Ana içeriğe geç

Mesele genel başkanlık değil

Cumhuriyet Halk Partisi’nde aylardır devam eden kurultay tartışmaları artık yalnızca bir genel başkanlık yarışı ya da parti içi iktidar mücadelesi olmaktan çıkmış durumda.

Mesele genel başkanlık değil
Aydınlık
16

Gelinen noktada tartışma; siyasi partilerin hukuki statüsünü, kurultayların meşruiyetini, TBMM gruplarının işleyişini, parti içi demokrasiyi ve hatta Türkiye’de siyasi partiler hukukunun geleceğini ilgilendiren bir boyut kazanmıştır. Bu nedenle CHP’de yaşanan gelişmeler yalnızca CHP’lilerin değil, Türk demokrasisinin geleceği açısından da dikkatle izlenmelidir.

Özellikle bugün gerçekleştirilecek CHP TBMM Grup Toplantısı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun burada yapması beklenen konuşma, sürecin en kritik eşiklerinden biri olarak görülmektedir. Ankara kulislerinde toplantıya çok sayıda milletvekili, eski milletvekili, il başkanı, parti yöneticisi ve partilinin katılacağı konuşulmaktadır. Bu nedenle yapılacak toplantı sıradan bir grup toplantısı değil, CHP’nin önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritasının şekilleneceği önemli bir siyasi buluşma niteliği taşımaktadır.

Kurultay sürecine ilişkin dava devam ederken ortaya çıkan temel sorun, yalnızca “Genel başkan kimdir?” sorusu değildir. Asıl mesele, kurultayın hukuki statüsüne ilişkin tartışmaların parti organlarına ve TBMM grubuna nasıl yansıyacağıdır. Çünkü bir siyasi partide kurultay, yalnızca genel başkanı değil, parti meclisini, merkez yönetim organlarını ve parti adına hareket eden bütün yapıları etkileyen temel karar organıdır. Kurultayın hukuki statüsüne ilişkin herhangi bir tartışma doğal olarak bu organların meşruiyetini de gündeme taşımaktadır.

Tartışmanın TBMM boyutuna taşınmasının nedeni de budur. CHP’nin Meclis grubunun hangi siyasi iradeyi temsil ettiği, grup yönetiminin hangi kurumsal zemine dayandığı ve Meclis Başkanlığı’na yapılan bildirimlerin hangi yetkili organ adına gerçekleştirildiği gibi sorular doğrudan parti hukukuyla bağlantılıdır. Nitekim son günlerde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yaptığı açıklamalar da bu nedenle dikkat çekmiştir. Kurtulmuş açık biçimde Meclis Başkanlığı’nın parti içi ihtilafların hakemi olmadığını, TBMM’nin kendisini mahkeme yerine koyamayacağını ve siyasi partilerden gelen resmi bildirimler doğrultusunda işlem yapmak zorunda olduğunu ifade etmiştir. Bu yaklaşım hukuki açıdan doğru olmakla birlikte, CHP’de yaşanan sorunun artık yalnızca siyasi değil, kurumsal bir kriz niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır.

EMSAL KARAR OLUR

Bugün CHP’de yaşanan tartışmanın Türkiye açısından önemini artıran bir diğer unsur ise oluşturacağı emsaldir. Çünkü bugün CHP için yapılan hukuki yorumlar yarın AK Parti, MHP, İYİ Parti, DEM Parti ya da başka bir siyasi parti için de uygulanabilecek içtihatlara dönüşebilir. Eğer bir siyasi partinin kurultayı tartışmalı hale geldiğinde ortaya çıkacak hukuki sonuçlar net biçimde belirlenmezse, gelecekte benzer krizlerin çok daha ağır sonuçlar doğurması kaçınılmaz olacaktır.

Tam da bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü yapacağı konuşma büyük önem taşımaktadır. Kılıçdaroğlu’nun yalnızca kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunması beklenmemektedir. Aynı zamanda CHP’nin tarihsel kimliği, parti içi birlik, kurumsal hafıza ve iktidar hedefi konusunda da kapsamlı mesajlar vermesi beklenmektedir. On üç yıl boyunca genel başkanlık görevini yürütmüş bir siyasetçinin yapacağı açıklamalar doğal olarak parti tabanı üzerinde etkili olacaktır.

