Ana içeriğe geç

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında

Köyde bulunduğumuz günlerden birinde Beşiktaş-Rizespor maçı vardı. Maçın hakemi ise köyün genç kadınlarından Asen Albayrak’tı. O akşam köylüyü birleştiren siyaset değil, Asen Albayrak olmuştu. Her iki kahvehane de aynı maça kilitlenmiş, köyün kızının maç yönetimini izliyorlardı…

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında
Aydınlık
16

Dört hafta oldu bu köye geleli, geri döneceğim. Yağmursuz tek bir gün geçmedi. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, köyün ortasındaki ana caddenin sol yanından aşağı doğru akarak bütün tozu toprağı sürükleyip götürüyor. Aşağılardaki ekili tarlaların, dikili bahçelerin vay hâline…

Köyün alt tarafındaki yerleşim yerlerinin bazılarının arazileri hasar gördü. Kelkit Çayı ile Yeşilırmak’ın buluştuğu noktada ekili tarlalar sular altında kaldı. Bu noktada yöre halkının Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi için kullandığı yıkık köprünün ayakları da su altında kalmak üzereydi. Pontus, Roma Krallığından, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan ve restore edilen Boğazkesen Köprüsü suyun içinde hâlâ dimdik durarak, selin getirdiği çalı çırpının kendisine tutunması görevini yürütüyordu.

Bulunduğumuz köyün toprakları pamuk gibi; yılların susuzluğuyla adeta yağmur suyunu içiyor. Köylü, işlerini yağmurun ara verdiği saatlere sığdırmaya çalışıyor. Onun için de özellikle öğleden önce köyde telaş hâkim.

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında - Resim : 1

KÖYDE ANNELER GÜNÜ

Köyde bulunduğumuz ilk günlerde Anneler Günü kutlandı. Köyün kadınları kendi aralarında bir eğlence düzenlemişlerdi. Arkalarına küçük römorklar takılmış motorlar, traktörler ve otomobillerle köy içinde klakson çalarak tur attılar. Ancak eğlendikleri söylenen kadınların yüzlerindeki sert ifade dikkat çekiciydi, gülümseme yoktu. Turdan sonra köyün eğlence merkezi olan gazinoya gidip orada kendi aralarında eğlenmişler.

Bu eğlence merkezi olan gazino, köyün karşısında, köy okulunun ardında küçük bir tepeciğin üzerinde bulunuyor. Büyüklü küçüklü ağaçlarla kaplı yeşil bir alan. Köylünün yürüyüş, kafa dağıtma, eğlence için gittikleri şirin bir yer. Ancak götürdükleri şişeleri orada bırakmasalar gazino park temiz kalacak… Bu tür yerleri gördükten sonra insan, yaşadığı yeri neden kirletir diye sormadan edemiyor.

Sebzeler dikilmiş, çapalar yapılmış. İlk geldiğimiz günlerde kirazlar ilaçlanıyor, bahçelerde ağaç dipleri çapalanıyordu. Tatilimin son günlerinde kirazlar toplanmaya başlandı bile. Ben de bu meşguliyetin içinde oldum. Küçük ama bereketli olacağı belli olan bahçenin otlarını temizledik, fideleri diktik. Fideler aynı köyden, emekli bir subayın serasında yetiştirdiği fideler. Toplanan kirazlara gelince çapalama, ilaçlama, yağmur güneş derken herkes şimdi kiraz fiyatlarının istedikleri düzeyde kalmasını bekliyor. Kirazın kilosu köylüden 80 ila 120 lira arasında alınacak gibi görünüyor.

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında - Resim : 2

KÖYLÜYÜ BİRLEŞTİREN ASEN ALBAYRAK

Köyde bulunduğumuz günlerden birinde Beşiktaş-Rizespor maçı vardı. Maçın hakemi ise köyün genç kadınlarından Asen Albayrak’tı. Maç saatine doğru, normalde kalabalık olan sokaklar boşalmıştı. Kimi evine çekilmişti, kimi kahvehaneye gitmişti. Köyde iki kahvehane var. Köylü kahvehaneleri kendi arasında ayırmış: Birine CHP’liler, diğerine AK Partililer gidiyormuş. İlginç olan ise çay fiyatlarıydı. Bir kahvehanede çay 5 lira, diğerinde 10 lira. Üstelik pahalı olan kahvehanenin çayı daha kötüymüş.

Ama o akşam köylüyü birleştiren siyaset değil, Asen Albayrak olmuştu. Her iki kahvehane de aynı maça kilitlenmiş, köyün kızının maç yönetimini izliyorlardı. Ertesi gün Asen’in annesiyle karşılaştım. Maçı sordum. İptal edilen gol kararını hemen VAR’a bağladı: “Karar VAR’dan çıktı. Hata varsa onların hatasıdır.” diyordu. Bunu söylerken de sosyal medyada kızı ile ilgili yorumları takip ediyor, anlamadıklarını da Türkçeleştirir misin diye soruyordu.

Babası da iptal edilen golle ilgili anneyle aynı cümleleri kurdu; belli ki mesele evde o akşam çok konuşulmuştu.

HAKEM OLMAYA KARAR VERDİĞİ GÜN

Anne, kızının hakemlik hikâyesini anlattı. Beden eğitimi öğretmenliği okurken çok hızlı koşarmış, koşularda sürekli birinci olurmuş. Zamanla futbola da merakı artmış. Çeşitli kentlerin kadın futbol takımlarından sonra Amasyaspor’un kadın futbol takımında da oynamış. Ancak bir maçta hakemin yanlış kararına itiraz edince üç ay sahalardan men cezası almış. Bu maç onun da son maçı olmuş. O gün hakem olmaya karar vermiş.

Köyde profesyonel hakemlik yapan birisi de ona “Sen neden hakem olmuyorsun? İyi hakemlik yaparsın.” demiş.

Sonrası uzun bir emek hikâyesi… Koşular, kondisyon çalışmaları, hakemlik kursları derken hakem olarak kendini kabul ettirmiş. Çeşitli alt liglerde maç yönettikten sonra Süper Lig’de maç yönetecek düzeye gelmiş. Göztepe-Alanya karşılaşmasındaki çok iyi yönetimi ve kararlılığıyla bir anda Türkiye futbol gündeminin merkezine oturmuş. Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Alpaslan köyünden çıkan genç bir kadın hakemin Beşiktaş-Rizespor gibi büyük bir maçı yönetmesi, kariyerinin zirvesi olmuştu.

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında - Resim : 3

BAYRAMDA KÖYÜNE GELDİ

Asen, Kurban Bayramı’nda köyüne gelmişti. Bayramın ikinci günü gelen misafirlerle birlikte onu evinde ziyaret ettik. Amedspor’u, Çorumspor’u, Erzurumspor’u konuştuk. Süper Lig’e çıkışlarının heyecanını paylaştık. Bu takımların Süper Lig’e çıkmasından duyduğumuz mutluluğu anlattık.

Sohbet sırasında sürekli aşağıdan haber geliyordu: “Asen, fotoğraf çektirmek isteyenler var…” Her seferinde aşağı iniyor hem kendi köyünden hem başka köyden gelen çocuk ve gençlerle fotoğraf çektiriyor, sonra tekrar sohbetin arasına dönüyordu. Alpaslan Köyü, yediden yetmişe Asen’le gurur duyuyordu. Bu gurur yalnızca köyle sınırlı da değilmiş. “Amasya Belediye Başkanı her maç öncesi beni arayıp başarı diliyor. Hep gurur duyduğunu söylüyor.” dedi Asen. Henüz otuzunda bile olmayan genç bir kadın için böyle bir desteğin ne kadar önemli olduğunu ayrıca anlatmaya gerek yok.

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında - Resim : 4

KURBANLAR ARTIK BUZLUĞA

Kurban Bayramı boyunca köyde kaldım. 40-45 yıl yurt dışında yaşayıp Türkiye’de uzun süre bayram görmeyince, kurban kesme geleneğindeki değişim beni hayli şaşırttı.

Önce güzel tarafından başlayalım: Artık kurbanlar köy içinde kesilmiyor. Sokaklarda tek damla kan yoktu. Kaçan danalar, ipini koparan koçlar ve kuzularını öksüz bırakan koyunlar da görünmüyordu ortalıkta.

Ama konuştuğum hemen herkes kurban kestiğini söyledi. Maddi durumunun bir kurbana bile yetmeyeceğini düşündüğüm ailelerden bazılarının üç kurban kestiklerini öğrendim. Kurbanlıklar çiftliklerden seçiliyor, kesiliyor ve parçalanmış şekilde sahiplerine teslim ediliyormuş. Bayramın ilk günü kesilen kurbanlar doğrudan eve geliyor; insanlar da onları paketleyip derin dondurucuya kaldırıyormuş. Kurban eti komşuya verilmiyor. Kendi ihtiyaçlarında kullanılıyormuş.

“Neden böyle?” diye sorduğumuzda aldığım cevap ilginçti: “Kimse kurban etine muhtaç değil artık.” İnsan ister istemez düşünüyor: Madem kimse muhtaç değil, o zaman bu kadar kurban neden kesiliyor?

DÖRT GÜNDE BİTEN OTLAR

Kurban faslından sonra birkaç gün kiraz bahçesinde de çalıştık. Yeni dikilmiş ceviz ağaçlarının diplerini açıp küçük göletler yaptık. Ot kestik. Ama dört gün sonra aynı yere yeniden gittiğimizde, her taraf tekrar ota boğulmuştu.

Çocukluğumdan hatırlarım; bu otlar hayvanlara yem olurdu. Biçilir, yer yer sırtımızda evlere taşınırdı. Şimdi köyde hayvan kalmadığı için kesilen otlar ağaç diplerinde bırakılıyor. Dağı taşı saran otlar, hayvanlara yem olmadan bulundukları yerde çürümeye terk ediliyor.

İki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze arasında - Resim : 5

DÜĞÜN CENAZE BİR ARADA

Bir ay boyunca süren yağmurların arasında yine kiraz bahçesine giderken hoparlörden bir anons yükseliyor: “Köyümüzde bugün iki düğün, bir sünnet ve bir de cenaze vardır. Tüm halkımız davetlidir…” Bu çağrı eşliğinde yolumuza devam ediyoruz ve bahçeye ulaşıyoruz. Haydi, kirazlar bereketli ve tatlı olsun diyerek ağaçları tek tek selamlıyoruz.

Not: Bu yazı kaleme alındıktan sonra, köylüden alınan kirazın fiyatı 40 liraya kadar düştü. “Masrafımız bile çıkmayacak.” diyor kiraz üreticisi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler