Ana içeriğe geç

Fransa siyaseti Le Pen kararını bekliyor: Aşırı sağ için kritik gün

Fransa’nın aşırı sağcı lideri Marine Le Pen, bugün siyasi geleceğini belirleyebilecek kritik temyiz kararını bekliyor. The New York Times, Le Pen’in cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü kapatabilecek davanın Fransa siyaseti için ne anlama geldiğini anlattı

Fransa siyaseti Le Pen kararını bekliyor: Aşırı sağ için kritik gün
Gazete Oksijen
16

Fransa’nın aşırı sağcı lideri Marine Le Pen, bugün, gelecek yıl Fransa cumhurbaşkanlığına aday olmasını engelleyebilecek ve ülkede yarım yüzyıldır aşırı sağ siyasete yön veren bir aile hanedanının sonunu getirebilecek hukuki bir hesaplaşmayla karşı karşıya.

Fransa’da bir mahkeme, Le Pen’in, partisinin Avrupa Parlamentosu fonlarını kendi çalışanlarının maaşlarını ödemek için kullanmasından kaynaklanan zimmete para geçirme suçlamalarıyla aldığı mahkumiyete yaptığı itiraz hakkında karar verecek. Mart 2025’te verilen mahkumiyet kararının bir parçası olarak Le Pen’in beş yıl boyunca kamu görevine aday olması yasaklanmıştı.

Karar birçok açıdan dönüm noktası niteliği taşıyacak

Karar, Fransa’da yalnızca Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yerini alacak ismin belirleneceği yarış açısından değil, aynı zamanda aşırı sağ hareketin geleceği ve hatta Fransa’nın demokratik istikrarı açısından da kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Mahkumiyet kararının bozulması halinde, bu durum 57 yaşındaki Le Pen’in cumhurbaşkanlığı için dördüncü kez aday olmasının önünü neredeyse kesin olarak açacak ve bu yarış onun şimdiye kadarki en güçlü şansı olabilir. Mahkumiyet kararının onanması halinde ise Le Pen’in yerini büyük olasılıkla partinin başkanı ve uzun süredir himayesinde olan 30 yaşındaki Jordan Bardella’ya bırakması bekleniyor. Ulusal Birlik adlı parti, Le Pen’in babası Jean-Marie Le Pen tarafından 1972’de Ulusal Cephe adıyla kurulmuştu.

Le Pen ve Bardella seçim yarışında önde

Son kamuoyu yoklamalarının çoğunda Le Pen ve Bardella, görev süresi sınırlaması nedeniyle gelecek mayısta görevden ayrılacak Macron’un halefi olmak için yarışan tüm rakiplerinin önünde görünüyor. Bazı analistler, onlarca yıllık deneyimiyle Le Pen’in Bardella’dan daha güçlü bir aday olacağını savunuyor.

Le Pen, olumsuz bir karara kendisini hazırlıyor gibi görünüyordu. Geçen hafta Fransız televizyonuna verdiği bir röportajda, “Ne olursa olsun ölmüş olmayacağım. Ne olursa olsun fikirlerim için mücadeleyi sürdüreceğim” dedi.

Mahkeme kararı onaylayabilir ancak cezasını azaltabilir. Le Pen, daha hafif bir ceza alması ve hareketlerinin izlenmesi için elektronik kelepçe takmasının gerekmesi halinde aday olmayacağını söyledi.

Mahkumiyet kararını 'cadı avı' diye adlandırıyor

2011’de partinin başına geçen Le Pen, partiyi ırkçı ve antisemitik köklerinden uzaklaştırmak için çalıştı; ancak parti göçmen karşıtı ve milliyetçi çizgisini koruyor. Le Pen, art arda üç cumhurbaşkanlığı kampanyasında zafere giderek yaklaştı; 2022 seçimlerinde ikinci turda oyların yüzde 41’inden fazlasını aldı, ancak yine de Macron’a kaybetti.

Buna karşın Le Pen, Fransa’daki siyasi müesses nizamın büyük bölümü tarafından hâlâ dışlanıyor ve mahkumiyet kararına, bunun siyasi bir cadı avı olduğunu söyleyerek sert tepki gösterdi. Le Pen’in şikayetleri, Başkan Donald Trump’ın ABD’de hukuk ve ceza davalarında aldığı mahkumiyetlerin ardından hukuk sistemine yönelik eleştirileriyle belirgin bir benzerlik taşıyordu.

Neler olmuştu?

O dönem, “Açık konuşalım. Ben saf dışı bırakıldım ama gerçekte sesleri saf dışı bırakılan milyonlarca Fransız” ifadelerini kullanmıştı. Le Pen’e göre yargıçlar, “otoriter rejimlere özgü olduğu düşünülen uygulamaları hayata geçirmişti.”

Le Pen, suçlamaların siyasi saiklerle yöneltildiği iddiasından hiç vazgeçmedi; ancak temyiz duruşması sırasında, Avrupa Parlamentosu için çalışmak üzere işe alınan bazı yardımcıların farkında olmadan parti için çalışmış olabileceğini kabul etti.

Hakime, “Suç işlediklerinin farkındalar mıydı? Ben olmadıklarına inanıyorum” dedi. “Peki parti herhangi bir şeyi organize ederek kasıtlı bir suç işledi mi? Sanmıyorum.”

Savcılar ise Le Pen’in, partisinin Avrupa Parlamentosu üyelerinin yardımcıları için ayrılmış parayla parti çalışanlarına ödeme yaptığı karmaşık bir düzeni yönettiğini savundu. Le Pen, kişisel olarak zenginleşmekle değil, 2004 ile 2016 yılları arasında birkaç milyon euroluk kamu kaynağını kötüye kullanmakla suçlandı.

Paris Ceza Mahkemesi, Le Pen’i dört yıl hapis cezasına çarptırdı ve bu cezanın iki yılını erteledi. Mahkeme, kalan iki yılın bir tür ev hapsi kapsamında çekilebileceğini belirtti. Le Pen’e ayrıca 100 bin euro, yani yaklaşık 114 bin dolar para cezası verildi.

Le Pen’in kamu görevine aday olmasını engelleyen beş yıllık yasak, kararın hemen ardından yürürlüğe girdi. Dolayısıyla mahkeme mahkumiyet kararını bozmaz ya da daha hafif bir ceza vermeye karar vermezse, Le Pen gelecek yıl cumhurbaşkanlığına aday olma hakkını kaybetmiş olacak. Bazı hukuk analistleri, mahkemenin yasağı iki yıla indirebileceğini; bunun da yasağın gelecek mart ayında sona ermesi ve Le Pen’in bir ay sonra cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi anlamına geleceğini öne sürdü.

Le Pen ve Bardella uzun süredir kendilerini aralarında politika açısından kayda değer bir fark olmayan bir siyasi ikili olarak sundu. Ancak özellikle ekonomi politikası konusunda farklılıklar ortaya çıkmaya başladı. Örneğin Le Pen, Fransa’da emeklilik yaşını 62’de tutma sözü verirken, Bardella yaşın yükseltilmesine açık olduğunu gösterdi.

University College London’da Fransız ve Avrupa siyaseti profesörü olan Philippe Marlière, “Le Pen babasının gündemini tamamlamak istiyor; bu da iktidarı ele geçirmek ve kendi şartlarıyla yönetmek” dedi. “Bardella ise sağla daha geniş bir ittifak kurmaya ve inşa etmeye daha hazır olurdu.”

© 2026 The New York Times Company

Kaynağa Git

İlgili Haberler