Özellikle son yerel seçimlerde elde edilen başarının ardından CHP’nin önünde uzun yıllardan sonra ilk kez güçlü bir iktidar alternatifi olma fırsatı bulunmaktadır. Bu nedenle parti tabanının önemli bir bölümü açısından esas mesele iç tartışmalar değil, CHP’nin Türkiye’nin ekonomik krizine, hukuk sorunlarına, dış politika açmazlarına ve demokratikleşme taleplerine nasıl cevap vereceğidir. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında bu noktaya özel vurgu yapması beklenmektedir.

KURUMSAL BÜTÜNLÜK

Toplantının geniş katılımlı olması da ayrıca önemlidir. Siyasi partilerde yüksek katılımlı toplantılar yalnızca sayısal bir veri değildir. Aynı zamanda örgütün sürece olan ilgisini, tabanın beklentilerini ve parti içindeki siyasal hareketliliği gösterir. Bu nedenle salı günü yapılacak toplantıyı yalnızca bir güç gösterisi olarak okumak eksik olacaktır. Asıl mesele CHP’nin farklı görüşleri aynı çatı altında tutup tutamayacağı ve kurumsal bütünlüğünü koruyup koruyamayacağıdır.

CHP, yalnızca Türkiye’nin en eski siyasi partisi değil; aynı zamanda Cumhuriyet’i kuran ve kritik dönemlerde demokrasiyi, parlamenter sistemi ve hukuk devletini koruma mücadelesinde öncü rol üstlenen bir siyasal gelenektir. Bugün yaşanan tartışmaların ötesinde, parti tabanında ve kamuoyunda güçlü olan beklenti, CHP’nin yeniden kuruluş felsefesine ve toplumsal sorumluluğuna uygun şekilde hareket ederek Türkiye’nin temel sorunlarına çözüm üreten bir siyasal merkez haline gelmesidir. Cumhuriyet’i kuran ve zor dönemlerde demokratik düzenin korunmasına katkı sunan CHP’nin, önümüzdeki süreçte de toplumsal muhalefeti büyüten, iktidar alternatifi olma iddiasını güçlendiren ve Türkiye’nin geleceğine yön veren önemli çalışmalara imza atacağı yönündeki beklenti her geçen gün daha da güçlenmektedir.

KURUMSAL DEVAMLILIK

CHP’nin tarihi incelendiğinde parti birçok kez iç tartışmalar yaşamış, lider değişimleri gerçekleştirmiş ve önemli krizlerden geçmiştir. Ancak partiyi ayakta tutan temel unsur kurumsal devamlılık olmuştur. Bugün de ihtiyaç duyulan şey kişisel hesaplaşmalar değil, Cumhuriyet’in kurucu partisinin geleceğini güvence altına alacak sol duyulu bir yaklaşımın hâkim olmasıdır.

Bugünkü grup toplantısı bu açıdan kritik bir sınav olacaktır. Toplantıdan çıkacak mesajlar yalnızca CHP’nin iç dengelerini değil, Türkiye siyasetinin önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğini de etkileme potansiyeline sahiptir. Çünkü mesele artık yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Mesele, Türkiye’de siyasi partilerin kurumsal işleyişi, demokratik meşruiyetin korunması ve siyasetin hukuk zemininde sürdürülebilmesidir.

Bu nedenle gözler bugün CHP grubunda olacaktır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun vereceği mesajlar, Özgür Özel yönetiminin tutumu ve parti kadrolarının ortaya koyacağı tablo, yalnızca CHP’nin değil Türk siyasetinin de yakın geleceğine ilişkin önemli ipuçları verecektir. Cumhuriyet’i kuran partinin, bugün de Türkiye’nin demokratik geleceğini şekillendirecek çözüm önerileriyle, toplumsal uzlaşmayı büyüten siyasetiyle ve iktidar hedefi doğrultusunda atacağı yeni adımlarla yeniden gündem belirleyen bir aktör olması yönündeki beklenti oldukça yüksektir. Bugün verilecek mesajların da bu beklentilere ışık tutması beklenmektedir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler