerji, savunma ve turizm sektörleri başta olmak üzere, iş dünyasından çok sayıda kritik ismin de dahil olduğu kalabalık bir heyet eşlik ediyor.

Pazartesi akşamı medya, sürpriz Suriye ziyaretinden memnun olduklarına ilişkin yayınlar yaptı. “Suriye’nin yüz milyarlarca euroluk devasa yeniden yapılandırılmasında, Fransa'nın kendisini konumlandırmasını gerçek bir fırsat” olarak tanımladılar. "Fransa’nın, Suriye pazarına girmek için Avrupa ülkeleri arasında iyi bir konumda olduğu” belirtilirken, “2011'den önce Fransız şirketlerinin çeşitli sektörlerde Suriye'de bulunduğu” hatırlatıldı.

İnşaat malzemeleri sektörünün hayati önem taşıdığı, büyük altyapı projeleri için fon beklendiği, ancak şirketler veya özel kişiler tarafından binaların, konutların ve işletmelerin yeniden yapılması ya da yenilenmesinin hızla arttığına değiniliyor. Hızla gelişen turizm sektöründe, "Fransız şirketi Accor’un bir girişimde bulunduğu” ve “özellikle Körfez ülkelerinin büyük otel projelerini yönetebileceği” umuluyor.

Suriye’de görüşülen uzmanlarla yapılan röportajlarda, enerji sektöründe Fransızlar için önemli fırsatlar olduğu anlatılıyor. Total’in, Mayıs ayında Suriye kıyılarındaki açık deniz bloğunun keşfi için Suriye Petrol Şirketi ile bir iş birliği anlaşması imzaladığını öğreniyoruz: "Suriye, Arap Doğalgaz Boru Hattı'nın üzerinden geçmesi ve Irak-Akdeniz petrol boru hattının yeniden inşası projesiyle birlikte hidrokarbonlar için bir transit bölgesi haline geliyor" diye açıklanıyor. Bölgedeki petrol ihraç eden ülkelerin, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından hidrokarbon taşıma yollarını çeşitlendirmek için aktif olarak çalıştıkları anlatılıyor.
Suriye pazarına çoktan girmiş olan Suudi Arabistan, Katar ve Türkiyeli yatırımcıların, Fransız şirketlerini teşvik edebileceği öne sürülüyor.

Emmanuel Macron’un Şam’a odaklığı ekonomik çabaları, “eski cihatçı” diye tanımlanmaya devam edilen ve de küresel anlamda hala pek makbul bulunmayan geçiş hükümetinin, otoritesini güçlendirdiği bir gerçek. Ama sonuçta kim Fransa’ya bunun için kızabilir ki, herkesin aynı şekilde davranmaya çalıştığı yeni düzende?!

“Suriye'deki yeni iktidara çok büyük bir ilgi var”

Macron’un Şam'a vardığı ve Suriye dışişleri bakanı tarafından karşılandığı saatlerde, yeni Suriye parlamentosu ilk toplantısını yapıyordu. 2025’in Ekim ayındaki dolaylı seçimlerin ardından aylardır bekleyen atamalar, muhtemelen Macron ziyareti sayesinde geçen hafta tamamlandı: Suriye Cumhurbaşkanı 210 üyeli Yasama Konseyi'nin son 70’inin atamasını geçen hafta yaptı.
Atanan milletvekilleri arasında üçü Hristiyan on beş kadın ve de üç de erkek Hristiyan bulunuyor. Azınlıkların temsiliyeti söylemleriyle bilinen Fransız diplamasisi, bu “çeşitliliği sevinçle” karşıladı.

Paris Siyasal Bilimler Enstitüsünde uluslararası ilişkiler profesörü Aghiad Ghanem, "Fransa, en başından itibaren yeni Suriye hükümetine çok büyük ilgi gösterdi” diye hatırlatıyor. Nitekim bu ilgi, Macron’un yeni cumhurbaşkanını Avrupa'ya yaptığı ilk ziyaret için Elysee Sarayı’na davetiyle sonuçlanmıştı.
Foto: Suriye geçici cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa, 7 Mayıs 2025'te Elysee Sarayı'nda Emmanuel Macron ile.

Ardından, Arapça bilen ve Suriye uzmanı Jean-Baptiste Faivre'nin Şam'a maslahatgüzar olarak atanması, iki ülke arasındaki diplomatik yakınlaşmayı pekiştirdi. Şam'daki Fransız büyükelçiliği on yıldan fazla bir süredir kapalı olsa da, Beyrut’ta bulunan büyükelçi ve personeli, Şam ziyaretleri sırasında otelde kalıyordu. Bu sayede iki ülke arasındaki temaslar her düzeylerde sıklıkla tekrarlandı. Emmanuel Macron ziyareti ile büyükelçiliğin ve Fransız Yakın Doğu Enstitüsü'nün yeniden açılmasının resmileştirmesi bekleniyor.

Fransa-Suriye ilişkileri, Mart 2025'te Suriye kıyısında Alevilere karşı yapılan kıyımlar; Temmuz 2025’te Suveyda vilayetinde Dürzilerle ve 2026 başında Kürtlerle yaşanan çatışmalarla dalgalandı ve Fransa bir süre “bekle gör” stratejisi uyguladı. Fransız diplomasisinde huzursuzluk yaratan bu krizlere rağmen gerçek bir kopuş yaşanmadı. Hükümet güçleri içindeki yabancı cihatçıların varlığı gibi önemli konulardaki Fransız talepleri bile terk edildi.

Emmanuel Macron'un Şam ziyareti, çeşitli alanlarda işbirliğinin yeniden canlanmasına olanak sağlayabilir. Bunun da ötesinde, İran Savaşı öncesi ve sırasında, bölgeye büyük bir askeri güç göndererek varlık göstermekten kaçınmayan ancak savaşın gidişatında marjinalize olan, tarihi hamisi Lübnan konusunda dahi dışlanan Fransa için, bölgede stratejik önemi artan Suriye, bir kaldıraç görevi görebilir.

Kürtlerin etki ve güç kaybı

Suriyeli Kürtlerin savunucusu yazar Patrice Franceschi’ye göre Macron'un Şam ziyareti “bir ihanet”. “On yıl önce Kürtlerle ittifak kurduk, IŞİD'le savaşmalarına karşılık onlara özerklik sözü verdik. Bugün, ABD yüzünden onlara ihanet ediyoruz”. “Diğer Batı ülkeleri gibi Fransa da artık PKK'nın yerel kolu olan PYD'nin temsil ettiği Suriyeli Kürtlerinin müttefiki değil. Ahmed el-Şara'nın iktidarı ele geçirmesinden bu yana Kürtlerin kuzeydoğu Suriye'deki etki ve güç kayıplarını müdahale etmeden izliyor.”

Kürtlerin ve Suriye Demokratik Güçlerinin (SDF) kaderi, Ocak ayında Şam ile her türlü federalizmi reddeden anlaşmayı imzaladıklarında mühürlendi. Ardı ardına yenilgiler aldıklarından başka seçenekleri yoktu. Kültürel haklarının tanınmasını ve Afrin'e geri dönüşlerini resmileştiren anlaşma, dört SDF tugayının Suriye ordusuna entegrasyonunu da öngörüyordu.

Paris Sorbonne Üniversitesi'nden araştırmacı Arthur Quesnay, “Altı ay sonra, anlaşma tam olarak uygulanmaktan çok uzak. Şam, bu tugayların gerçekte hâlâ Kürtlerin kontrolünde olduğunu, sanki bir gölge komutası varmış gibi olduğunu fark etti. Bir diğer engel: Suriye Petrol Şirketi'nin Amerikan ConocoPhillips ve Novaterra Energy ile işletme anlaşması imzalamasına rağmen, hâlâ Kürtlerin elinde bulunan petrol sahaları” diyor.

Arthur Quesnay, "Şam ve Kürtler her şeyin yolunda olduğunu söylüyor, ancak çatışmaların yeniden başlama ihtimali göz ardı edilemez" diye uyarıyor. “Erbil'de, SDF lideri Mazlum Abdi ile ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack'ın da bulunduğu yetkililer arasında yakın zamanda görüşmeler yapıldı. Temel prensip, Kürtlerin Kuzeydoğu'daki petrol pazarının %10'unu ellerinde tutabilmesiydi, ancak görüşmeler uzuyor. Son olarak, Şam yönetiminin tutunmakta zorlandığı birçok şehirde yönetim sorunları yaşanıyor “.

Kaynağa Git

İlgili Haberler