Yoldaşlar, ben Tunus’tan geliyorum. Aynı yüzyılın içinde hem sömürgecinin kırbacını, hem diktatörün zincirini, hem de IMF’nin yavaş yavaş akan zehrini tatmış bir topraktan. Dedemin çıplak elleriyle Fransızlara karşı savaştığı, babamın Bin Ali’ye karşı yürüdüğü, benim kuşağımınsa tarih kitaplarının mürekkebi kurumadan devrimin çalındığını görerek uyandığı bir topraktan.
Ama aynı zamanda UGET(1)’in üyesiyim. 1952’de kuruldu. Yani bağımsızlıktan önce. Kimseden izin almadan.
Sizinle paylaşmak istediğim ilk söz de zaten budur:
Biz kimseden izin almadık.
EMPERYALİST ‘MEDENİYET’
Emperyalizm uyumaz. Emekliye ayrılmaz. Utanmaz da.
Sadece kılık değiştirir.
Dün savaş gemisiydi, tüfekti. Bugün borç, bugün yapısal uyum programı. Dün köyünüzü yakıyordu. Bugün hükümetinizi satın alıyor. Dün liderlerinizi zincire vuruyordu. Bugün onlara takım elbise giydirip işi kendi elleriyle yaptırıyor.
Ama sonuç hep aynı.
Yoksulluk yaratıyorlar. Açlık yaratıyorlar. Göç yaratıyorlar. Sonra dönüp Akdeniz’de boğulan gençlerimize bakıp ‘medeniyet krizi’ diyorlar.
Hayır. Bu bir medeniyet krizi değildir.
Bu medeniyetin kendisidir. Onların medeniyeti. Tasarlandığı gibi tıkır tıkır işliyor.
FİLİSTİN’DEKİ SOYKIRIM
Filistin.
Bu kelimeyi fısıltıyla söylemeyeceğim. Diplomasi diline sarıp sarmalamayacağım. ‘Çatışma’ demeyeceğim. ‘Durum’ demeyeceğim. ‘Süregelen gerginlikler’ demeyeceğim.
Ne ise onu söyleyeceğim.
Bu bir soykırımdır. Finanse edilmiş, silahlandırılmış, veto ile korunmuş bir soykırım. Dünyanın bütün ekranlarında canlı yayınlanırken, bir önceki soykırımdan sonra kurulan uluslararası kurumlar oturup rapor yazdı.
Üniversiteleri bombaladılar.
Bu cümle bir an yüreğinize otursun.
Üniversiteleri kazara bombalamadılar. Sömürgeci savaşta kaza diye bir şey yoktur. Üniversiteleri bombaladılar çünkü bilgi sahibi bir Filistinli, güç sahibi bir Filistinlidir. Çünkü okuyan halka unutturulamaz. Çünkü eğitim, başlı başına bir direniştir. Biz zaman zaman unutsak da onlar bunu çok iyi biliyor.
Gazze’deki üniversite yandığında, dünyanın her köşesindeki her öğrenci bunu içinde hissetmeliydi. Çünkü Gazze’de bir üniversiteyi bombalamayı meşru gösteren mantık, yarın Tunus’ta, İstanbul’da, Karakas’ta, Dakar’da bir öğrencinin sesini kısmayı da meşru gösterecek.
Bu aynı savaştır. Cepheleri farklıdır, yöneten aynıdır.
Che Guevara der ki: Gerçek devrimciye yol gösteren, büyük bir sevgi duygusudur.
Buna inanıyorum.
EMPERYALİZMİN ADINI KOYALIM
Ama şuna da inanıyorum: Öfkesi olmayan sevgi yetmez. Halkınızı, ona yapılan zulme öfkelenecek kadar seveceksiniz. İnsanlığı, insanlığın düşmanını adıyla, gözünüzü kırpmadan söyleyecek kadar seveceksiniz.
Ve o ad emperyalizmdir.
Belirsiz, soyut bir emperyalizm değil. Adı konulmuş, somut bir emperyalizmden söz ediyorum. Askeri üsleriyle, finans kurumlarıyla, kukla rejimleriyle, medya imparatorluklarıyla, seri numaralı bombalarıyla ve çalınmış topraklar üzerinde yabancıların çizdiği sınırlarıyla.
İşte biz bununla savaşıyoruz.
Ve bu konuda nazik olmayacağız.
Bizim kuşağa çok şey söylendi.
Gerçekçi ol dediler. Ölçülü ol dediler. Sisteme içeriden gir, içeriden değiştir dediler. Doğru anı bekle dediler. Sürece güven dediler.
Biz beklerken Gazze yerle bir edildi. Sahel kuruyana kadar kanatıldı. Gençlerimiz denizde boğuldu. Üniversitelerimizin bütçesi kesildi. Hareketlerimiz fişlendi, suç sayıldı.
Ben beklemeyi bıraktım.
Doğru an, her zaman şimdidir.
ŞİMDİ SIRA BİZDE
Şu salona bir bakın.
Farklı ülkelerden geldik. Farklı diller konuşuyoruz. Farklı yaralar taşıyoruz.
Ama hepimiz aynı mücadelenin çocuklarıyız. Lumumba’nın uğruna can verdiği mücadelenin. Allende’nin uğruna can verdiği mücadelenin. Tunus’un, Cezayir’in, Johannesburg’un öğrencilerinin uğruna kan döktüğü mücadelenin.
Filistin fedailerinin elinde başka hiçbir şey kalmadığında bile yüreğinde taşıdığı mücadelenin.
O mücadele bitmedi. Bitmesine izin verilmedi.
Şimdi sıra bizde.
Yük olarak değil; onur olarak.
Sözlerimi basit bir çağrıyla bağlamak istiyorum.
DAYANIŞMA KURALIM!
Bu salondan birey olarak çıkmayın. Yoldaş olarak çıkın. Birbirinizle iletişim bilgisi değil, söz alın. Bağlantı değil, dayanışma kurun. Bedeli olan, zor günde ortaya çıkan, kameralar söndüğünde kaybolmayan bir dayanışma.
Emperyalizm bizim bölünmemize güveniyor. Yorulmamıza güveniyor. Bir gün ‘yeter artık’ deyip evimize döneceğimize güveniyor.
Biz eve hiç dönmeyen kuşak olalım.
Biz emperyalizmi önce yoran kuşak olalım.
Yaşasın Filistin! Nehirden denize kadar özgür Filistin! Kahrolsun emperyalizm! Nefes aldığı her toprakta kahrolsun! Yaşasın öğrenci! Konforu değil halkı seçen öğrenci! Yaşasın UGET! Yaşasın uluslararası dayanışma!
Öğrenci yaşıyor. Mücadele sürüyor.
Hasta la Victoria, siempre! (Zafere ulaşana kadar, her zaman!)
(*)Tunus Ulusal Öğrenci Birliği Merkez Komite üyesi.
(1) Tunus Genel Öğrenci Birliği (Union Générale des Étudiants de Tunisie). Tunus’un sömürge döneminden bu yana faaliyet gösteren en köklü ve en büyük öğrenci sendikasıdır.