Yaz mevsiminin en tanıdık seslerinden biri dalgaların kıyıya vurmasıysa, bir diğeri de kumsalda dolaşan seyyar satıcıların uzaktan gelen çağrılarıdır. Bir plajı unutulmaz yapan yalnızca denizin rengi ya da kumun sıcaklığı değildir aslında; o kıyıya özgü kokular, sokak lezzetleri ve çocukluk anıları da hafızaya kazınır. Dünyanın farklı köşelerinde insanlar deniz kenarında benzer şeyler arıyor gibi görünse de sofraya gelen yiyecekler birbirinden oldukça farklıdır. Kimi yerde közlenmiş mısır, kimi yerde Hindistan cevizi, kimi yerde ise kremalı çörek ya da kızarmış balık...
Farklı ülkelerden beş şef, hayatları boyunca unutamadıkları plaj lezzetlerini ve bu yemeklerin taşıdığı kültürel anlamları anlattı. Ortaya ise deniz kıyısında yenen yemeklerin aslında birer gastronomik anı olduğunu gösteren renkli bir dünya haritası çıktı.
Londra'daki Hoppers restoranının kurucusu ve yemek yazarı Karan Gokani için deniz kenarı denildiğinde aklına ilk gelen yiyecek tatlı mısır oluyor.
Mumbai bugün devasa bir metropol olsa da geçmişte birleşmiş yedi adadan oluşan bir kıyı şehriydi. Bu nedenle deniz, kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor. Gokani de ister Sri Lanka'da, ister Tayland'da ya da Maldivler'de olsun, her yıl mutlaka birkaç kez denizle buluştuğunu ve bunun kendisini zihinsel olarak yenilediğini söyledi.
Ancak çocukluk hafızasının en güçlü görüntüsü Marine Drive yakınlarındaki küçük sahilde muson yağmurları altında çalışan kadın satıcılar. Küçük mangalların başında, şemsiyelerinin altına sığınarak sipariş üzerine mısır közleyen bu kadınlar, pişen koçanların üzerine tuz ve acı bibere batırılmış lime dilimlerini sürerek servis yapıyorlardı.
Eskiden tamamen mevsimlik ve yerel mısırlar kullanılırken bugün ithal ürünlere de rastlanıyor. Ayrıca tereyağı ve peynir eklenmiş daha "Batılı" yorumlar da satılıyor. Ancak Gokani için gerçek lezzet hala aynı; közlenmiş mısır, lime ve acı biber. Ona göre bu kadar basit bir yiyecek bile insanı çocukluğuna ışık hızında geri götürebiliyor.