Dünyanın dört bir yanından gelen yoldaşlarımı selamlıyorum. Emperyalizmi, işgali, sömürüyü ve soykırımı insanlığın doğal düzeni olarak kabul etmeyi reddeden gençlerle birlikte burada, İstanbul’da bulunmak benim için büyük bir onurdur. Pakistan İşçi Köylü Partisi’nden devrimci selamlar getiriyorum.
Bugün buradaki varlığımızı, daha önce mümkün olduğunu düşünmediğimiz bir şekilde ABD emperyalizmine karşı savaşan ve böylece içimizdeki devrimci ateşi, antiemperyalizm davasına olan bağlılığımızı yeniden canlandıran kahraman İran halkına armağan ediyoruz.
Yine bu varlığımızı, yaptırımlara, ablukalara, istikrarsızlaştırma operasyonlarına, suikast girişimlerine ve bitmek bilmeyen emperyalist saldırganlığa rağmen ABD önderliğindeki emperyalist düzene karşı onurlu duruşunu sürdüren Küba’ya ve Venezuela halkına armağan ediyoruz.
EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ TRAJEDİYE DÖNÜŞTÜ
Yankee emperyalizminin zehirli dişlerini defalarca tatmış bir ülkeden geliyorum. Sözde terörle savaş döneminin insansız hava aracı saldırılarından, halk düşmanı IMF programlarına kadar, emperyalist saldırganlıkla her cephede yüzleştik.
Pakistan, dünyanın en genç nüfusuna sahip ülkelerden biri. Halkımızın neredeyse üçte ikisi otuz yaşın altında. Ancak en büyük gücümüz olması gereken bu durum, en derin trajedilerimizden birine dönüştü.
BOĞAZIMIZI SIKAN EL AYNI
Milyonlarca gencimiz işsizliği, enflasyonu, çöken kamu hizmetlerini, özelleştirilmiş ihtiyaçları ve borç ile bağımlılığa rehin verilmiş bir geleceği miras alıyor. Halk nefes alamaz haldeyken, egemen sınıfımız ülkeyi Pakistanlıların değil; Washington’un, IMF’nin ve küresel finans sermayesinin çıkarları doğrultusunda yönetmeye devam ediyor. Her IMF anlaşması, egemenliğimizden bir tabaka daha söküp alıyor. Her özelleştirme programı, bir kamu varlığını daha satıyor. İşte tam da bu yüzden Pakistan’ın gençlik krizi yalnızca ekonomik bir kriz değildir. Bu siyasi bir krizdir. Medeniyet ölçeğinde bir krizdir. Ve izole bir kriz de değildir. Her yerdeki gençliğin mücadelesiyle bağlıdır. Çünkü failimiz aynıdır. Pakistan gençliğinin boğazını sıkan el; Gazze’deki soykırımı finanse eden, Küba’yı ve İran’ı yaptırımlarla ve istikrarsızlaştırma operasyonlarıyla kuşatan, Küresel Güney’i yağmalayan eldir. Bu, Amerikan emperyalizminin elidir.
EMPERYALİZM ONLARA ‘DİKTATÖR’ DER
Emperyalizm gençlere direnişin imkânsız olduğunu öğretir. Kolektif mücadelenin demode olduğunu söyler. Amerikan hegemonyasına karşı duranların yalnızca “diktatörler” olduğuna bizi inandırmak için medyaya, sivil toplum kuruluşlarına, akademiye ve kültür makinesine milyarlarca dolar harcar. Savaşı, işgali ve yaptırımları meşrulaştırmak için İslamofobiyi silah olarak kullanır. İran, Küba, Çin ve Sahel gibi ülkelere karşı korku üretirken, bütün ulusların kaynaklarını, egemenliğini ve onurunu çalar.
Şu emperyalist düzenin ne kadar çaresizleştiğine bir bakın. Önce ABD, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu ve First Lady’yi açık bir emperyalist mafyaymış gibi kaçırdı. Ardından İran’a yönelik ortak bir ABD–İsrail saldırısında Ayetullah Ali Hamaney suikasta uğradı. Şimdi de açıkça Havana’da istikrarsızlaştırma ve rejim değişikliği konuşuyorlar. Çünkü onların düzenine boyun eğmeyi reddeden her ulus ya yaptırıma uğratılmak ya devrilmek ya bombalanmak ya da yok edilmek zorundadır. Buna rağmen siyasi bir uyanış yaşanıyor.
GENÇLER FARKINDA; REFAH DEĞİL YABANCILAŞMA GELDİ
Küresel Güney’de ve emperyalizmin kendi merkezinde bile gençler şunu fark ediyor: Kendilerine refah getireceği vaat edilen sistem, onlara yabancılaşmadan, güvencesizlikten, bitmek bilmeyen savaşlardan ve toplumsal çürümeden başka bir şey getirmedi. Onlara nefret etmeleri öğretilen “diktatörler” ve “rejimler”, aslında emperyalizmin son krizini hazırlayan koruyucu meleklerdir. Burada Filistin’in hakkını teslim etmek zorundayız. Şanlı Aksa Tufanı ve onun ardından gelen olaylar olmasaydı, dünyanın dört bir yanındaki gençler bu kadar sert bir şekilde uyanmayacaktı.
KOPUK SANILAN MÜCADELE DESENİN PARÇALARIYMIŞ
CIA destekli propagandanın yoğun sisi dağılmaya başladı. Birbirinden kopuk ve yerel sanılan mücadelelerin, bir desenin parçaları olduğu anlaşılıyor. Tahakküm ve boyun eğdirme deseni. İşgal ve sömürü deseni. Şiddet ve manipülasyon deseni. Çıkarlarını insanlığın geri kalanının canından ve onurundan üstün tutan bir kliğin maskesi düştü.
AKSA TUFANI OLMASA DÜNYA BUNU GÖREMEYECEKTİ
Pakistan’ın gençleri borç tuzağının prangalarında ölmeye mahkûm ediliyor. Niye? Bretton Woods kurumları emperyalist elitleri, Trump’ları, Epstein’ları, küresel sermayenin asalaklarını beslemeye devam edebilsin diye. Aynı sırada Gazze’deki çocuklar enkazın altında nefessiz kalıyor. Küba yaptırımlarla boğuluyor. Sudan vekâlet savaşlarıyla kaynıyor. İran sürekli yaptırım tehditleriyle, sinsi istikrarsızlaştırma girişimleriyle hedef alınıyor. Aksa Tufanı olmasaydı, dünyanın pek çok yerinde insanlar bu deseni göremeyecekti. Özgürlüklerimiz de üzerimizde kurulan baskılar da birbirine düğümlüdür.
DİRENİŞ EKSENİ’NİN SUNDUĞU FIRSATI KAÇIRMAYIN
Bu yüzden gençliğe vereceğim mesaj şudur ve bunu ne kadar vurgulasam azdır: Anı yakalayın. Direniş Ekseni’nin bize sunduğu bu fırsatı kaçırmayın. Zemini onlar hazırladı. Şimdi sıra bizde. Örgütlenmek zorundayız. Kadrolarımızda disiplini inşa etmek zorundayız. Yan yana durmak zorundayız. Rüzgâr lehimize eserken, Direniş Ekseni davayı diri tutarken; işçileri sınıf bilinciyle ve anti-emperyalizmle eğitmek zorundayız. Bu anın elimizden kayıp gitmesine izin veremeyiz.
PAKİSTAN İŞÇİSİ, KÖYLÜSÜ DEVRİMCİ SİYASET ARIYOR
Bunu kendi partimizde, İşçi Köylü Partisi’nde bizzat görüyoruz. Pakistan’ın dört bir yanında işçiler, köylüler ve öğrenciler liberalizmin, kimlik siyasetinin ve elit seçim oyunlarının içi boş vaatlerinin yerine devrimci bir siyaset arıyor. Son yıllarda hareketimiz yeni bir enerji kazandı. Mitinglerimize, okuma çevrelerimize, işçi toplantılarımıza ve köylü mücadelelerimize giderek daha fazla genç katılıyor. Çünkü kapitalizmin ve emperyalizmin onlara hiçbir gelecek sunmadığını biliyorlar.
ÖRGÜTLENEREK SON DARBEYİ İNDİRECEĞİZ
Devrimci bir gençlik olarak bugünkü görevimiz, emperyalist makineyi yenebilecek yapıları inşa etmektir. Çünkü emperyalizm örgütlüdür. Finans sermayesi örgütlüdür. NATO örgütlüdür. Siyonist yerleşimci proje örgütlüdür. Onları yenmek istiyorsak, biz de örgütlü olmak zorundayız. İnanıyorum ki hep birlikte; çürümüş Yankee emperyalizminin, Siyonist hegemonyanın ve Batı tahakkümünün çoktan çatlamış duvarlarına son darbelerden birini indireceğiz.
*Pakistan Mazdoor Kisan Partisi Basın ve Enformasyon Sekreteri Syeda Ayesha Saleem’in 19 Mayıs’ta Dünya Antiemperyalist Gençlik Şöleni’nde yaptığı konuşma.