Ana içeriğe geç

Avrupa’da muhafazakâr milliyetçi koalisyon

Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya ve Fransa, derin bir ekonomik kriz geçiriyor. Bu siyasete de yansıyor. Avrupa Parlamentosundaki muhafazakâr birlik partileri, milliyetçilerle koalisyon yapmak için zemin hazırlıyorlar. ‘Almanya İçin Alternatif’ partisi ile koalisyon seçeneği için girişimler arttı.

Avrupa’da muhafazakâr milliyetçi koalisyon
Aydınlık
16

ABD hegemonyasının çöküşü, NATO’nun dağılması ve küresel çapta baş döndürücü değişimler, Avrasya merkezli yeni bir dünyanın gelişini gösteren önemli olgular. Bu dönüşümün ilerleyen ayağı da Avrupa’da yükselen milliyetçi partilerin iktidara yürüyüşleridir. Atlantikçi merkezlerce “ırkçı”, “faşist” gibi sıfatlarla hedef alınan bu partiler, Avrupa’yı Asya ile yakınlaştıran, Avrasya’ya yönelimin öncüleri konumunda. Bu gelişmeyle Avrupa’da milli devletler birliğine katılımlar ilerliyor.

Milliyetçi partilerin yükselişi Avrupa’nın Atlantik hegemonyasından bağımsızlaşması yönünde gelişmeleri hızlandırdı. Milliyetçilerin iktidara gelmesi süreci, devrimlerin önünü açan önemli bir dönüşüm.

Hegemonyacılığın çöküşünden sonra emperyalist sistemin toplumları çürütmesine karşı da önemli adımlar atılacak. Bugün çürüyen emperyalist Avrupa sistemi içinde milliyetçiliğin birinci parti konumuna yükselmesi bunun göstergesi.

Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya ve Fransa, derin bir ekonomik kriz geçiriyor. ABD-İsrail ortaklığının İran saldırısı ve ticari ilişkilerdeki cezai gümrük vergileri, durumu daha da olumsuz etkiliyor. Avrupa Birliği (AB)’nde önde gelen muhafazakâr yöneticiler oy kaybediyor. Avrupa Parlamentosu’ndaki muhafazakâr birlik partileri, milliyetçilerle koalisyon yapmak için zemin hazırlıyor. Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi ile koalisyon seçeneği için girişimler arttı. Kamuoyu yoklamalarına göre AfD’nin oy oranı artık yüzde 30’lara ulaştı. Bazı eyaletlerde daha da yüksek.

German Foreign Policy (GFP)’nin ‘Almanya’yı Sarsmak’ başlıklı son makalesinde, AfD ile muhafazakâr partiler koalisyonunun, Almanya için ‘en umut verici seçenek’ olarak görüldüğü belirtiliyor. Almanya’nın muhafazakâr liderleri ile Fransa’nın milliyetçi RN (Le Pen’in partisi) partisinin cumhurbaşkanı adayı Bardella ile işbirliği görüşmeleri basına yansımıştı. Bardella da bu işbirliğini geliştirmek kararında olduğunu belirtti.

EKONOMİ KURULUŞLARI MİLLİYETÇİLERE YÖNELİYOR

Bardella, bir Alman gazetesine verdiği röportajda, Fransa’da seçim kazanması durumunda, Alman Hükümeti ile yakın işbirliği yapmak istediğini açıkladı. Bardella, başkanlık seçim anketlerinde önde ve milliyetçi milyarder Vincent Bolloré’nin medya kuruluşu tarafından destekleniyor. Bolloré’nin yakın çalışanı Pierre-Édouard Stérin’den de ekonomi konularında danışmanlık alıyor. RN üst yönetimi şu anda Airbus, TotalEnergies ve Renault’un patronları ve en zengin ABD dışı kişi olan lüks tüketim malları şirketi LVMH’nin patronu Bernard Arnault da dahil olmak üzere Fransa’nın önde gelen iş insanlarıyla görüşüyor.

Almanya’da olduğu gibi Fransız şirketleri de milliyetçilerle işbirliğini geliştiriyorlar. Bazı tanınmış Alman otomobil, motor vb. ağır sanayi firmalarının merkezleri veya önemli şubeleri de Çin’de faaliyet gösteriyor, Amerika’dan uzaklaşıyorlar.

Almanya ve Fransa’da milliyetçi partilere destek yüzde 30’lara yükselirken, üretim alanında faaliyet gösteren büyük ve orta halli işletmeler milliyetçilere destek oluyor. Atlantik bağlantıları içinde çöküşe giden ekonomilerin Rusya ve Çin’e yönelmesi bir seçenek oluyor. Bu gelişme zaten milliyetçi partilerin programı. Rusya ile ilişkileri düzeltme, özellikle enerji hatlarını tekrar harekete geçirme eğilimi bütün topluma yayılıyor. Batı’da çöken ekonominin, yükselen doğunun desteği ile dengelenebileceği fikri güçleniyor. AfD ile işbirliği yapılmasına yönelik çağrılar giderek artıyor.

The Pioneer dergisinin raporuna göre Alman ekonomisinin önemli kesimleri, AfD ile işbirliğine yöneliyor. Dergiye göre, güçlü ama sadece orta sınıf ağırlıklı olmayan Die Familienunternehmer Derneği artık AfD milletvekillerini ‘Parlamenter Akşamlar’a davet ediyor. Saksonya’da orta ölçekli işletmeler arasında her iki girişimciden birinin AfD ile aynı fikirde olduğu duyuluyor. Büyük şirketlerin de AfD ile ilgili prensipte bir temas korkusu olmadığı bildiriliyor.

Parti hükümete katılırsa, ‘çok hızlı‘ bir işbirliğinin gerçekleşebileceği ifade ediliyor. Bazı kritik oylamalarda muhafazakâr milliyetçi işbirliği el altından yapılarak sonuç alınmıştı. Bu durum açıklığa kavuşturuluyor. Eski Trigema Şefi Wolfgang Grupp dahil birçok iş insanı, milliyetçilere karşı örülen duvarın sona erdirilmesini vurguladı.

CDU/CSU ve SPD yönetim organları, AfD ile resmi bir işbirliğine hâlâ itiraz ediyorlar. Şansölye Friedrich Merz, seçimden önce resmi işbirliği olmadan ama AfD’nin yardımıyla bir Federal Meclis oylamasını kazanmıştı. Avrupa Parlamentosunda da böyle uygulamalar defalarca yapılmıştı.

Uluslararası Af Örgütü verilerine göre, SPD, Bündnis 90/Die Grünen, Sol Parti ve BSW milletvekilleri için baştan onaylanabilir olmayan bir öneri kabul edildi: O zamanki CDU Genel Başkanı Merz, önceden dolaylı olarak, AfD’nin onayına takılmadığını açıkça doğrulamıştı. Oylama sonucu, AfD’nin Birlik Partisi’ne çoğunluk sağlamaya hazır olduğunu gösterdi.

AFD MUHAFAZAKÂRLARIN OYLAMALARINDA ROL ALDI

29 Ocak 2025 tarihli bir oylama, AfD’nin öngörülebilir şekilde çoğunluğu sağlayan parti olarak kullanıldığı tek oylama olarak kalmadı. Avrupa Parlamentosunda buna uygun bir yaklaşım artık yerleşmiş durumda. Burada muhafazakâr EVP grubu, başkanları Manfred Weber (CSU) yönetiminde, Sosyal Demokrat ve Yeşiller gruplarının onayını vermediği önerileri parlamentodan geçirmek için giderek daha fazla European Conservatives and Reformists (ECR), Patriots for Europe (PfE) ve zaman zaman Europe of Sovereign Nations (ESN) gibi milliyetçi grupları kullanıyor.

Berlin’deki hükümet partileri CDU/CSU ve SPD tarafından resmi olarak AfD ile bazı ortak oylamalar yapmaya karşı çıkılırken şimdi farklı sesler giderek güçleniyor. Geçmiş Schleswig-Holstein Başbakanı Torsten Albig (SPD), belirli konularda AfD ile işbirliği yapılmasını önerdi. Önümüzdeki seçimlerden sonra Doğu Almanya’da AfD’nin toleransı ile azınlık hükümetlerinin oluşması kaçınılmaz sesi yükseliyor.

AfD için olası bir açılıma ek destek, şimdi de Almanya’nın en büyük yayın kuruluşu Springer’den geliyor. Springer’in gazetelerinden Die Welt, 2024 sonlarında Elon Musk’ın bir köşe yazısını yayımladı. Yazıda “Almanya için Alternatif, bu ülke için son umut kıvılcımıdır.” deniyordu.

Ardından Die Welt, AfD Lideri Weidel’i bir ‘ekonomi zirvesi’ne davet etti, şirket şefi Mathias Döpfner ise “söylenebilir alanları açmaya kararlılıkla devam edeceğini” belirtti. Daha önceleri Welt-TV, AfD politikacılarına röportaj ve tartışmalarda söz hakkı vermişti. Geçen hafta Bild gazetesi, tartışmalara daha yoğun şekilde katıldı. Öncelikle, kendi okurlarıyla yaptıkları bir anket sonucuna göre, yüzde 84’ün SPD ile AfD’nin işbirliğini desteklediğini, yalnızca yüzde 14’ün karşı çıktığını yazdı. Hafta sonu yayımlanan, Bild tarafından sipariş edilen bir INSA anketi de katılımcıların yüzde 70’inin eğilimine göre, eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern’deki seçimlerden sonra en az bir AfD başbakanı olacağına işaret ediyordu.

MİLLİYETÇİLERİ DIŞLAYAN ENGELLEMELER YIKILIYOR

Avrupa Parlamentosu’ndaki milliyetçileri dışlayan duvarın yıkılması, tek tek milletvekillerinin çabasından ziyade, AB hükümetlerinin kararlarının değişmesi sonucudur. Bu, Avrupa Parlamentosu’ndaki muhafazakâr EPP grubunun, Giorgia Meloni’nin Fratelli d’Italia’sı, Fransız Rassemblement National (RN) çevresindeki PPE ve AfD çevresindeki ESN gibi milliyetçi gruplarla birlikte oy çoğunluğu sağladığı durumlara bakıldığında ortaya çıkmaktadır. Hristiyan Demokratların (EVP) ve Avrupa Parlamentosu’ndaki grubunun başkanı Manfred Weber (CSU), milliyetçilerin yardımıyla çoğunluklar elde etme seçeneğinin mimarı olarak kabul ediliyor. Weber, AB ülkelerinin projelerini Avrupa Parlamentosu’ndan geçirebilmek için yıllardır böyle bir işbirliği üzerinde çalışıyor, hatta projeler katı milliyetçi olduklarında diğer grupların onayı alınamasa bile…

Milliyetçi partilerin içerisinde farklı fikirler var. Küresel çaptaki saflaşmalar onları da etkiliyor ve gelişmelere olumsuz etki yapabilecek fikirler terk ediliyor. Özellikle izinsiz göç olayları önde gelen eleştiri konusu. Bu, bütün Batı sisteminin başta gelen tutumu. Göçmenlerin sınır dışı edilmesi, en çok ABD yönetimi tarafından yapılıyor. Sistem içi olan milliyetçi partiler de bu politikalardan uzak durmuyor. Milliyetçilerin ana yönenlimleri önemli: ABD hegemonyacılığına, NATO’ya karşı olmaları, Rusya ve Çin ile ilişkilere, Avrasya’ya yönelmeleri. Ülkelerin ilişkilerinde bağımsız devletler topluluğu olarak birbirlerine yaklaşmaları milliyetçileri de etkiliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler