Ana içeriğe geç

NATO Ankara Zirvesi’nin Z raporu

NATO Ankara Zirvesi’nin Z raporu
Ekonomim.com
16

NATO'nun Ankara'da düzenlediği zirve toplantısında hem İttifak'ın dönüşümü, hem de yeni yönelimleri konusunda kritik kararlar alındı.

Ancak zirve sonunda yayınlanan sonuç bildirisinin sadece altı maddeden oluşması - bu maddelerden birinin de Türkiye'ye zirve ev sahipliği teşekkürü olması-, NATO içinde ABD ile Avrupalı müttefikler arasındaki sıkıntıların hala devam ettiğinin somut göstergesi gibi. Bildirinin şifreleri şöyle;

Görüş ayrılıkları aşılamadı

Ankara zirvesinde NATO içinde özellikle savunma harcamaları, Ukrayna, ABD'nin Avrupa'daki rolü, Çin ve İran meselesi konusunda yaşanan görüş ayrılıkları aşılamamış görünüyor. Bu nedenle kısa tutulan bildiride yalnızca üzerinde tam uzlaşı sağlanabilen ifadeler yer aldı. Bir anlamda "durum kurtarma bildirisi" yayınlanmış oldu.

Avrupa savunması NATO içinde güçlenecek

NATO Ankara Zirvesi'nin sonuç bildirisinde, Avrupa'nın ittifak içindeki rolünün güçlendirilmesi ön plana çıktı. Bildiride, "güçlü bir NATO'nun, güçlü bir Avrupa ile mümkün olduğu" vurgulanırken, Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın ABD'yle birlikte İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstleneceği belirtildi. Bildiri, savunma sanayiinde iş birliğinin artırılması ve daha güçlü bir Avrupa'nın NATO çatısı altında ittifakın geleceğinde daha etkin rol üstlenmesini hedefleyen yeni döneme işaret etti. Bildirinin bu paragrafındaki ifadeler Türkiye açısından da kilit önem taşıyor. Avrupa'nın savunmasını güçlendirirken bunu NATO içinde mi yapacağı, yoksa AB'nin özerk bir savunma sistemi mi kuracağı tartışılıyordu. Ankara açısından, Avrupa savunmasının Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO ittifakı içinde güçlenmesi kritik önem taşıyor. Bildirinin bu yönde çıkmasında Türkiye'nin de katkısı büyük.

Çin çıktı, yapay zekâ bildiriye girdi

Bildirgede dikkat çeken en önemli değişikliklerden biri, son yıllarda NATO metinlerinde öne çıkan Çin'e yönelik ifadelerin tamamen çıkarılması oldu. Bu tercihin altında da yine İttifak içinde Çin'e nasıl yaklaşılması gerektiği konusundaki kafa karışıklığının sürmesi yatıyor.

Bildirideki teknoloji başlığında ise NATO'nun "Transatlantik Savaş Bulutu" oluşturma çalışmaları ile güçlü yapay zekâ modellerinin askerî sistemlere entegrasyonu öne çıktı. Derin hassas vuruş kabiliyetleri, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ile uzay ve siber yeteneklere yapılan vurgu da geleceğin savaş konseptinin artık dijital teknolojiler üzerine inşa edildiğini ortaya koydu.

Türkiye'yi memnun eden başlık: Savunma sanayisinde engeller kalksın

Ortak bildiride en dikkat çekici başlıklardan biri savunma sanayii oldu. Müttefikler 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki ve ortak projeler için taahhütte bulunurken, savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması ve ortak üretim kapasitesinin artırılması hedefi de açık şekilde ifade edildi. Bu yaklaşım, NATO'nun yalnızca askerî bir ittifak değil, aynı zamanda ortak bir savunma üretim ekosistemi oluşturma arayışında olduğunu gösteriyor. Türkiye açısından ise bu madde, gerek ABD'nin gerekse Avrupalı müttefiklerin uyguladıkları silah ambargolarının kaldırılması yönünde önemli irade bildirimi olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Ukrayna artık NATO ekosisteminin parçası

Bildirgede Ukrayna desteği de güçlü şekilde korundu. 2026 yılı için yaklaşık 70 milyar avroluk askerî yardım, eğitim ve ekipman desteği taahhüt edilirken, bu seviyenin en az 2027 yılında da sürdürülmesi hedefi kayda geçirildi. Üstelik ABD Başkanı Trump'ın Ukrayna'ya savunma füzeleri lisansı verilip, bu ülkede üretime geçileceğine ilişkin açıklaması, Ukrayna'nın artık "silah sağlanan" ülke olmaktan çıkarıp, NATO eko-sisteminin parçası olacağının işaretini verdi. Türkiye, Ukrayna'da kurduğu ortak dron üretim tesisleri ile zaten bu yöndeki ilk adımları atan ülkelerden biriydi.

İran anlaşmazlığı aşılamadı

Ankara NATO zirvesinde İran savaşı konusunda ABD ile Avrupalı müttefikleri arasındaki anlaşmazlık da aşılamadı. Ancak "Trump'ı memnun göndermek" için olsa gerek, Avrupalılar bildiriye İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiği ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine tam saygı gösterilmesi yönünde bir çağrı ifadesi koydular. Ancak Trump'ın Ankara'da zirve boyunca konuştuğu her ortamda Avrupa'ya yönelik "İran meselesinde ABD'yi yalnız bıraktılar" eleştirilerine rağmen Avrupalılar İran savaşına NATO'yu sokacak herhangi bir taahhüdün bildiriye yansımasına izin vermediler.

Avrupalılar bastırdı; %5 savunma harcaması koşulu bildiriye girmedi

Zirvenin en dikkat çekici eksiklerinden biri ise savunma harcamaları oldu. Lahey'de kabul edilen GSYH'nin yüzde 5'ine ulaşma hedefi bildirgede açık biçimde tekrar edilmedi. Bunun yerine daha muğlak ifadeler tercih edildi. Bu durumu, başta İspanya olmak üzere bazı ülkelerin hedefe mesafeli yaklaşmasının ve birçok Avrupa ülkesinin gerekli finansmanı nasıl sağlayacağı konusunda hâlâ net bir plan ortaya koyamamasının yansıması olarak değerlendirmek mümkün.

2027'de NATO zirvesi olacak mı?

Zirvenin ardından dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise gelecek yıl yapılacak NATO Liderler Zirvesi oldu. Sonuç bildirgesinde bir sonraki NATO liderler zirvesinin yeri ve tarihi konusunda herhangi bir taahhüt bulunmazken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte daha sonra zirvenin Arnavutluk'ta yapılacağını açıkladı. Ancak tarih verilmemesi, gelecek yıl liderler düzeyinde zirve yapılıp yapılmayacağı konusunda soru işaretlerinin devam ettiğini gösteriyor.

Ankara zirvesi İttifak içindeki anlaşmazlıkların kamuoyuna yansıtılmadan bitirilmesi ve sonuçta -kısa da olsa- herkesin imza attığı ortak bir bildiride buluşulması açısından bir başarı olarak nitelendirilebilir. Ancak önümüzdeki yıl Trump'ın hala ABD Başkanı olarak devam edecek olması nedeniyle, bir "yol kazası" olmaması için NATO liderler zirvesinin 2027'de yapılmaması ihtimali büyük.

F-35'te kapı aralandı, karar çıkmadı

Ankara'daki NATO Zirvesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde uzun süredir kriz başlığı olan F-35 dosyasını yeniden gündemin en üst sıralarına taşıdı. Ancak zirveden çıkan tablo, sorunun çözüldüğünü değil, çözüm için siyasi iradenin ortaya konulduğunu gösteriyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamalar dikkat çekiciydi. Trump, F-35 satışı konusunda "Henüz tam olarak kararımı vermedim" derken, Erdoğan için "Bize birçok farklı şekilde yardımcı oldu. Eğilimim vermek yönünde" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Reuters'ın "S-400'leri başka bir ülkeye gönderecek misiniz? Trump size F-35 konusunda ne söyledi?" sorusuna tek cümleyle yanıt verdi: "Bizi izlemeye devam edin."

Bu açıklamalar, tarafların kamuoyu önünde kesin taahhüt vermekten kaçındığını ancak kapıları da kapatmadığını gösteriyor.

Asıl soru ise Trump'ın hangi F-35 senaryosundan söz ettiği.

- İlk ihtimal, Türkiye'nin parasını ödediği ve ABD'de hangarlarda bekletilen uçakların teslim edilmesi. Bu seçenek, hem hukuki hem de siyasi açıdan en uygulanabilir senaryo olarak değerlendiriliyor. Nitekim geçmişte bu uçakların bakım masrafları için Türkiye'ye fatura gönderilmiş olması da mülkiyet tartışmasını farklı bir boyuta taşıyor.

- İkinci ve daha kapsamlı seçenek ise Türkiye'nin yeniden F-35 programına dahil edilmesi. Ancak burada da iki farklı model bulunuyor. Ankara'nın yeniden üretici ortak statüsüne dönmesi en zor ihtimal olarak görülüyor. Daha gerçekçi senaryo ise Türkiye'nin programa yabancı askeri satış (FMS) modeliyle müşteri olarak geri dönmesi.

- Ayrıca F-35 dosyasının kilit başlığı olmaya devam eden S-400 meselesinde de yeni formüller tartışılıyor; Sistemlerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi seçenekler arasında yer alıyor. Azerbaycan'ın bu seçeneğe sıcak bakmadığı belirtilirken, Suriye formülü güvenlik riskleri nedeniyle zayıf görülüyor. Öne çıkan seçenek S-400'lerin Körfez'deki Arap ülkelerinden birine satılması. Türkiye, Katar ve Umman ile Eurofighter uçağı satın alımı konusunda uzlaşmıştı. S-400'lerin bu ülkelerden birine uçaklar karşılığında verilmesi söz konusu olabilir. Ancak S-400'te herhangi bir formülün hayata geçmesinin yalnızca Türkiye-ABD ilişkilerini değil, Ankara-Moskova hattındaki dengeleri de kökten değiştirmeye, Rusya ile gerginlik yaratmaya aday olduğu da unutulmamalı.

- Öte yandan NATO Zirvesi'nde F110 savaş uçağı motorlarının tedarikinde herhangi bir siyasi engel bulunmadığı mesajı verilmesi de dikkat çekti. Bundan sonraki pazarlığın, motorların TEI tarafından lisans altında üretilmesi ve yüksek adetli üretim garantisi üzerine yoğunlaşması bekleniyor. Bu başlık, Türkiye'nin savunma sanayii açısından F-35 kadar stratejik önem taşıyor.

Trump her ne kadar Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını söylese de sürecin yalnızca Beyaz Saray'ın kararıyla ilerlemesi mümkün görünmüyor. ABD Kongresi'nin onayı, özellikle F-35 programına dönüş gibi kritik başlıklarda belirleyici olmaya devam edecek. Bu nedenle Trump'ın siyasi iradesi önemli olsa da tek başına yeterli değil.

Gemi inşada kritik işbirliği

Savaş uçakları konusunda Ankara istediğini alamasa da, savunma sanayisinin kritik başlıklarından biri olan savaş gemisi inşasında Ankara ile Washington arasında mutabakat sağlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile fırkateyn, korvet ve denizaltı projeleri başta olmak üzere gemi inşa alanında işbirliği yapmak konusunda uzlaştıklarını, ortak adımların kısa sürede atılacağını açıkladı.

Zirvede gölgede kalanlar

ABD- İspanya gerginliği: Trump, NATO'daki savunma harcamaları nedeniyle İspanya'yı sert sözlerle hedef alarak, basın toplantısında kendisini dinleyen ABD Hazine Bakanı'na İspanya ile tüm ticari ilişkilerin kesilmesi talimatını verdi ve "İspanya ile artık hiçbir ticaret yapmak istemiyoruz" dedi.

Trump- Meloni sıkıntısı: İtalya Başbakanı Meloni ile Trump arasındaki gerginlik Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderler onuruna verdiği akşam yemeğine de yansıdı. Meloni, kendisi için "benimle fotoğraf çektirmek için yalvardı" diye açıklama yanan Trump'la karşılaşmamak için yemeğe geç geldi. Liderler zirve aile fotoğrafı çekerken de Trump salona girdiğinde Meloni'nin yüzünü diğer tarafa çevirmesi dikkat çekti.

Çekya'daki siyasi gerginlik aile fotoğrafında: Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'nin aile fotoğrafı, Çekya'daki siyasi krizi de gözler önüne serdi; Başbakan Andrej Babiš'in heyete katılmasına karşı çıktığı ancak mahkeme kararıyla zirvede yer alan Cumhurbaşkanı Petr Pavel'in fotoğraf karesinin zirve akşam yemeğinde çekilen fotoğraf karesinde iki ayrı uçta konumlanması, iki lider arasındaki gerilimi objektiflere yansıttı.

Orban gitti, ancak halefi de Ukrayna konusunda tutum değiştirmedi: Macaristan'da son seçimlerde Orban'ın 16 yıllık Başbakanlığı bitti, ancak izlediği Ukrayna'ya askeri yardım konusundaki olumsuz politika devam ediyor. Orban'ın yerine Başbakanlık koltuğuna oturan Magyar da Ankara'daki NATO zirvesinde yaptığı açıklamada Macaristan'ın Ukrayna'ya yalnızca insani yardımları sürdüreceğini belirterek, Macaristan Ukrayna'ya silah veya asker sağlamayacak" dedi. Bulgaristan Başbakanı Radev de AB'nin 13 yardım paketinin ardından ülkesinin silah ve mühimmat stoklarının tükendiğini, Ukrayna'ya gönderebilecekleri ilave askeri malzeme kalmadığını vurguladı. Çekya Başbakanı Andrej Babis ülkesinin Ukrayna'ya askeri teçhizat, yardım ve eğitim desteği kapsamında NATO'nun 70 milyar avroluk taahhüde katkıda bulunmayacağını bildirdi.

Hediye silah Ankara'da kaldı: İngiliz basınına yansıyan haberlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Liderler Zirvesi'ne katılan liderlere isimlerine özel işlenmiş tabanca ve mühimmat hediye ettiği, ancak İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın silahı ülkesine götürmenin yasal olmaması nedeniyle Türkiye'de bırakarak etkisiz hale getirilmesini istediği bildirildi. Diğer liderlerin ise hediye silahları beraberlerinde götürüp götürmedikleri açıklanmadı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler