Konfor yemeği denilen vücuda faydası az ama damağa iyi gelen yemek alışkanlıklarımızın kökenlerini anlamak, bu yiyecekleri daha sağlıklı hale getirmenin yollarına da işaret edebilir. Nostalji, bizi teselli eden, şımartan kısacası ruha iyi gelen yemeklerde büyük bir rol oynar. Bu da aslında daha sağlıklı yiyeceklerle de aynı rahatlama hissini yeniden öğrenebileceğimizi düşündürüyor.
Stres altındayken çoğu zaman nefis bir hamur işi ya da bol çikalatılı bir tatlı isteriz. Ya da bol soslu bir makarna, yaşadığımız coğrafyanın popüler bir yemeği de istediklerimizin arasında yer alabilir.
Mevsim yaz ve hava sıcaksa nefis bir dondurmaya da hiç kimse hayer diyemez.
“Konfor yemeği” teriminin kökeni, psikolog Joyce Brothers’ın 1966’da bir gazete köşesinde yazdığı bir ifadeye dayanıyor: “Yetişkinler, yoğun duygusal stres altında kaldıklarında ‘konfor yemeği’ denebilecek şeylere yönelirler — çocuklukta güven duygusuyla ilişkilendirilen yiyecekler, örneğin annenin limonlu keki ya da tavuk çorbası.”
O dönemde konfor yemeklerinin çoğu ev yapımı ya da en azından minimum düzeyde işlenmişti. Ancak sonraki on yıllarda gıda üreticileri, patates püresi, kek ve dondurma gibi klasik konfor yiyeceklerinin daha ucuz ve aşırı işlenmiş versiyonlarını üretmek için giderek daha gelişmiş teknolojiler kullandı. Kalori açısından yoğun, tuz, yağ ve şeker oranı yüksek bu ultra işlenmiş gıdalar, geçmiş nesillere kıyasla daha kolay tüketilebilir ve daha az sağlıklı.
Bilim ise daha sağlıklı ve yine de “konfor” hissi verebilen yiyeceklerin mümkün olabileceğini gösteriyor. Araştırmalar, bu yiyeceklerin etkisinin büyük ölçüde psikolojik olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle zihnimizi daha besleyici gıdalara yönlendirmek — hatta bazen yiyeceğe hiç ihtiyaç duymadan rahatlamak — mümkün olabilir.