Ana içeriğe geç

NATO’nun çöküşü, Avrupa, Türkiye

Fransa, Almanya’nın hedeflediği gibi tek başına hareket etmeyi, mevcut devasa borçları nedeniyle göze alamaz. Ortaya çıkmakta olan Alman tek taraflı hareketi Paris’te büyük tepki yaratmış durumda. Tüm diğer ulus ötesi savunma projeleri ilerleme kaydedemediği ya da başarısız olduğu için artıyor

NATO’nun çöküşü, Avrupa, Türkiye
Aydınlık
16

Hegemonyacılığın ve onun saldırı ve yayılma aracı olan NATO’nun çöktüğü bir süreci yaşıyoruz. Bu bağlamda ABD’nin mevcut sistemi ve İsrail gibi onun piyonları da çöküşe doğru gidiyor. Ancak bu süreç emperyalizmin toptan çöküşü değildir. Hegemonyacılık yapamasalar da emperyalist ülkeler bir süre daha varlıklarını sürdürecektir. Ancak bu emperyalizmin sonunu hazırlayan devrimci dönüşümler, Avrasya’ya yönelişlerin takip ettiği bir süreç olacaktır. Emperyalist ülkelerde devrimci ve milliyetçi dönüşümler olacaktır. Bunlar bağımsız Avrupa devletleri ve devrimlerin gerçekleşmesi süreci şeklinde gerçekleşecektir. Gelişmeler ilerlemenin bu yönde olduğunu gösteriyor.

Bu süreçte emperyalistler arası çatışma ve gerginliklerin de hesaba katılması kaçınılmaz. AB emperyalistlerinin hegemonyacı ABD’ye karşı ortak tavırları bunun değiştiğini göstermez. Özel çıkara dayalı bir yatırım sermaye sistemi olan emperyalist devletler birbirlerine rekabetten vazgeçemezler. Bu yazıda özellikle Avrupa’nın önde gelen iki ülkesi, Almanya ve Fransa arasındaki gerginlik ve açığa çıkan bir rekabete dikkat çekeceğiz. Ayrıca Türkiye’nin ve Avrupa Türk toplumunun, AB ülkelerinin Avrasya’ya yönelen güçleri desteklemede oynayabilecekleri rolü ortaya koyacağız.

DAĞILAN NATO VE AVRUPA’DA GERGİNLİK

Avrupa her ne kadar Avrupa Birliği olarak adlandırılsa da mutlak bir barış ve ortaklık kurmaları gerçekçi değil. 20. yüzyıl bunun somut örnekleriyle dolu.

Almanya ve Fransa arasında artan gerilimler, Federal Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in, Paris’te Fransız Milli Günü için düzenlenen askeri geçit törenine katılımında devam etti. Geçit törenine, Ukrayna’ya destek için “Gönüllüler Koalisyonu” ülkelerinden yaklaşık 500 asker liderlik etti. Elysee Sarayı’na göre, bu sadece “Fransa’nın stratejik silahlanmasını” değil aynı zamanda özellikle “Avrupa’nın stratejik uyanışını” simgeliyordu. Berlin, ortak altıncı nesil savaş uçağı projesinden çekildikten sonra sadece kendi ulusal savaş uçağı projesini başlatmıştı. Uçağa bağlı Combat Cloud’u da tek başına geliştirmek istemesi Paris’te büyük bir rahatsızlık yarattı. Anlaşıldığı gibi Fransa ile işbirliği yapmak yerine ayrı proje geliştirildi. Daha önce de Paris, bir uydu ağı kurarken geri plana itilmişti: Berlin bir “Alman Starlink” üzerinde çalışıyor. Bu da uzun zamandır planlanan ve Fransız katılımı olan “Avrupa Starlink” projesinin başarısız olmasına yol açacağa benziyor. Alman atılımı, AB’yi stratejik olarak dengesizleştirebilir.

SİLAHLANMADA BAŞI ÇEKEN ALMANYA

Almanya-Fransa görüşmeleri öncesinde, Merz tek taraflı hamlelerinden dolayı Paris’teki hoşnutsuzluğu azaltmaya çalıştı. Almanya kendi ordusunu Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordularından biri yapma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu, Fransa’da giderek daha fazla endişe yaratıyor. Ayrıca Almanya-Fransa yüksek teknoloji silah projelerinin ulusal projeler lehine iptali de aynı şekilde tedirginlik oluşturuyor. Ülkenin Genelkurmay Başkanı Fabien Mandon bunların Fransa’yı “küçük düşüreceği” konusunda uyarıyor. Berlin’de şimdi en azından ortak bir tutumu sürdürüyormuş gibi görünmek için, Almanya-Fransa ortak yapımı seyir füzeleri ve balistik füzeler düşünülüyor. Alman savunma sanayisi henüz bunların ikisinde de kayda değer bir yeteneğe sahip değil. Paris işbirliğine hazır, ama aynı zamanda son iki kendine has özelliğini daha çok öne çıkarmayı hedefliyor: Operasyonel askeri tecrübesi ve nükleer güçleri. Kendi liderliğindeki “istekli koalisyon” için sert manevralar planlıyor, nükleer şemsiyesini Avrupa’ya yayıyor.

MERZ BÜTÇEYİ ARTIRIYOR

Berlin, 2027’den 2030’a kadar 838 milyar avro yeni borç alacak, bunun büyük kısmı orduya gidecek. Bu yüzden 2030 yılında 81 milyar avro faiz yükü bekleniyor. Bu, mevcut sağlık bütçesinin neredeyse dört katı. Aynı zamanda, Almanya’nın gerçek askeri harcamaları, resmi olarak bildirilenin yüzde 50 üzerinde. Federal bütçe bu yıl için ordunun harcamalarını yaklaşık 82,7 milyar avro olarak öngörse de hükümet NATO’ya 124,7 milyar avro askeri harcama bildirmiş. Fark açıkça diğer bütçe kalemlerinde ve gölge bütçelerde (özel fonlar) gizli. Berlin ile başa çıkmak zorunda olan Paris ve Londra da dramatik şekilde silahlanıyor. Bu, sağlık, sosyal ve eğitim sistemlerinde ağır kesintiler pahasına oluyor. Merz protestolara izin vermiyor.

Berlin’in bir dizi Alman LEO uydusunu uzaya göndermeye karar vermesi “Alman Starlink’i” kurmayı planlaması, dengeyi bozuyor. AB, IRIS2 projesi ile bir “Avrupa Starlink’i” hedeflemiş ve Fransız uzay endüstrisi bu projeden kârlı paylar alma umudu besleyebiliyordu. “Alman Starlink’i” şimdi IRIS2’yi sorguluyor. Ayrıca, Almanya, dron üretiminde de imkanları dahilinde ulusal yolu izliyor. Bu, Almanya’nın silahlanma harcamalarında benzeri görülmemiş artışla nedensel bir bağlantı içinde. Avrupa’daki stratejik güç dengeleri giderek daha fazla değişiyor. Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (IFRI) Paul Maurice, yakınlarda şöyle diyordu: “Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana Avrupa kıtasında ‘tarihi bir statüko’ hakim olmuştu: Almanya ekonomik, Fransa ise askeri ve stratejik güç olarak.” Ukrayna savaşının başlamasından bu yana statüko ‘sarsıldı’.

ALMAN-FRANSIZ ANLAŞMAZLIKLARI

Merz resmi geçitte yer alırken, perde arkasında ciddi Alman-Fransız anlaşmazlıkları devam ediyordu. Şu anda bunlar bir kez daha savunma sanayisi alanında tırmanıyor. Tetikleyici sebep, federal hükümetin 2017’de başlatılan altıncı nesil bir savaş uçağı ortak geliştirme projesini durdurması ve şimdi ulusal bazda bir savaş uçağı üretmek istemesi oldu. Bu amaçla Airbus Defence & Space, MTU, Hensoldt, MBDA Deutschland, Diehl Defence, Rohde & Schwarz, Liebherr ve Autoflug’un yer aldığı ‘Team Gen 6’ adlı bir konsorsiyum kurdu. Almanya, son derece pahalı jeti, eşi benzeri görülmemiş bir borç programıyla finanse edebilecek durumda. Buna karşılık Fransa, Almanya’nın hedeflediği gibi tek başına hareket etmeyi, zaten mevcut devasa borçları nedeniyle göze alamaz. Ortaya çıkmakta olan Alman tek taraflı hareketi Paris’te büyük tepki yaratmış durumda ve bu, neredeyse tüm diğer ulus ötesi savunma projeleri ya ilerleme kaydedemediği ya da tamamen başarısız olduğu için daha da artıyor. Nörvenich Hava Üssü’nde düzenlenecek Almanya-Fransa Savunma ve Güvenlik Konseyi toplantısında, memnuniyetsizliği azaltmak için yeni projeler sunulacak.

Bir sonraki tek başına Alman projesi, başka bir Alman-Fransız silahlanma projesini tehlikeye atabilir. Combat Cloud’dan yani dijital bağlantıdan bahsediliyor. Bu büyük çaplı Future Combat Air System (FCAS) projesi kapsamında, altıncı nesil savaş uçağını uydular, insansız hava araçları, dron grupları ve muhtemelen yer bazlı savaş unsurlarıyla bağlamayı amaçlıyordu. Ortak savaş uçağı geliştirme projesinin sona ermesinin ardından Berlin ve Paris’ten ilk başta bir ağızdan, en azından drone’ların ve özellikle Combat Cloud’un ortak geliştirilmesine devam edilebileceği söylendi.

AVRASYA’YA YÖNELİŞTE TÜRKLERİN ROLÜ

Büyük Savaşı önlemenin temeli olan Türkiye, Rusya, Çin, İran İttifakı’nda Türkiye’nin önemli bir rolü var. Türkiye, Asya ve Avrupa arasında bir köprü konumunda. Her yönden küresel çapta önemli bir konuma yükseliyor. 4 milyonu Almanya’da olmak üzere 6 milyonun üzerinde nüfusu olan Avrupa Türk Toplumu da bu konuma eklenince Türkiye’nin önemi katlanıyor. Bu önem Avrupa’da iktidara yürüyen Milliyetçi Partilerin daha da güçlenmesini sağlayacak bir etken olmaları konumundan geliyor.

Türkiye’deki nüfus gibi Avrupa’da yaşayan Türk veya Türkiye kökenli vatandaşlar da doğal olarak Avrasya yönüne bakmaya yatkınlar. Bu konum iyi değerlendirmeli. Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerdeki milliyetçi partilere katılmak, faaliyetlerini desteklemek, AB ülkelerinin Avrasya’ya gidişini hızlandıracak ve güçlendirecektir.

Çok açık olarak görülen çöküş karşısında Türkiye bir an önce NATO’dan çıkmalıdır. Bu şekilde tarihin yarattığı olumlu fırsatları NATO’dan çıkarak inandırıcı şekilde değerlendirebilir. Dağılıp çökerken, çok kutuplu gelişmeye yapabileceği kadar zarar vermeyi öngören bir yapıdan nasıl yararlanılabileceğini düşünmek, abesle iştigaldir. Atlantikçilerin Avrupa ve Türkiye’ye dayattığı bu tuzaklar terkedilmelidir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler